Yer yaratıcı genç insanlarla hayat doluydu.The place was alive with creative young people.
Tom hayat doludur.Tom is full of life.
O, vebaya kapılmadan önce güçlü bir çocuktu, hayat doluydu.He was a strong boy, full of life, before he was stricken with the plague.
Tom hayat dolu, değil mi?Tom is exuberant, isn't he?
O hayat dolu bir kız.She is a lively girl.
O, çok yaşlı olsa bile hayat dolu.He is full of life even though he is very old.
O, hayat dolu bir genç adam.He is a lively young man.
Bu yer vahşi hayat doludur.This place is full of wildlife.
Ben çok hayat doluydum.I was very exuberant.
Sami hayat doluydu.Sami was full of life.
Renkler daha hayat doluydu.The colors were vivid.
Yaşlanan bu adayı şu anda içleri hayat dolu olan toprak ve bitkiler örtmektePlants and soils now cover this aging island teeming with life
Buna rağmen hayat dolu ve doğru şeyi yapmakta çok iyidir.Even so, she's bright and is very good about doing the right thing.
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.But Mom's as lively as a cricket.
Rio güzel bir şehir, Hayat dolu bir yer, özel bir yer.Rio's a beautiful city, a vibrant place, special place.
Muhtemelen enerji dolu bir şehir hayal ediyorsunuz. Hayat dolu yemyeşil.You probably think about a city full of energy, a vibrant city full of green.
Renkler daha hayat doluydu.Les couleurs sont vives.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Sa manière d'être belle révèle tout ensemble ce rapport à la perfection et ce désespoir.
Renkler daha hayat doluydu.Los colores son muy vivos.
Renkler daha hayat doluydu.I colori prodotti erano vivaci.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Ciascuno dei suoi nove soffitti sembra superare gli altri in bellezza e grazia.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Обтекаем я снаружи И красив со всех сторон.
Renkler daha hayat doluydu.بأحلى ألوان الحياة..
Renkler daha hayat doluydu.Também a cor se torna mais viva.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Het beeldde alle levenskracht en schoonheid uit en versmolt die tot een geheel.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Twarz kobiety cechuje się pięknym, pełnym wdzięku obliczem.
Renkler daha hayat doluydu.Całość utrzymana była w żywych kolorach.
Durga cana yakın, güzel ve hayat dolu bir kız çocuğudur.Perri jest energiczną, pełną życia dziewczyną.
Arkadaşları arasında hayat dolu, eğlenceli ve esprili bir kişi olarak tanınır.Kolegové ho znali jako vtipného, zábavného a taktního společníka.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Alan zjišťuje, že svět kolem něj je krásný a strašně zajímavý.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Az egész épületet szépnek és elegánsnak találták.
Renkler daha hayat doluydu.Värivalikoima oli jälleen uusi.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Jokaisessa tarinassa ihmiselo näyttäytyy koko kauneudessaan ja kauheudessaan.
Avercamp'ın peyzajları çok renkli ve hayat doludur.Regirockin kivet ovat erikokoisia ja erivärisiä.
Renkler daha hayat doluydu.Τα χρώματα ήταν ζωντανά.
Aşık olduğu kız Taani (Anuska Sharma) daha genç, hayat dolu ve aynı zamanda nişanlıdır.Akane Tendo (天道 あかね, Tendō Akane) er Tendos yngste datter og forlovet med Ranma.
Renkler daha hayat doluydu.Kehidupannya dipenuhi dengan warna.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Gadis itu elok perawakannya dan cantik parasnya.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Người ở quanh vùng đều cho là hạnh phúc và hết sức ngợi khen nàng.
Renkler daha hayat doluydu.また色も水色のものばかりであった。
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.外見は美形で威厳に満ち溢れている。
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.其登場的篇章皆人氣甚高,大獲好評。
Avercamp'ın peyzajları çok renkli ve hayat doludur.המשלים של אטינגר הם מלאי פרטים וצבעוניים.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.הוא ידוע בכך שהוא נמשך ליופי וסולד מאנשים שמייחסים ליופי חשיבות מופחתת.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Mnoge ljude sa svih strana privlači čista i prelijepa priroda.
Renkler daha hayat doluydu.Cijeli je ciklus oslikan živim bojama.
Renkler daha hayat doluydu.Bili so več barvni.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Vihkaja tahab olla ilusam teistest ilusatest, olla kõrgem elusast ja tervest.
Hayat Dolu`nun senaryosuyla Oscar`a aday oldu.Film pärjati Oscariga täispika animafilmi kategoorias.
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.Aber Mama ist munter wie ein Fisch , das kann ich Ihnen sagen!
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.Aber Mama ist munter wie ein Fisch , das kann ich Ihnen sagen!
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.Dar mama e vioaie ca un greier.
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.Pero mi madre está tan activa como un grillo.
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.Ska doktorn hälsa på sin mamma?
Ama annem bir ağustos böceği kadar hayat dolu.Ukolla alkaa olla aika hankalaa, mutta äiti on kuin ilotulitus.
Bu heykellere baktığımda hayat dolu olduklarını düşünüyorum, . hareketleri çarpıcı güzellikte yansıtmışlar.Cel mai notabil fapt pentru mine este aparenta viata pe care o ofera aceste statui cat si impresia miscarii.
Bu heykellere baktığımda hayat dolu olduklarını düşünüyorum, . hareketleri çarpıcı güzellikte yansıtmışlar.Wat natuurlijk de geboorte van Athene voorstelt.
Bu heykellere baktığımda hayat dolu olduklarını düşünüyorum, . hareketleri çarpıcı güzellikte yansıtmışlar.Το πλέον αξιοσημείωτο για μένα είναι το πόσο ζωντανά είναι και πόσο γεμάτα κίνηση.
Bu heykellere baktığımda hayat dolu olduklarını düşünüyorum, . hareketleri çarpıcı güzellikte yansıtmışlar.Найвагоміша річ, як на мене, це те, що фігури наче живі і те, наскільки вони наповнені рухом.
Bu heykellere baktığımda hayat dolu olduklarını düşünüyorum, . hareketleri çarpıcı güzellikte yansıtmışlar.これらの彫刻には