Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çırağ

çirağ

noun
TR → EN
↔ ters çevir
"çirağ" kelimesinin İngilizcesi: wick, candlewick. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelwicknoun
Genelcandlewicknoun

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)çirağı
Yönelme (-e)çirağa
Bulunma (-de)çirağda
Çıkma (-den)çirağdan
Tamlayan (-in)çirağın
Çoğul (-ler)çirağlar

Tanım

Mum, kandil, lâmba gibi ışık aracı; ışık
Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; erke; ziya; nur
Işık veren araç

Diğer Dillerde

AlmancaDacht, Docht, Kerzendocht (eril) /dɔxt/
wick (porous cord that draws up liquid fuel for burning)
çekim: çoğul Dochte · tamlayan Dochtes
köken: From Middle High German tāht, from Old High German tāht, from Proto-Germanic *þanhtu-/*þæhta- (“thread”), perhaps from Proto-Indo-European *tek- (“to weave”). Cognate with Old Norse þáttr, for which reason the onset t- is an irregular hardening (compare tausend). The modern form is not inherited from literary Middle High German, but from the vernaculars. It has d- due to dialectal High German,…
Er war gelernter Elektriker.Eski bir elektrikçi çırağı idi.
Fransızcamèche, mèche de bougie (dişil) /mɛʃ/
wick (of candle) · fuse (of a bomb) · lock, tuft (of hair); streak (of colour, etc., in hair)
çekim: çoğul mèches
eş: mèche de soufre, mèche soufrée, foret, mèche d’amadou, mèche à étoupille, mèche fusante
köken: Inherited from Old French mesche, from Late Latin *micca or Vulgar Latin *mysca, alteration of Latin myxa (“sebesten tree”).
aile: être de mèche, vendre la mèche
Elle est un disciple de Freud.O Freud'un çırağıdır.
to absorb · to use up, to deplete
çekim: geçmiş absorbí · ortaç absorbido · şimdiki absorbe
köken: Borrowed from Latin absorbēre (“absorb”).
aile: absorbencia, absorbente, absorbible, absorbimiento
Él, al final, lanza aquel grito perturbador.Daha sonra bu unvanı çırağına aktardı.
İtalyancalucignolo, stoppino (eril) /luˈt͡ʃiɲ.ɲo.lo/
wick
çekim: çoğul lucignoli
eş: stoppino
köken: From Vulgar Latin *luciniōlum < *lucinium, alteration of Late Latin licinium (influenced by lūx (“light”)), from ellychnium, from Ancient Greek. Compare French lumignon.
La prego, mi assuma come sua apprendista!Lütfen beni çırağınız olarak kabul edin!
Прошу вас, возьмите меня к себе в ученики!Lütfen beni çırağınız olarak kabul edin!
تدربت مع نجاراً, وعرفت عن المربع والمستوى العموديBir duvarcının çırağı olmuştum ve şakülü orda öğrendim, gönye ve tesviye aleti.
Azericefitil, piltə
wick
çekim: çoğul білтелер · tamlayan білтенің
köken: Borrowed from Persian فتیله with metathesis, from Arabic فَتِيلَة (fatīla). Compare with Bashkir филтә (filtə), Southern Altai мылта (mïlta), мулта (multa), Crimean Tatar melte, Kumyk мелте (melte, “wick”), Uzbek pilta (“wick”), Uyghur پىلتە (pilte, “wick”); also Tajik пилта (pilta, “wick”).
Özbekçepilik, pilta
wick
çekim: çoğul piliklar
Tatarcaфилтә
wick. · fuse.
köken: Borrowed from Persian فتیله with metathesis, from Arabic فَتِيلَة (fatīla).
Felemenkçelont (dişil) /lɔnt/
fuse (for explosive device) · wick (of candle, lamp, etc.)
çekim: çoğul lonten
aile: een kort lontje hebben, kaarslont, lont ruiken, lontgeweer, lontroer
Hij zou voor dit werk een gage hebben ontvangen van 20 Britse ponden.Mektup için çırağıa 20 pfennig ödeme yapacaktı.
Portekizcepavio (eril) /paˈvi.u/
fuse (cord used to ignite a charge) · wick (burning cord of a candle)
çekim: çoğul pavios
köken: From Old Galician-Portuguese pavio, from Vulgar Latin *papīlum, from Latin papȳrus. Doublet of papiro.
aile: de fio a pavio, pavio curto
Ele foi batizado no castelo onde nasceu.Çırağan Sarayı'nda doğmuştur.
Yunancaφιτίλι (nötr) /fiˈti.li/
fuse (for explosives) · wick
çekim: çoğul φιτίλια · tamlayan φιτιλιού
köken: Borrowed from Ottoman Turkish فتیل (fitil), from Arabic فَتِيل (fatīl).
Έδρα του δήμου ήταν η Παλαιοκώμη.Doyle, onun eski çırağıydı.
Japoncaろうそくの芯, 灯心 /to̞ːsɨmʲi/
wick
元の宮廷で育った。Eski Çırağan Sarayı'nda doğdu.
Korece등심, 심지 /tɯŋɕʰim/
wick
köken: Sino-Korean word from 燈心 (“wick”)
아사즈 벤트리스(Asajj Ventress)는 두쿠 백작의 제자이다.Asajj Ventress:Dooku'nun çırağıdır.
İsveççeveke
a wick (in a candle, oil lamp, or the like)
çekim: çoğul vekar · tamlayan vekes
Jag vill bli din lärling!Lütfen beni çırağınız olarak kabul edin!
Lehçeświecidło
Bardziej prawdopodobne jest autorstwo samego Appollodora.Büyük ihtimalle Apollodorus'un çırağıdır.
Ukraynacaґніт /ɡnʲit/
wick · fuse (a cord that, when lit, conveys the fire to some explosive device, such as a bomb)
çekim: çoğul ґноти́ · tamlayan ґнота́
köken: From Polish knot, from Middle High German knotze. Compare Belarusian кнот (knot), Czech knot, English knot, German Knoten.
Туди ж припливає звільнений від прокляття Уїлл Тернер.Burada demirci çırağı Will Turner ile karşılaşır.
Hintçeबत्ती, बाती, वर्तिका (dişil) /bət̪.t̪iː/
candle, light · wick, fuse (of a candle)
çekim: çoğul बत्तियाँ
köken: Inherited from Prakrit वत्ति (vatti), वट्टिआ (vaṭṭiā) without cluster simplification—compare the dated form बाती (bātī). Further from Sanskrit वर्ति (varti), वर्ती (vartī), वर्तिका (vartikā, “wick”). Doublet of वर्ति (varti), वर्तिका (vartikā).
aile: अगरबत्ती, मोमबत्ती
बत्ती जलाना
बत्ती बुझाना
लाल बत्ती
to suck · to absorb · to pull towards, attract
çekim: geçmiş imenyt · şimdiki imee · ulaç imevä
köken: From Proto-Finnic *imedäk (compare Estonian imema, Karelian imie), from Proto-Uralic *ime- (compare Hungarian emik).
aile: imeminen, imentä, imijä, imikkä, imu, imuri, imaista, imeentyä, imeksiä, imeskellä
Oliko olemassa muinaista sähköä?Eski bir elektrikçi çırağı idi.
Çekçeknot (eril) /ˈknot/
a candle wick
çekim: çoğul knoty · tamlayan knotu
köken: Inherited from Old Czech knot, from Middle High German knote, knode.
aile: kratiknot
Později podali žádost o vystěhování z ČSSR.Daha sonra ustadan çırağa aktarılmaya başlandı.
Rumencemuc (eril)
booger
çekim: çoğul muci · tamlayan mucului
köken: Either from its plural form muci, from Latin mucci, or from Latin mūcus, from Proto-Indo-European *mew-k- (“slimy, slippery”).
Mi-am făcut ucenicia cu un tâmplar, şi-am învăţat despre plumb, unghiuri drepte şi nivelă.Bir duvarcının çırağı olmuştum ve şakülü orda öğrendim, gönye ve tesviye aleti.
Macarcakanóc /ˈkɒnoːt͡s/
wick (a woven strip of cord in a candle)
çekim: çoğul kanócok
köken: 1544 kanót, see Slovak knôt, Czech knot, German Knoten and its forms, and Ukrainian ґніт (gnit).
Feltételezhetően Apollodórosz volt a mestere.Büyük ihtimalle Apollodorus'un çırağıdır.
İbraniceפְּתִילָה
זימונים וצווי בית משפט שהוצאו.Beylerbeyi ve Çırağan sarayları yapılmıştır.
lamp-wick
çekim: çoğul ellychnia · tamlayan ellychniī
köken: Etymology tree Ancient Greek ἐλλύχνιον (ellúkhnion)bor. Latin ellychnium Borrowed from Ancient Greek ἐλλύχνιον (ellúkhnion).
aile: licinium
Dancavæge (nötr) /vɛːɡə/
wick
çekim: çoğul væger · tamlayan væges
köken: From Middle Low German wēke.
Jeg vil være din lærling!Lütfen beni çırağınız olarak kabul edin!
Endonezcesumbu /ˈsumbu/
wick (for a candle, lamp) · fuse, fuze (for fireworks, cannon, explosives) · burner
çekim: çoğul sumbu-sumbu
köken: Inherited from Malay sumbu.
aile: bersumbu, menyumbui, persumbuan, sumbu bakar, sumbu ledak, sumbu rotor
Selama magang Huxter cara itu keluar dan mulai mencatat daun jendela dari tembakau jendela.Yol boyunca Huxter çırağı çıktı ve panjurları aşağı almaya başladı tütün pencere.

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish چراغ (çirağ), from Persian چراغ (čerâġ, čarâġ).

Örnek Cümleler

Ben bir çırağım.
I'm an apprentice.
Ben Tom'un çırağıydım.
I was Tom's apprentice.
Doyle, onun eski çırağıydı.
It appears Stewart was his former owner.
Eski bir elektrikçi çırağı idi.
He was a former electrical contractor.
Benim çırağım olmak ister misin?
Do you want to be my apprentice?
Benim çırağım olmak ister misiniz?
Would you like to be my apprentice?
Franz Xaver Messerschmidt onun çırağıydı.
Franz Xaver Messerschmidt was his protégé.
Daha sonra ustadan çırağa aktarılmaya başlandı.
He was then immediately turned over to the SCSL.
Ben ilk karanlık lordum sen büyücünün çırağı gibisin!
I'm the ORlGINAL Dark Lord / You're like the Sorcerer's Apprentice! /
Justin Mösyö Homais'in çırağı ve uzaktan akrabasıdır.
Justin is Monsieur Homais' apprentice and second cousin.
Çırağan Sarayı'nın sakiniydi ve mükemmel Fransızca biliyordu.
She was a resident of Çırağan Palace and spoke excellent French.
Ocak - Mayıs: Dordrecht'te bir kitapçının çırağı olarak çalışır.
January to May: works as a bookseller's assistant in Dordrecht.
çirağ ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod