distant

/ˈdɪstənt/2 hece
B1 seviye
EN → TR
"distant" kelimesinin Türkçesi: belirsiz, uzak, soğuk, ağır, uzak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbelirsiz
Geneluzak
Genelsoğuk
Genelağır
Geneluzak
Genelmesafeli (kimse)
Genelhafif. distant relative uzak akraba. distantly uzaktan
Genelsoğuk bir tavırla.
Genelırak (yer veya zaman)

Görsel

Belirsizliğin Estetiği: Siyah Beyaz Bulanık Hareketli Soyut Fotoğraf Çalışması

Tanım

•located far away spatially

Diğer Dillerde

İspanyolcaa distancia, distante, huraño, que hila largo, remoto
Arapçaبَعِيد
Farsçaدور
Azericeiraq, uzaq
Özbekçeyiroq
Felemenkçeafstandelijk, in de verte, ver, verafgelegen
Japonca辺鄙な, 遠い, 遠隔な
Korece원격
İsveççeavlägsen, fjärran
Ukraynacaдале́кий
Rumencedeparte
Macarcatávoli, távolságtartó
İbraniceמרוחק
Latincedistāns, longinquus, remōtus
Dancafjern
Vietnamcaxa xôi
Bulgarcaдалечен, отдалечен, резервиран, хладен
Slovakçaďaleký, vzdialený
Letoncaattāls, nomaļš, tāls
Estoncakauge

Eş & Zıt Anlamlılar

Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

O çok uzak.
That's very distant.
Uzak görünüm
Distant view
Uzak flepler
Distant flaps
İkisi de uzak.
The two become even more distant.
Uzakta br ışık.
It's a distant point of light.
İskilip 1899 - ö.
Distant 1899.
Uzak bir kuzenine!
Distant cousin!
Tom kibar ama uzaktı.
Tom was polite but distant.
Sen uzak görünüyorsun.
You seem distant.
Ay Dünya'dan uzaktadır.
The moon is distant from the earth.
O, ona uzaktan akrabadır.
He is distantly related to her.
Film uzak gelecekte oynar.
The game takes place in the distant future.