Halk birbirine girdi.
People were scrambling.
Sen başı boş geziyorsun.
You're rambling.
Sadece başı boş dolaşıyorum.
I'm just rambling.
Konudan konuya atladığımı biliyorum.
I know I'm rambling.
Tom ne hakkında avare avare dolanıyor?
What's Tom rambling on about?
İkinci Bir Şiddetli Deprem Nepal'i Açık Alan Arayışına Sürdü
Second Deadly Earthquake Sends Nepalis Scrambling for Open Spaces · Global Voices
Tradescantia pallida, her dem yeşil kalan çok yıllık bir bitkidir.
Tradescantia pallida is an evergreen perennial plant of scrambling stature.
Martha bir gangreni önlemek için McB'nin bacağını kesmek zorunda kalır.
The Rams would cut the lead down with Bradford scrambling a yard for a touchdown.
Pek çok insan, çabalamaktan, çırpılmaktan ve tekrar çabalamaktan zevk alır. . . .
Lots of people just enjoy scrambling on and being whisked off and scrambling on again....
Malev'in uçuşlarının aniden iptal edilmesi çok sayıda yolcuyu zor durumda bıraktı.
Malev's abrupt grounding left many passengers scrambling.
Bu bölüm çok daha diktir ve kayaların üzerinden tırmanma ve mücadele gerektirir.[1]
This section is much steeper and requires scrambling and climbing over rocks.[5]
Çünkü aslında esas olanın, yumurtanın, çırpılmamış hale dönüşü olduğunu farkediyor olmalısınız.
Because you may notice that what's actually happening is that the egg is unscrambling itself.