Ana içeriğe geç
Sözlük
/
prejudice

prejudice

/ˈpɹɛd͡ʒədɪs/3 hece
C1 seviye
EN → TR
↔ ters çevir
"prejudice" kelimesinin Türkçesi: önyargı, tarafgirlik, garaz, haksız hüküm veya işten gelen zarar, birine tesir ederek haksız hüküm verdirmek. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelönyargı
Geneltarafgirlik
Genelgaraz
Genelhaksız hüküm veya işten gelen zarar
Genelbirine tesir ederek haksız hüküm verdirmek
Genelhaksız hüküm veya iş ile zarara uğratmak. prejudice against -e karşı haksız önyargı. prejudice in favor of lehine önyargı. without prejudice önyargısız
Genelpeşin hüküm
Genel(huk.) haklarına dokunmaksızın. prejudiced tarafgir.
Genelön yargı

Tanım

•a partiality that prevents objective consideration of an issue or situation
•influence (somebody's) opinion in advance

Etimoloji

From Middle English prejudice, from Old French prejudice, derived from Latin praeiūdicium (“previous judgment or damage”), from prae- (“before”) + iūdicium (“judgment”).

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Tom önyargılı.
Tom is prejudiced.
Biz önyargılıyız.
We're prejudiced.
Benim önyargım yok.
I have no prejudice.
Sen önyargılı mısın?
Are you prejudiced?
Sanırım Tom önyargılı.
I think Tom is prejudiced.
Bu insanlar önyargılı.
These people are prejudiced.
Tom ve Mary önyargılı.
Tom and Mary are prejudiced.
Tom oldukça ön yargılı.
Tom is quite prejudiced.
Önyargı bir hastalıktır.
Prejudice is a disease. Violence is a disease.
O ona karşı önyargılıdır.
He is prejudiced against her.
Tom ön yargılı, değil mi?
Tom is prejudiced, isn't he?
Tom son derce ön yargılı.
Tom is extremely prejudiced.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod