Ana içeriğe geç
Sözlük
/
fıkıhla

fıkıh

/fɯˈkɯh/
noun
TR → EN
↔ ters çevir
"fıkıh" kelimesinin İngilizcesi: insight, fiqh, deep knowledge. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Dininsightnoun
Genelfiqh
Dindeep knowledgenoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)fıkhı
Yönelme (-e)fıkha
Bulunma (-de)fıkıhta
Çıkma (-den)fıkıhtan
Tamlayan (-in)fıkhın
Çoğul (-ler)fıkıhlar

Tanım

bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme
İslâmî kanunların teorik ve pratik uygulama (fetva) çalışmalarına verilen isim
Bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme
İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü

Diğer Dillerde

anticipation, inkling · clue, idea, notion
çekim: çoğul Ahnungen · tamlayan Ahnungen
eş: Vermutung, Vorgefühl, Peilung, Plan
zıt: Ahnungslosigkeit
köken: ahnen + -ung
Siehe u. a. seinen Aufsatz Sprache und Rasse.Ayrıca Arap dilini, mantık ve fıkıh ilimlerini okumuştur.
glance, glimpse · insight, hint · rough estimate
çekim: çoğul aperçus
eş: preview
Par deux fois, des vaches le mettent en garde.Fıkıhçılara göre iki kez alnını yere değdirmek demektir.
L’avocat a donné au public un aperçu de la cause.
Donnez-moi un aperçu des dépenses que j’aurai à faire.
Ce que je vous dis là n’est qu’un aperçu de la question.
sharpness, acuity
çekim: çoğul agudezas
eş: astucia, listeza, inteligencia, penetración, perspicacia, sagacidad
köken: From agudo + -eza.
aile: agudeza visual
Sobre ellas se elevaron en tiempos las cuatro torres.Bu nedenle bu dört mezhebe zaman zaman dört büyük fıkıh mezhebi denmiştir.
acumen, acuteness, sharpness
çekim: çoğul acumi
eş: prontezza, perspicacia, accortezza, acutezza, sagacia, penetrazione
köken: Borrowed from Latin acūmen.
Profeta Profeti dell'Islamİbâdet Fıkıh Kurban İslam
совокупность источников мусульманского права
Переход ото лба к морде: Выражен.El Mucez'ül Bahir: Fıkıh ilmine dâirdir.
على وجه التحديد، فعل ذلك في خطاب تنصيبه.Özellikle fıkıh ilminde temayüz etti.
Farsçaفقه /ˈfiqh/
fiqh (jurisprudence in the Islamic law, shari'a)
köken: Borrowed from Arabic فِقْه (fiqh).
Azericefiqh
Kazakçaфақиһ
fiqh
köken: From Arabic فِقْه (fiqh).
Tatarcaфикһ
Felemenkçeinzicht (nötr) /ˈɪn.zɪxt/
insight, understanding, intuition · awareness, senses · intention, intent
çekim: çoğul inzichten
köken: From in + zicht or inzien (“to realise, inspect”) + -t (“verbal noun”). Compare also German Einsicht and English insight.
aile: inzichtelijk, zelfinzicht
Het is gecomponeerd voor strijkorkest.Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.
Portekizcededução, introspecção, intuição (dişil) /de.duˈsɐ̃w̃/
deduction · inference
çekim: çoğul deduções
eş: ilação, aumento
köken: Learned borrowing from Latin dēductiōnem.
Por obrigação (fard), os muçulmanos fazem suas orações cinco vezes por dia.Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.
η αντίληψη και η γνώση κάποιων πραγμάτων, που δεν προκύπτει από τις αισθήσεις ή τη λογική αλλά με απροσδιόριστο τρόπο
eş: έκτη αίσθηση
Japoncaフィクフ /ɸʲikɯ̟ɸɯ̟/
fiqh
köken: From Arabic فِقْه (fiqh).
かつぶしまんを倒すために作られた。Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.
İsveççeinsikt /²ɪnsɪkt/
knowledge (solid, deep) · insight, understanding (of something) (less solid knowledge)
çekim: çoğul insikter · tamlayan insikts
köken: in + sikt
De är gjorda för lössnö.Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.
Lehçewnikliwość
cecha tego, kto wnikliwy, dociekliwy, uważny
eş: dociekliwość
Kłus (jeździectwo)Hile (fıkıh)
Fincehavainto, oivaltaminen, sairaudentunto /ˈhɑʋɑi̯nto/
observation (the result of the process of collecting and analyzing information) · sense perception (the result of the process of sensory perception)
çekim: çoğul havainnot · tamlayan havainnon
köken: havai- (“to observe, detect, perceive”) + -nto. Coined by Finnish physician and author Samuel Roos in 1845.
aile: havainnoida, havainnollinen, aistihavainto, hajahavainto, harhahavainto, havaintoaineisto, havaintoasema, havaintoesimerkki, havaintoesitys, havaintoharha
Uskontojen uhrien tuki ry..İbâdet Fıkıh Kurban İslam
İbraniceתובנה (dişil)
insight
דרור יחבאס - בן 42 מראשון לציון.Fıkıh Usûlü. s. 42. ^ Reddü`l Evhâm-1.
Latinceperspicientia
nominative/accusative/vocative neuter plural of perspiciēns
Seinere har han tatt lærerutdanning.Daha sonra fıkıh eğitimi aldı.
Endonezcefikih, wawasan /ˈfikih/
fiqh
çekim: çoğul fikih-fikih
köken: Borrowed from Arabic فِقْه (fiqh).
aile: berfikih
(Dia mendorong dan mengimbau pengamalan Al-Qur'an).Kur'an'ı ezberleyip kıraat ve fıkıh tahsil etti.
Vietnamcasự sáng suốt
Họ bị buộc phải phục tùng Linh Thứu cung.Fıkıh okutmak için kurulmuşlardır.
perspicacity, sagacity, sagaciousness, insight, keenness, shrewdness, acumen, penetration, discernment, clear-sightedness, long-headedness
Ка̀цата поѝма педесѐ кила̀ ма̀сло. прѝгоди – удобства.Serhu Telhîs-il-câmı' el-Kebîr: Fıkıh hakkında. .
Slovakçavhľad
Moslimovia sa modlia 5x denne.Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.
sharpness, acuity
çekim: çoğul agudeses
köken: From agut + -esa.
İrlandacaléargas (eril)
visibility (degree to which things may be seen) · insight (power of acute observation and deduction), glimpse, sight · enlightenment, illumination
çekim: tamlayan léargais
köken: Apparently from léardha, alternative form of léir (“clear, lucid”) + -as. However, the attestations in the Historical Irish Corpas, which date back to 1700, are never spelled with dh.
İzlandacainnsýn

Etimoloji

Osmanlı Türkçesi فقه, Arapça فِقْه (fiḳh).

Örnek Cümleler

Fıkıh Usulü
Usul
Hile (fıkıh)
Ârréï (Arrei)
Klasik fıkıhta
In classical fiqh
Fıkıhta tanımları
Definitions, fiqh
Fıkıh dalları (mezhepler)
Branches of law
Fıkıh mezhepleri arasında da ihtilaflar vardır.
There are also scholarly disagreements between schools of fiqh (madhhab).
Kastalânî, fıkıh, tefsir âlimi Kahire'de vefat etti
Terror and dismay pervaded Cairo.
14 Mart 1604 ), Osmanlı fıkıh ve kelâm alimi ve yazar.
No. 1,916,556; July 4 Closure member and forming and applying.
Salt “fıkıh” denildiğinde ise kastedilen şey de fürû’dur.
When a seed is put into a hole, the term is called "sowing."
Hijyen ile ilgili fıkıhta da özellikleri ile öne çıkmaktadır.
He is also strict with Chiyomi when it comes to her future.
1988'de yüksek lisansını, 1996'da Fıkıh Usul'ünde doktorasını tamamladı. [1]
He completed his master's degree in 1988 and his PhD in Usul al-Fiqh in 1996.[1]
Farklı mezheplerin fıkıh alimleri gayrimüslimlere farklı değerler vermektedir.
Jurists of different schools of Islamic jurisprudence assign different values to non-Muslims.
fıkıh ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod