Bu iğrenç.
It's revolting.
Ve bu tiksindiriciydi.
And it was revolting.
Sen gerçekten iğrençsin!
You're really revolting!
Kesinlikle tiksindiriciydi.
It was absolutely revolting.
Çocuk sahibi olma düşüncesi beni iğrendiriyor.
The idea of having children is revolting to me.
Soğuk savaştan sonra ortaya çıkan yeni dünya düzeni imkanı,
I find the term New World Order very revolting, and not only historically but politically today.
Odanın isyan eden sarı duvar kağıdını saplantı haline gelir.
She becomes obsessed with the room's revolting yellow wallpaper.
Oğuzlu, "Suriye ve Irak'taki Kürt halkları da isyan ediyorlar.
"Kurdish people in Syria and Iraq are also revolting.
Suriye'de Yahudiler isyan edip, Hristiyanları linç ediyorlardı.
In areas of Syria, the Jews were revolting and lynching Christians.
Ama bu halkın yüreği asi ve inatçı. Sapmışlar, kendi yollarına gitmişler.
"But this people has a revolting and a rebellious heart; they have revolted and gone.