Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kemik

kemik

/ceˈmic/
noun
B2 seviye
TR → EN
"kemik" kelimesinin İngilizcesi: bone, bone, bone, bone. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbonenoun
Genelbone
Genelbone
Genelbone

Görsel

Müze Koleksiyonundan İşlemeli Antik Kemik Objesi Yan GörünümBiyomimikri etkili organik kemik yapısından oluşan gotik katedral konseptiDetaylı Organik Kemik Dokusuyla Tasarlanmış Fantastik Gotik Şato Heykelicam kapaklı kemik rengi tencerede sebzeli pirinç yemeği illüstrasyonu

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)kemiği
Yönelme (-e)kemiğe
Bulunma (-de)kemikte
Çıkma (-den)kemikten
Tamlayan (-in)kemiğin
Çoğul (-ler)kemikler

Tanım

•isim, anatomi: İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı
•sıfat: Bu sert organdan yapılmış

Atasözü & Deyim

“İtin (köpeğin) duası kabul (makbul) olsa(-ydı) gökten kemik yağar(-dı)”

Diğer Dillerde

Almancaknochen, Knochen (eril) /ˈknɔχn̩/
bone · backbreaking, demanding
çekim: tamlayan Knochens
eş: Gebein, Gräte, Bein, Knochensubstanz
köken: From Middle High German knoche, from Old High German knohha, from Proto-West Germanic *knokō (“bone, joint”). Displaced earlier Bein for "bone" in most contexts. Compare Dutch knook (“bone”), knokkel (“knuckle”), knekel (“bone (of a dead person)”), English knuckle, Danish kno and Swedish knoge (both “knuckle”).
aile: Knöchel, Knochenbau, Knochenbruch, knochendürr, Knochenfisch, Knochenjob, Knochenkrebs, Knochenmark, Knochenmühle, Knochensäge
Meine Knochen tun weh. — "Kemiklerim sızlıyor.
Knochenjob
Knochenstudium
Fransızcaos, Os (eril) /ɔs/
bone · snag, hitch
köken: Inherited from Middle French os, from Old French os, from Latin ossum, popular variant of os, ossis, ultimately from Proto-Indo-European *h₃ésth₁ (“bone”), *h₂óst.
aile: coûter un os, en chair et en os, l'avoir dans l'os, n'avoir que la peau sur les os, os ethmoïde, os frontal, os hyoïde, os lacrymal, os nasal, os occipital
Les os du pied droit. — Sağ ayak kemikleri.
Le chien a enterré un os.
Il y a un os.
İspanyolcacoger con, culear, deshuesar, espina, follar con, hueso /kuleˈaɾ/
to fuck (sexually; does not imply anal sex) · to fuck (to abuse) (compare the English use of fuck to express great displeasure with someone or something)
çekim: geçmiş culeé · ortaç culeado · şimdiki culea
eş: pegar tour, sodomizar, follar
köken: From culo (“ass, arse”) + -ear (verbal suffix).
Huesos del pie. — Ayak kemikleri.
to lock (with a key)
çekim: geçmiş chiavàto · ortaç chiavàto · şimdiki chiàva · ulaç chiavànte
eş: possedere, scopare, fare l'amore, fare sesso, copulare, trombare
köken: From chiav(e) + -are (1ˢᵗ conjugation verbal suffix).
aile: chiavata, chiavo
Ossa della gamba destra. — Sağ ayak kemikleri.
Rusçaкость /kosʲtʲ/
bone · dice, die
çekim: çoğul ко́сти · tamlayan ко́сти
eş: останки, прах, материал, происхождение, порода, телосложение
köken: Inherited from Old East Slavic кость (kostĭ), from Proto-Slavic *kostь. Compare Latin costa, whence English coast and English costa (“rib-like structure”).
aile: беско́стный, костене́ть, закостене́ть, окостене́ть, кости́стый, костля́вый, ко́сточка, накостыля́ть, косты́ль, костя́к
Травма правой ноги. — Sağ ayak kemikleri.
локтева́я кость
перело́м ко́сти
ры́бья кость
Arapçaعضم, عضمة, عَظْم, عَظْمَة
انسجة العظم تُخبرنا — Kemik dokusu bize
Farsçaاَسْت, اُسْتُخوان, اُسْتُخوَان, اُسْتُخْوَان, اُسْتُخون
awn (of wheat, bean, etc.) · fishbone
çekim: çoğul qılçıqlar · tamlayan qılçığın
köken: Derived from Proto-Turkic *kïl.
Kazakçaсүйек /sʏ.jø̞k/
bone
çekim: çoğul сүйектер · tamlayan сүйектің
köken: Etymology tree Proto-Turkic *süŋük Kazakh сүйек Inherited from Proto-Turkic *süŋük.
aile: бас сүйек, сүйексіз, сүйекті, сүйектес, сүйектеу
Özbekçesuyak
bone
çekim: çoğul suyaklar · tamlayan suyakning
köken: Etymology tree Proto-Turkic *süŋük Karakhanid سُنْکُکْ (/⁠süŋük⁠/) Chagatai سونکوک (süŋük) Uzbek suyak Inherited from Chagatai سونکوک (süŋük), from Karakhanid سُنْکُکْ (/⁠süŋük⁠/), from Proto-Turkic *süŋük.
Tatarcaсөяк
Felemenkçebeen, bot
Nou ja... zware botten. — Biz iri kemikli deriz.
Portekizceosso (eril) /ˈo.su/
bone · bone (material) · a difficulty
çekim: çoğul ossos
eş: moiado, tenso
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese osso, from Latin ossum, popular variant of os (“bone”), from Proto-Italic *ōs, ultimately from Proto-Indo-European *h₃ésth₁ (“bone”), *h₂óst. Compare Galician óso, Spanish hueso, Catalan, French, and Romanian os, Interlingua, Italian, and Sardinian osso.
aile: desossar, em carne e osso, largar o osso, ossada, ossaria, ossário, ossificar, ossinho, ossito, osso da sorte
É só pele e osso. — Bir deri bir kemik.
O cão enterrou um osso.
bone · shoehorn
çekim: çoğul κόκαλα · tamlayan κοκάλου
köken: From Byzantine Greek κόκκαλον n (kókkalon), from Ancient Greek κόκκαλος (kókkalos, “pine kernel”).
Στα πόδια σανδάλια. — Ayak kemikleri.
Kρέας χωρίς κόκαλα για μαγείρεμα.
Çinceгўдў, гўдўзы, гўдўр, 滑頭 /滑头, 骨質 /骨质, 骨頭 /骨头
⑧生出骨骼。 — Elmacık kemikleri çıkıktır.
Korece뼈다귀, 뼈를 깎다 /p͈jʌ̹da̠ɡɥi/
bone piece · bone
eş: 뼈
aile: 개뼈다귀
뼈의 역사를 보면 — Kemik dokusu bize
İsveççeben, bena ur, benvit (nötr) /ˈbeːn/
leg; part of trousers which covers the legs · the part of a piece furniture on which it stands · bone; any of the components of an endoskeleton
çekim: çoğul bens · tamlayan bens
köken: From Old Swedish bēn, from Old Norse bein, from Proto-Germanic *bainą.
De är bara skinn och ben. — Bir deri bir kemik.
Lehçegnat, kość, ość (eril) /ˈɡnat/
large bone · animal bone · human bone
çekim: çoğul gnaty · tamlayan gnata
köken: Etymology tree Proto-Slavic *gnatъ Polish gnat Inherited from Proto-Slavic *gnatъ.
Nic tylko skóra i kości. — Bir deri bir kemik.
Gnaty me bolą.
Ukraynacaкі́стка, кість /kʲisʲtʲ/
bone
çekim: çoğul ко́сті · tamlayan ко́сті
köken: From Proto-Slavic *kostь.
Кістки ноги. — Ayak kemikleri.
Hintçeअस्थि, हड्डी (dişil) /əs.t̪ʰiː/
ashes, cremated remains · bone
çekim: çoğul अस्थियाँ
köken: Borrowed from Sanskrit अस्थि (asthi).
aile: उरोस्थि
Finceluu, luunvalkoinen, naida, nussia, poistaa luut, ruoto /ˈluː/
bone (one of the rigid structural elements in a skeleton) · bone (material making up the bones in a skeleton) · bone (part of a corset)
çekim: çoğul luut · tamlayan luun
köken: From Proto-Finnic *luu, from Proto-Uralic *luwe.
aile: luinen, luullinen, luumainen, luuton, luuska, luusto, luutua, alaleuanluu, alaleukaluu, alasinluu
Oikean jalan sääri. — Sağ ayak kemikleri.
Çekçekost (dişil) /ˈkost/
bone (any of the components of an endoskeleton, made of bone) · girl, woman
çekim: çoğul kosti · tamlayan kosti
köken: Inherited from Old Czech kost, from Proto-Slavic *kostь.
aile: kosterní, kostlivý, kostnatý, kostní, kosťový, diagram rybí kosti, kostlivec, kostnice, kostra, kůstka
Pravá stehenní kost. — Sağ ayak kemikleri.
Macarcacsont, kicsontoz, megdug, szálka /ˈt͡ʃont/
bone
çekim: çoğul csontok
köken: Two options: * either from Proto-Finno-Ugric *ćolme (“knot, bundel; to bind”), cf. Hungarian csomó (“knot”), for the semantic shift cf. also German Knoten (“knot”) vs. Knochen (“bone”) (with a noun-forming suffix -t added in Hungarian, cf. evet, nyest, menyét, but the last three words might have a diminutive -t instead), * or from Proto-Finno-Ugric *ćutte (“ankle bone”), for the semantic shift…
aile: csontos, csontozat, csontú, csontdaganat, csontkollekció, csontkovács, csontleves, csontrák, csontszáraz, csontszövet
Fájnak a csontjaim. — "Kemiklerim sızlıyor.
İbraniceדפק, זיין, עֶצֶם /daˈfak/
to knock · to beat · to fuck
çekim: geçmiş דָּפַקְתָּ
köken: Senses 3, 4, 5 were influenced by English fuck.
aile: דְּפִיקָה, דופק, דֹּפֶק
ההיסטורי הזו אומרת לנו — Kemik dokusu bize
Latinceexossō
Dancaknogle (nötr) /knɔɡlə/
bone (component of a skeleton)
çekim: çoğul knogler · tamlayan knogles
köken: From Middle Low German knōkel. Cognate with English knuckle.
aile: fodrodsknogle, knoglebygning, knogleled, knoglemarv, knogleskørhed, knoglet, knoglevæv, rørknogle
De er bare skind og ben. — Bir deri bir kemik.
Norveççeknulle, pule
Fotgjengerfeltet. — Ayak kemikleri.
Endonezcetulang /ˈtulaŋ/
bone · bone (fishbone, a bone of a fish) · bone inscription
çekim: çoğul tulang-tulang
köken: Inherited from Malay tulang, from Proto-Malayic *tulaŋ, from Proto-Malayo-Polynesian *tuqəlaŋ, from Proto-Austronesian *CuqəlaN.
aile: tulang aksial, tulang alveolar, tulang atlas, tulang belakang, tulang belikat, tulang belulang, tulang bercagak, tulang cenak, tulang daun, tulang dayung
Makanan itu seakan hanya melewati tubuh kami. — Bir deri bir kemik kalmıştık.

Etimoloji

From Ottoman Turkish كمیك (kemik), itself from Proto-Turkic *kemük (“cartilage; soft bone”).

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

El kemikleri.
Phalanges.
Alveolar kemik
Alveolar bone
Kemik Sınırlar
Bony walls
Ayak kemikleri.
Fresh Footprints.
Parmak kemikleri.
Phalanges.
126 kemik vardır.
There are 126 bones.
Köpeğe kemik verdi.
She gave a bone to the dog.
Sağ ayak kemikleri.
Bones of the right foot.
Entoküneiform kemik
The entocuneiform bone
Hiç kırık kemik yok.
There are no broken bones.
O bir deri bir kemik.
She is all skin and bone.
Kemiklerin sayılıyor.
You've become too skinny.
kemik ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Genelbone
Genelosteoporosis
Genelbone marrow
Genelbone fracture
Birleşik Kelimeler
kemik bilimikemik dokukemik erimesikemik rengikemik yalayıcıkemik zarıkuru kemiktırnaksı kemikaşık kemiğiatlas kemiğibaldır kemiğibelkemiğibel kemiğiçekiç kemiğidirsek kemiğidiz kapağı kemiğielmacık kemiğifibula kemiğigöğüs kemiğigözyaşı kemiğiincik kemiğikalbur kemiğikalça kemiğikamış kemiğikaraca kemiğikaval kemiğikol kemiğiköprücük kemiğikuyruk kemiğikuyruk sokumu kemiğikürek kemiğilades kemiğimercimek kemiğioynak kemiğiön kol kemiğiörs kemiğipazı kemiğisaban kemiğisağrı kemiğitarak kemiği
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod