Ana içeriğe geç
Sözlük
/
fitil

fitil

/fiˈtil/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"fitil" kelimesinin İngilizcesi: wick, candlewick, detonator, bougie, fuse. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Tıpwicknoun
Tıpcandlewicknoun
Geneldetonator
Genelbougie
Genelfuse
Genelwick
Genelsuppository
Genelwick
Genelsuppository

Görsel

Kaykay ve graffitili şehir sokakları - denge sanatıKapalı Alanda Renkli Grafitilerle Süslenmiş Modern Kaykay ParkıBeyaz Arka Planda Şeffaf Cam Kapta Üç Fitilli Yanan Dekoratif MumDekoratif Yeşil Sarı Geçişli Cam Kavanoz Mum ve Yanan Fitil Detayı

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)fitili
Yönelme (-e)fitile
Bulunma (-de)fitilde
Çıkma (-den)fitilden
Tamlayan (-in)fitilin
Çoğul (-ler)fitiller

Tanım

•isim: Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılan genellikle yağ çekici madde
•Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi
•Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç
•Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde
•Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılan kabartma yol
•Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit

Diğer Dillerde

to secure, safeguard · to hedge
çekim: geçmiş sicherte ab · ortaç abgesichert · şimdiki sichert ab · ulaç absichernd
köken: From ab- + sichern.
aile: Absicherer, Absicherung, absichernd, abgesichert
und Lichtschneuzen und Löschnäpfe von feinem Golde. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
FransızcaMèche (de lampe)
Ses mouchettes et ses vases à cendre seront d`or pur. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
detonating
çekim: çoğul detonadores
köken: From detonar + -dor.
También sus despabiladeras y sus platillos serán de oro puro — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
İtalyancadetonatore, fondere, fondersi, fusibile, innesco, miccia (eril) /de.to.naˈto.re/
detonator
çekim: çoğul detonatori
eş: capsula detonante, innesco
köken: From detonare + -tore.
I suoi smoccolatoi e i suoi portacenere saranno d'oro puro — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Rusçaзапал, фитиль, шнур (eril) /zɐˈpaɫ/
fuse, primer · ardor, enthusiasm · heaves (disease of horses and other domesticated animals)
çekim: çoğul запа́лы · tamlayan запа́ла
köken: Deverbal from запали́ть (zapalítʹ).
aile: запа́льный
и щипцы к нему и лотки к нему из чистого золота; — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
place where smelting takes place · smelter, furnace
çekim: çoğul مَصَاهِر · tamlayan مَصْهَرٍ
köken: Noun of place and tool noun from صَهَرَ (ṣahara, “to smelt”).
ستدفنهم القذائف». — "Fitili ateşleyen bombalar".
Farsçaفیوز
Azericefitil, piltə
fuse (for explosive device) · wick (of candle, lamp, etc.)
çekim: çoğul lonten
aile: een kort lontje hebben, kaarslont, lont ruiken, lontgeweer, lontroer
De snuiters en bakjes van de lampen moeten van puur goud zijn. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Portekizcefusível, pavio, rastilho /fuˈzi.vew/
fusible
çekim: çoğul fusíveis
köken: Borrowed from Latin fusibilis, from the stem of fundō. Piecewise doublet of fundível.
Os seus espevitadores e os seus cinzeiros serão de ouro puro. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
ποσότητα εκρηκτικής ύλης ικανή να προκαλέσει ανάφλεξη
eş: καψούλι
Και τα λυχνοψαλιδα αυτης και τα υποθεματα αυτης θελουσιν εισθαι εκ χρυσιου καθαρου. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
fuse
köken: An early borrowing from English fuse.
私は呆れて何も言えなくなって しまったのですが ほどなくして — Bot kesim mi yoksa fitilli mi? vs" diye devam etti.
ヒューズが飛ぶ。
Korece뇌관, 도화선, 신관, 퓨즈 /nwe̞ɡwa̠n/
detonator (device used to detonate an explosive device)
köken: Sino-Korean word from 雷管
그 불집게와 불똥 그릇도 정금으로 만들지니 — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
a plug for stopping a hole (to prevent some liquid from passing through it, e.g. for a sink) · a plug or clot or clog blocking flow, e.g. an ice plug, a blood clot, or in a clogged pipe · a fuse for preventing overcurrent, typically a DIAZED fuse with a screw-in porcelain fuse holder
çekim: çoğul proppar · tamlayan propps
köken: From Middle Low German propp (“support (for vines)”), of uncertain origin, perhaps borrowed from Latin propago (“to extend, propagate”).
aile: bananpropp, blodpropp, budgetpropp, ispropp, jackpropp, jättepropp, karaffpropp, mespropp, proppbildning, propplösande
Och lamptänger och brickor till den skall du göra av rent guld. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Det har gått en propp
Han åkte på en propp
Lehçebezpiecznik, połączyć, stopić, zapalnik (eril) /bɛsˈpjɛt͡ʂ.ɲik/
fuse (a device to prevent excessive overcurrent from overload or short circuit in an electrical circuit) · fuse, fuze (mechanism that ignites a charge) · ski binding (part of the ski that holds the boot)
çekim: çoğul bezpieczniki · tamlayan bezpiecznika
eş: korek (bezpiecznik elektryczny)
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰe Proto-Indo-European *h₁éǵʰ Proto-Indo-European *-s Proto-Indo-European *-ǵʰs Proto-Balto-Slavic *beź Proto-Slavic *bez(ъ) Old Polish bez Proto-Indo-European *pekʷ- Proto-Indo-European *-eti Proto-Indo-European *pékʷeti Proto-Balto-Slavic *péktei Proto-Slavic *peťi Proto-Indo-European *-yeh₂ Proto-Balto-Slavic *-jāˀ Proto-Slavic *-ja Proto-Slavic *peča Old…
aile: bezpiecznikowy
Nożyczki też jego, i kaganki jego ze złota szczerego. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Вкорочені? Завужені?..." і так далі і тому подібне. — Bot kesim mi yoksa fitilli mi? vs" diye devam etti.
Hintçeविस्फोटक (eril) /ʋɪs.pʰoː.ʈək/
an explosive, mine, bomb
çekim: çoğul विस्फोटकों
köken: Borrowed from Sanskrit विस्फोटक (visphoṭaka).
spoke (of a wheel, e.g. in a bicycle) · tiller · sound post (dowel inside an instrument of violin family)
çekim: çoğul pinnat · tamlayan pinnan
köken: Borrowed from Swedish pinne (“stick, spoke”).
aile: pinnoittaa, irtopinna, lyhytpinnainen, pinnasänky, pinnatuoli, pitkäpinnainen, pyöränpinna
"Kautta Faltinen liekkien!" — "Fitili ateşleyen bombalar".
Marian pinna paloi.
Marialla on lyhyt pinna.
fuse (firing or igniting device)
çekim: çoğul doutnáky · tamlayan doutnáku
eş: lunt
köken: From doutnat + -ák.
I utěradla jeho, i nádoby k oharkům jeho z zlata čistého. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
guarantee, security (anything that assures a certain outcome) · fuse (a device to prevent the overloading of an electrical circuit)
çekim: çoğul biztosítékok
köken: biztosít + -ék (noun-forming suffix)
Hamvvevõi és hamutartói is tiszta aranyból legyenek. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
ומלקחיה ומחתתיה זהב טהור׃ — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Dancadetonator, lunte, sikring, tændrør /detoˈnæːtʌ/
detonator (device used to detonate an explosive device)
çekim: çoğul detonatorer · tamlayan detonators
Et skotsk flag blev også brændt. — Böylece iç savaşın fitili de yakılmış oldu.
Norveççefenghette, tennsats
Lysesaksene og brikkene som hører til, skal være av rent gull. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
fuse, a device to prevent overloading of a circuit
çekim: çoğul pengaman-pengaman lebur
köken: Compound of pengaman + lebur, calque of Dutch smeltveiligheid (“fuse”, literally “melting safety”).
Buatlah alat untuk membersihkan sumbu pelita dan talamnya juga dari emas murni — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
lighter, strike a light · fuse, squib
çekim: çoğul запа́лки
köken: Formed as запа́лвам (zapálvam, “to ignite, to set fire”) + -ка (-ka).
Щипците му и пепелниците му да бъдат от чисто злато. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Slovakçapoistka, poistky
I jeho štipce na čistenie i jeho dusítka budú z čistého zlata. — Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Litvancasaugiklis (eril) /sɒʊˈɡʲɪklʲɪs/
safety mechanism · fuse
çekim: çoğul saugi̇̀kliai · tamlayan saugi̇̀klio
köken: From saugus (“safe”) + -iklis.
Letoncadrošinātājs

Etimoloji

From Ottoman Turkish فتیل (fetil, fitil), from Arabic فَتِيل (fatīl).

Kelime Ailesi

Örnek Cümleler

Tom fitili ateşledi.
Tom lit the fuse.
O, fitil gibi sarhoş.
He's smashed.
Sen fitil gibi sarhoşsun.
You're smashed.
"Fitili ateşleyen bombalar".
"Fitili ateşleyen bombalar".
Bu ilaç bir fitil olarak alınır.
This pill is taken as a suppository.
O sık sık fitilli pantolon giyer.
She often wears corduroys.
Tom sık sık fitilli kadife pantolon giyer.
Tom often wears corduroys.
Böylece iç savaşın fitili de yakılmış oldu.
The United States Department of War building was also burned.
Fitil maşaları, tablaları saf altından olacak.
Its snuffers and its snuff dishes shall be of pure gold.
Çýkmaya izin verme,fitili yak,fitili dađýtamýyorum
Refuse to quit, fuse is lit, can't diffuse the wick
Fatura şiddetli bir tartışmanın fitilini ateşledi.
The bill triggered a storm of outrage.
Merkezde bulunan kısa fitil ile saatlerce yanardı.
Here, a wax-filled tin can have two wicks in a holder.
fitil ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
hacı fitilhalat fitili
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod