sakınca

/sa.kɯnˈd͡ʒa/
noun
B2 seviye
TR → EN
"sakınca" kelimesinin İngilizcesi: risk. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelrisknoun
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)sakıncayı
Yönelme (-e)sakıncaya
Bulunma (-de)sakıncada
Çıkma (-den)sakıncadan
Tamlayan (-in)sakıncanın
Çoğul (-ler)sakıncalar
Tanım
•Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum, mahzur
•Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum
Diğer Dillerde
AlmancaBedrohung, Risiko, riskieren (dişil)
threat (indication of imminent danger)
çekim: çoğul Bedrohungen · tamlayan Bedrohungen
eş: Drohung, Gefährdung, Gefahr
köken: From bedrohen + -ung.
Ich scheue keine Mühe. — Bence bir sakınca yok.
Fransızcarisque (eril) /ʁisk/
risk
çekim: çoğul risques
köken: Inherited from Middle French risque (first attested in 1578), borrowed from Old Italian risco (modern Italian rischio).
aile: à ses risques et périls, au risque de, courir le risque, gestion des risques, risquer
Vous permettez ? — Sakıncası var mı?
le risque d'une nouvelle guerre mondiale
Je n'aime pas trop prendre des risques.
İspanyolcaarriesgar, chansear, peligrar, poner en riesgo, riesgo, risco /arjesˈɡaɾ/
to venture; to risk; to hazard · to endanger; to put at risk · to stake
çekim: geçmiş arriesgué · ortaç arriesgado · şimdiki arriesga
eş: arriscar
köken: From a- + riesgo (“risk”) + -ar.
aile: arriesgado
Le importa? — Sakıncası var mı?
İtalyancarischiare, rischio /risˈkja.re/
to risk, to jeopardize · to risk (doing something) [with di (+ infinitive)] · for there to be a risk, to threaten [with di (+ infinitive)]
çekim: geçmiş rischiàto · ortaç rischiàto · şimdiki rìschia · ulaç rischiànte
eş: mettere a rischio, arrischiare, ardire, azzardare, osare, scommettere
köken: From rischio + -are.
E' un problema? — Sakıncası var mı?
rischiò di piovere
Rusçaпомеха, препятствие, затруднение, риск, опасность
помеха, препятствие, затруднение
Вы не возражаете? — Sakıncası var mı?
Arapçaخَطَر, مُجَازَفَة, مُخَاطَرة
هو شرك للانسان ان يلغو قائلا مقدس وبعد النذر ان يسأل. — Düşünmeden adakta bulunmak Sakıncalıdır.
Farsçaبه خطر انداختن, خطر کردن, دل به دریا زدن, ریسک کردن /del be d̪æɾˌjɒː zæˈd̪æn/
to risk
çekim: geçmiş دل به دریا زد · ortaç دل به دریا زده · şimdiki دل به دریا میزند · ulaç دل به دریا زننده
بیا دلمون رو به دریا بزنیم
مجید اخشابی، «فصل پرواز» دل به دریا زدی اما بی هوا ... del be daryâ zadi ammâ bi-havâ ...
Azericerisk, təvəkkül
complete reliance on (God), confidence (in in relation to one's affairs) to (God), entire trust in (God), resignation (to the will of God)
çekim: çoğul təvəkküllər · tamlayan təvəkkülün
köken: From Arabic تَوَكُّل (tawakkul).
aile: tavaxıl
Kazakçaтәуекел
risk
çekim: çoğul тәуекелдер · tamlayan тәуекелдің
köken: From Arabic تَوَكَّلَ (tawakkala, “to rely on”).
aile: тәуекелді, тәуекелділік, тәуекелсіз, тәуекелсіздік, тәуекелші, тәуекелшілік, тәуекелшіл, тәуекелшілдік
Özbekçetavakkal, xatar, xavf /tæ.wækˈkæl/
resignation to God's will
çekim: çoğul tavakkallar · tamlayan tavakkalning
köken: Borrowed from Arabic تَوَكُّل (tawakkul).
Felemenkçerisico, risico nemen, riskeren (nötr) /ˈri.zi.koː/
risk
çekim: çoğul risico's
köken: Borrowed from Italian risico, variant of risco (“risk”), whence rischio (“risk, threat”) and rischiare (“to run into danger”). Further origin uncertain. See English risk for more.
aile: risicoarm, risicodragend, risicoloos, risicovol, risicovrij, beleggingsrisico, besmettingsrisico, eigen risico, overlijdensrisico, risicoanalyse
Baat 't niet, dan schaadt het ook niet. — Denemekte sakınca yok.
Je loopt het risico te vallen.
Luisteren op eigen risico.
Portekizcearriscar, pôr em risco /a.ʁisˈka(ʁ)/
to risk · to venture, hazard · to imperil
çekim: geçmiş arrisquei · ortaç arriscado · şimdiki arrisca
köken: From a- + risco + -ar.
É uma inconveniente capacidade. — Bu sakıncalı bir yetenek.
Yunancaδιακινδυνεύω, διακυβεύω, διατρέχω τον κίνδυνο, θέτω σε κίνδυνο, κίνδυνος, πιθανότητα /ði.a.cin.ðiˈne.vo/
to endanger, to imperil, to jeopardize · to risk
çekim: geçmiş διακινδύνευσα · ortaç έχοντας διακινδυνεύσει · şimdiki διακινδυνεύει · ulaç διακινδυνεύοντας
köken: Learned borrowing from Ancient Greek διακινδῡνεύω (diakindūneúō, “to be exposed to great danger”), with semantic loan from English endanger. By surface analysis, δια- (dia-) + κίνδυν(ος) (kíndyn(os)) + -εύω (-évo).
aile: διακινδύνευση
Σαs πειράζει; — Sakıncası var mı?
Japoncaリスク, 危険 /ɾʲisɨ̥kɯ̟/
risk (possible, usually negative, outcome) · RISC
köken: Borrowed from English risk.
悩みは体重。 — Sakıncaları Ağırdır.
Korece리스크, 위험 /ɾisʰɯkxɯ/
risk (possible, usually negative, outcome)
köken: Borrowed from English risk.
함부로 이 물건을 거룩하다하여 서원하고 그 후에 살피면 그것이 그물이 되느니라 — Düşünmeden adakta bulunmak Sakıncalıdır.
İsveççeäventyra, riskera
jeopardize
çekim: geçmiş äventyrade · ortaç äventyrad · ulaç äventyrande
köken: äventyr + -a
Och det har jag inget emot. — Bence bir sakınca yok.
Lehçeryzyko, ryzykować, zagrożenie, zaryzykować (nötr) /ˈrɘ.zɘ.kɔ/
risk
çekim: çoğul ryzyka · tamlayan ryzyka
köken: Internationalism; compare German Risiko, Italian rischio, and Dutch risico.
To niewygodna umiejętność. — Bu sakıncalı bir yetenek.
Ukraynacaри́зик
Але я нічого не маю проти. — Bence bir sakınca yok.
Hintçeख़तरा, जोखिम (eril) /xət̪.ɾɑː/
danger, risk
çekim: çoğul ख़तरे
köken: Borrowed from Classical Persian خطره (xatra), from Arabic خَطَر (ḵaṭar). Compare Bengali খতরা (khotra), Punjabi ਖ਼ਤਰਾ (xatrā).
Finceottaa riski, riskeerata, riski, vaarantaa /ˈriskeːrɑtɑˣ/
To risk or incur risk (to something).
çekim: geçmiş riskeerannut · şimdiki riskeeraa · ulaç riskeeraava
köken: Probably from Swedish riskera.
aile: riskeeraaminen
Sepä harmillinen kyky. — Bu sakıncalı bir yetenek.
Älä riskeeraa terveyttäsi tupakoimalla!
Çekçeriziko (nötr) /ˈrɪzɪko/
risk
çekim: çoğul rizika · tamlayan rizika
eş: ohrožení, nebezpečí
zıt: bezpečí
köken: Borrowed from German Risiko.
aile: inflační riziko, kreditní riziko, kurzové riziko, měnové riziko, politické riziko, tržní riziko, riskovat
Osídlo jest člověku pohltiti věc posvěcenou, a po slibu zase toho vyhledávati. — Düşünmeden adakta bulunmak Sakıncalıdır.
Rumencerisc, risca (nötr) /risk/
risk
çekim: çoğul riscuri · tamlayan riscului
köken: Borrowed from French risque.
Eu n-am nicio problemă. — Bence bir sakınca yok.
Macarcakockázat, rizikó /ˈkot͡skaːzɒt/
risk
çekim: çoğul kockázatok
köken: kocka + -zat
aile: kockázati, kockázatos, kockázatmentes
Sok baja is volt ezért. — Bunun birçok sakıncası bulunmaktaydı.
İbraniceסיכון \ סִכּוּן, סַכָּנָה
מוקש אדם ילע קדש ואחר נדרים לבקר׃ — Düşünmeden adakta bulunmak Sakıncalıdır.
Latinceaudeo, perīculum /ˈau̯.de.oː/
to dare, venture, risk · to be eager for battle
çekim: ortaç ausus · şimdiki audet · ulaç audēns
köken: From avidus (“greedy”) + -eō (stative suffix), hence originally meaning “to be greedy”, as also evidenced by the form sōdēs (“if you please”) < *sī audēs (literally “if you want very much”). For the supine ausum compare also ārdeō : ārsum and gaudeō : gavīsum, in which the i was retained.
aile: audāx, audēns, ausō, ausum, ausus, sapere audē, sodes
Sapere audē.
to risk
çekim: geçmiş risikerede · ortaç risikeret · ulaç risikerende
köken: From Italian risicare and French risquer.
Det giver ikke problemer. — Bence bir sakınca yok.
Vietnamcanguy cơ, rủi ro /ŋwi˧˧ kəː˧˧/
the risk, odds or likelihood of something disastrous happening
köken: Sino-Vietnamese word from 危機 (“crisis/disaster”).
Hay là chúng ta lại ở chung một nhà có được không? — Yeniden birlikte yaşamamızın bir sakıncası var mı?
nguy cơ đã biết
nguy cơ chưa biết
nguy cơ tiềm ẩn
Bulgarcaрискувам
Примка е за човека да казва необмислено: Посвещавам това , И след като се е обрекъл тогава да разпитва. — Düşünmeden adakta bulunmak Sakıncalıdır.
Etimoloji
From sakınmak.
Örnek Cümleler
O sakıncalıydı.
It was inconvenient.
Sakıncası var mı?
Do you mind?
Sakıncası var mı?
Do you mind?
Eğer sakıncası yoksa.
If you don't mind.
Sakıncası yok, değil mi?
You won't mind, will you?
Benim için sakıncası yok.
It's OK with me.
Kalmamın sakıncası var mı?
Do you mind if I stay?
Oturmamın sakıncası var mı?
Do you mind if I sit?
Gitmemizin sakıncası var mı?
Would you mind if we left?
Başlamamın sakıncası var mı?
Do you mind if I get started?
Binmemde bir sakınca var mı?
Is it ok if I ride?
Beklemenin sakıncası var mı?
Do you mind waiting?
sakınca ile daha fazla örnek cümle →