deepen

/ˈdiːpən/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"deepen" kelimesinin Türkçesi: derinleşmek, derinleştirmek, artırmak, koyulaştırmak (renk), kalınlaşmak (ses). Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelderinleşmek
Genelderinleştirmek
Genelartırmak
Genelkoyulaştırmak (renk)
Genelkalınlaşmak (ses)

Tanım

•become deeper in tone

Diğer Dillerde

Fransızcaapprofondir, devenir plus profond, intensifier
İspanyolcaahondar
Rusçaпонижа́ть, пони́зить, углуби́ть, углуби́ться, углубля́ть, углубля́ться
Arapçaتَعَمَّقَ
Felemenkçeverdiepen
Portekizceaprofundar
Korece깊게 하다, 깊어지다
Ukraynacaпогли́бити, погли́блювати
Çekçeprohloubit, prohloubit se, prohlubovat, prohlubovat se
Macarcamélyít
Endonezcememperdalam
Bulgarcaзадълбочавам, задълбочавам се, удълбочавам, усилвам
Katalancaapregonar, enfondir, profunditzar, profunditzar-se
Galiçyacaafondar
Esperantoprofundigi

Etimoloji

Etymology tree English deep English -en English deepen From deep + -en.

Kelime Ailesi

deepener
deepeningly
overdeepen

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Gizemim derinleşiyor.
The mystery deepens.
Gizem sadece derinleşti.
The mystery only deepened.
Bu bölgede derinlik artar.
Its valley deepens in this area.
Biz dostluğumuzu derinleştirdik.
We deepened our friendship.
Türkiye-İran ilişkileri gelişiyor
Turkey, Iran deepen ties
Sami'nin üzüntüsü depresyona dönüştü.
Sami's sadness deepened into a depression.
BH 2009'a derinleşen bölünmelerle girdi
BiH enters 2009 with deepening divisions
Ve kişi bu inancı nasıl derinleştiebilir?
And how would one deepen such a faith?
Halkın ada için endişesi artmaya başladı.
Residents' unease over fate of their home deepens.
Sırp hükümeti derinleşen krizle karşı karşıya
Serbian government faces deepening rift
Rusya-Belarus doğal gaz anlaşmazlığı derinleşti
Russia-Belarus gas dispute deepens
3 Kasım'da giderek kötüleşecek olan komaya girdi.
On 3 November, he had lapsed into a gradually deepening coma.