hayat dolu

TR → EN
"hayat dolu" kelimesinin İngilizcesi: vibrant. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelvibrant

Görsel

Eğer bolluk dolu bir hayat istiyorsan, o zaman zengin bir erkek bul. Maddi durumu zayıf birini hırslı olmaya zorlamak yerine.Renkli Naif Sanat Tabloları: Köy Hayatı ve Çiçek Motifleriyle Dolu SergiDolunayın Altındaki Gizemli Baykuş: Büyüleyici Gece Atmosferi ve Yaban Hayatı

Tanım

•sıfat, mecaz: Neşeli, canlı, yaşama isteği çok olan; yaşam dolu

Diğer Dillerde

Almancadynamisch, kräftig, lebendig, lebenssprühend, lebhaft, pulsierend /ˌdʏˈnaː.mɪʃ/
dynamic
çekim: karşılaştırma dynamischer · üstünlük am dynamischsten
eş: beweglich
köken: Dynam(ik) + -isch
aile: hydrodynamisch
Aber Mama ist munter wie ein Fisch , das kann ich Ihnen sagen! — Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.
İspanyolcavibrante (dişil) /biˈbɾante/
vibrating · vibrant, lively · trilled
çekim: çoğul vibrantes
aile: vibrantemente
Los colores son muy vivos. — Renkler daha hayat doluydu.
İtalyancaeffervescente, energico, operoso, vigoroso, vivace /ef.fer.veʃˈʃɛn.te/
effervescent, fizzy, sparkling · brisk
eş: frizzante, gassato, spumeggiante, allegro, ardente, arguto
zıt: naturale
köken: From Latin effervēscentem.
I colori prodotti erano vivaci. — Renkler daha hayat doluydu.
Rusçaживо́й, резони́рующий
Рио — красивейший город, особенное место, где жизнь бьет ключом. — Rio güzel bir şehir, Hayat dolu bir yer, özel bir yer.
Azericecanlı, coşqun, qaynar, qızğın /d͡ʒɑnˈɫɯ/
living, animate · lively, spirited, brisk · live
çekim: karşılaştırma daha canlı · üstünlük ən canlı
köken: From can + -lı.
canlı uşaq
canlı yayım
Felemenkçeenergiek, kwiek, levendig /ˌeː.nərˈʒik/
energetic, lively (displaying a lot of energy through one's activity)
çekim: karşılaştırma energieker · üstünlük energiekst
eş: krachtdadig, levenskrachtig, ondernemend, onvermoeid, sprankelend, vitaal
köken: Borrowed from French énergique.
aile: energiekheid
Aber Mama ist munter wie ein Fisch , das kann ich Ihnen sagen! — Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.
vibrant, colourful, dazzling
köken: Compound of färg (“colour”) + sprakande (“sparkling”). First attested in 1898.
Ska doktorn hälsa på sin mamma? — Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.
Många måndagar gick, sommaren vissnade och avlöstes av den färgsprakande hösten, som i sin tur begravdes under snön.
Ett färgsprakande och maffigt äventyr fullspäckad med fantasieggande och groteska figurer – och med en lätt irriterande, uppbygglig ton.
Hintçeजीवंत /d͡ʒiː.ʋənt̪/
alive, lively, vivid, animated, vibrant,
zıt: निर्जीव, मृत
köken: From Sanskrit जीवन्त (jīvanta).
Finceelämää sykkivä, eloisa, värähtelevä, väräjöivä, värisevä, voimaa pursuava /ˈeloi̯sɑ/
lively, frisky, spirited, vibrant · cheerful, bubbly · vivid
çekim: karşılaştırma eloisampi · üstünlük eloisin
köken: elo + -isa
aile: eloisasti, eloisuus
Värivalikoima oli jälleen uusi. — Renkler daha hayat doluydu.
Dancakvik, livlig, pulserende, strålende, svingende, vibrerende /kvik/
lively · clever, quick-witted · fast
çekim: karşılaştırma kvikkere · üstünlük kvikkest
köken: From Old Norse kvik(k)r or borrowed from Middle Low German quik, from Proto-Germanic *kwikwaz (“alive”). Doublet of kæk and kvæg.
I, der finder behag i kamp og føler jer levende. Giv mig jeres navne! — Kavgada zevk arayanlar ve hayat dolu hissedenler, adlarınızı verin.
Bulgarcaвибриращ, пулсиращ, резониращ
Рио е красив град, жив град, специален град. — Rio güzel bir şehir, Hayat dolu bir yer, özel bir yer.
energetic (active, hands-on) · energetic, vigorous (showing, reflecting this quality) · energetic, vigorous (characterized by activity)
çekim: karşılaştırma enerģiskāks · üstünlük visenerģiskākais
eş: aktīvs, darbīgs
köken: From enerģija (“energy”) + -isks.
enerģisks darbinieks
enerģiska seja
enerģiski žesti
Gürcüceკანკალა, მთრთოლავი, სიცოცხლისუნარიანი, ცოცხალი, ცხოველი /t͡sʰo̞t͡sʰχäli/
alive, animate, brisk, live, lively, living, spirited, spry
çekim: karşılaştırma უფრო ცოცხალი · üstünlük ყველაზე ცოცხალი
köken: From Old Georgian ცოცხალი (cocxali).
aile: სიცოცხლე

Örnek Cümleler

Tom hayat doludur.
Tom is full of life.
Sami hayat doluydu.
Sami was full of life.
O hayat dolu bir kız.
She is a lively girl.
Ben çok hayat doluydum.
I was very exuberant.
Tom hayat dolu, değil mi?
Tom is exuberant, isn't he?
Bu yer vahşi hayat doludur.
This place is full of wildlife.
Renkler daha hayat doluydu.
The colors were vivid.
O, hayat dolu bir genç adam.
He is a lively young man.
O, çok yaşlı olsa bile hayat dolu.
He is full of life even though he is very old.
Yer yaratıcı genç insanlarla hayat doluydu.
The place was alive with creative young people.
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.
But Mom's as lively as a cricket.
Rio güzel bir şehir, Hayat dolu bir yer, özel bir yer.
Rio's a beautiful city, a vibrant place, special place.
hayat dolu ile daha fazla örnek cümle →