şartlı

/ʃaɾtˈɫɯ/
adj
B2 seviye
TR → EN
"şartlı" kelimesinin İngilizcesi: conditional, qualified. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelconditionaladj
Genelqualified

Tanım

•şart etmiş olan
•şarta bağlı
•şartlanmış olan, koşullu
•Şart etmiş olan koca
•Şartlanmış
•Şartlanmış olan; koşullu
•Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şeye bağlı

Diğer Dillerde

past participle of bedingen
zıt: unbedingt
So nutze ich die bedingte Unabhängigkeit aus. — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
Sie wurde zu zwei Jahren bedingt verurteilt.
Fransızcaconditionnel, qualifié /kɔ̃.di.sjɔ.nɛl/
conditional, depending on conditions
çekim: çoğul conditionnels
köken: Borrowed from Medieval Latin conditiōnālis (“conditional”), from conditiō (“condition”).
aile: libération conditionnelle
J'utilise l'indépendance conditionnelle. — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
qualified
köken: Past participle of calificar.
aile: inmunidad calificada, sobrecalificado
El 19 de noviembre de 1939 fue puesto en libertad. — 16 Kasım 1939'da şartlı tahliyeyle salındı.
İtalyancacondizionale /kon.dit.t͡sjoˈna.le/
conditional
çekim: çoğul condizionali
köken: From Medieval Latin conditiōnālis (“conditional”), from conditiō (“condition”).
aile: condizionalmente
Questo è sfruttare l'indipendenza condizionale. — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
Rusçaквалифици́рованный, усло́вие, условное наклоне́ние, усло́вный
Это использование моей условной независимости. — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
Arapçaشَرْطِيّ, مُؤَهَّل
وفي عام 2000 تم السماح بإنشاء الجامعات الخاصة. — 1991 - Özel üniversitelere şartlı izin verildi.
competent · qualified, authorised, having permission
köken: Probably borrowed from German befugt. Attested since the late seventeenth century. Similar forms appear earlier in the seventeenth century, which were also likely based on the German root.
aile: bevoegdheid, onbevoegd
Na twee jaar in de gevangenis wordt Maria vrijgelaten. — 20 yıl hapis yattıktan sonra, Kadir şartlı tahliye olur.
a Portuguese verb form used to express the conditional tense, futurity from a past perspective, or to make polite requests
É, também, actor em matéria de Crédito Responsável. — Aynı zamanda şartlı bir banka kredisidir.
που έχει προσόντα
Ο Μαρκ Τσάπμαν καταδικάστηκε σε ισόβια κάθειρξη. — Doc Mccoy şartlı tahliye ile hapisten çıkmıştır.
Japonca合格の, 有資格の, 条件付きの, 条件法 /d͡ʑo̞ːkẽ̞ɰ̃ho̞ː/
conditional mood
P(+2|C)は — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
İsveççebetingad, konditionalis, kvalificerad, villkorlig, yrkeskunnig
past participle of betinga
aile: betingad reflex
Stå upp! boken om stand-up-comedy. — "UYANIK ŞARTLI ADAY". gazetegercek.com.tr.
historiskt betingade problem
betingad reflex
Lehçeinstrukcja warunkowa, tryb przypuszczający, warunkowy, wykwalifikowany (eril) /ˈtrɘp pʂɘ.puʂ.t͡ʂaˈjɔn.t͡sɘ/
conditional, conditional mood
çekim: tamlayan trybu przypuszczającego
köken: Literally, “supposing mood”.
Wykorzystałem tutaj warunkową niezależność. — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
Ukraynacaумо́вний, умо́вний спо́сіб
Грабіжник банків Док МакКой, перебуває у в'язниці. — Doc Mccoy şartlı tahliye ile hapisten çıkmıştır.
Finceehdollinen, ehtolause, ehtotapa, konditionaali, konditionaalilause, pätevä /ˈehdolːinen/
conditional (limited by a condition) · suspended
çekim: karşılaştırma ehdollisempi · üstünlük ehdollisin
köken: ehdo + -llinen
aile: ehdollisesti, ehdollistaa, ehdollisuus
Poliisitarkastaja Javert (Russell Crowe) vapauttaa Valjeanin ehdonalaiseen vapauteen. — Şartlı tahliyesini Müfettiş Javert (Russell Crowe) kollamaktadır.
ehdollinen rangaistus
Çekçekvalifikovaný, podmíněný /ˈkvalɪfɪkovaniː/
qualified (meeting the standards, requirements, and training)
zıt: nekvalifikovaný
köken: From kvalifikovat + -aný.
Toto je využití mé podmíněné nezávislosti. — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
qualified
çekim: geçmiş of califica · ortaç of califica
köken: Past participle of califica.
Ai fost eliberat condiționat. — Şartlı tahliye oldun.
Macarcafeltételes, feltételes érvényű/érvényességű, feltételes mód, fenntartások mellett érvényes, képesített, képzett /ˈfɛlteːtɛlɛʃ/
conditional, hypothetical, contingent on something
çekim: karşılaştırma feltételesebb · üstünlük legfeltételesebb
zıt: feltétlen, feltétel nélküli
köken: feltétel (“condition”) + -es
aile: feltételesség, feltételes mód
B feltételesen független C-től A ismeretében. — A'nın olması şartıyla; B, C'den şartlı olarak bağımsızdır
Latincecondiciōnālis, conditionalis /kɔn.dɪ.ti.oːˈnaː.lɪs/
Medieval Latin form of condiciōnālis
aile: conditiōnō
Dancabetinget
participle of betinge
zıt: ubetinget
Både gifte mænd og munke kan blive præster, men præster, biskopper og munke kan ikke gifte sig. — Keşiş, patrik, piskopos evlenemez, papazlar evlenebilir, boşanma şartlı olarak mümkündür.
Norveççekondisjonalis
Han vil ha mulighetene for prøveløslatelse i 2046, når han er 65 år gammel. — 2025'te şartlı tahliye olabileceği görüşülecektir ve eğer olursa 78 yaşında tekrar özgür kalabilecektir.
Vietnamcathức điều kiện
Pavlov đã phát hiện ra phản xạ có điều kiện. — İvan Pavlov, şartlı refleks çalışmalarını tanıttı.
Bulgarcaквалифици́ран, ограничен, условен, условие, усло́вно наклоне́ние /oɡrɐniˈt͡ʃɛn/
limited, restricted · small, scanty · narrow-minded
çekim: karşılaştırma по́-ограниче́ни · üstünlük на́й-ограниче́ни
Осъден е на доживотен затвор без право на обжалване. — Ve şartlı tahliyesiz müebbet hapse çarptırıldı.
Slovakçapodmieňovací spôsob
Je to využívanie mojej podmienenej nezávislosti. — Bu şartlı bağımsızlığı kullanarak oldu.
Estoncatingiv
Present active participle of tingima. · conditional
çekim: karşılaştırma tingivam · üstünlük kõige tingivam
Maksim Gorki lasti kautsjoni vastu vabaks. — Doc Mccoy şartlı tahliye ile hapisten çıkmıştır.
Katalancaqualificat /kwə.li.fiˈkat/
past participle of qualificar
Galcecymwys /ˈkəmʊɨ̯s/
suitable, appropriate, proper · qualified · competent
çekim: karşılaştırma mwy cymwys · üstünlük mwyaf cymwys
köken: From Middle Welsh kymhwys, or from Proto-Brythonic *kumpuɨs, from Latin compēnsus. By surface analysis, cym- + pwys (“weight, importance”). Cognate with Cornish kompes (“even, balanced, plain, accurate”).
aile: anghymwys, cam neu gymwys, cymhwyso, cymhwyster
İrlandacacáilithe
İzlandacaskildagatíð
conditional tense, conditional mood
çekim: tamlayan skildagatíðar
köken: From skildagi (“condition, stipulation”); tíð.

Etimoloji

şart + -lı

Örnek Cümleler

Şartlı tahliye oldun.
You've been paroled.
Tom şartlı tahliye aldı.
Tom got his parole.
Fakat bu biat şartlı idi.
But that we were in that kind of peril.
Tom şartlı tahliye edildi.
Tom has been paroled.
Robert şartlı tahliye aldı.
Robert obtained parole.
Şartlı olarak tahliye edildim.
I'm on parole.
Sami şartlı tahliye memurudur.
Sami is a parole officer.
Tom şartlı tahliyeyi ihlal etti.
Tom violated his parole.
Şartlı tahliye edildin, değil mi?
You're on probation, aren't you?
Tom geçen ay şartlı tahliye edildi.
Tom was paroled last month.
Şartlı Tahliye bitiş günüm yakındır.
The end of my probation period is nearing.
Tom şartlı tahliyesini ihlal etmedi.
Tom didn't violate his parole.
şartlı ile daha fazla örnek cümle →