accelerate

/æk.ˈsɛl.ə.ˌɹeɪt/4 hece
C1 seviye
EN → TR
"accelerate" kelimesinin Türkçesi: hızlanmak, süratlendirmek, hızlandırmak, hızlandırmak, sürat kazanmak accelera'tion hızlandırma. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelhızlanmak
Genelsüratlendirmek
Genelhızlandırmak
Genelhızlandırmak
Genelsürat kazanmak accelera'tion hızlandırma
Geneltacil etme
Genelsüratin artması accelerator (oto.) gaz pedalı
Genel(fiz.) siklotron veya benzeri.
Geneltacil etmek

Tanım

•cause to move faster

Diğer Dillerde

Almancabeschleunigen, eilen, schneller werden, sich beeilen
Fransızcaaccélérer
Rusçaуско́рить, уско́риться, ускоря́ть, ускоря́ться
Arapçaأَسْرَعَ, اِسْتَعْجَلَ, سَرَّعَ
Farsçaشتافتن
Felemenkçebespoedigen, haasten, sneller gaan, versnellen
Portekizceapressar
Japonca促進する, 加速する
İsveççeaccelerera, gasa, ge mer gas, öka, påskynda
Lehçeprzyśpieszać, przyśpieszać się, przyśpieszyć, przyśpieszyć się
Ukraynacaприско́рювати impf приско́рити, приско́рюватися
Çekçeurychlit, zrychlit, zrychlit se, zrychlovat, zrychlovat se
Rumenceaccelera
İbraniceהאיץ, זירז
Latinceaccelerō
Dancaaccelerere
Norveççeakselerere, påskynde, sette opp farten
Endonezcemempercepat, mempercepatkan, mengakselerasikan
Vietnamcatăng tốc
Bulgarcaускоря́вам, ускоря́вам се
Slovakçazrýchliť, zrýchľovať
Taycaเร่ง
Galcecyflymu
İrlandacaluathaigh

Kelime Ailesi

acceleratable
accelerated ageing
accelerated aging
accelerated critical illness
accelerated depreciation
accelerated erosion
accelerated graphics port
accelerated motion
accelerating force
accelerating universe
acceleratingly
accelerative
accelerator
deaccelerate
nonaccelerating
outaccelerate
overaccelerate
post-accelerate

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

O, hızlandı.
He accelerated.
Tom hızlandı.
Tom accelerated.
1. Oyuncu Hızlandırma
Player 1 Accelerate
2. Oyuncu Hızlandırma
Player 2 Accelerate
O, arabasını hızlandırdı.
She accelerated her car.
Önce hızlanması gerekecek.
He is going to have to accelerate.
Sürücü arabasını hızlandırdı.
The driver accelerated his car.
O, birden arabayı hızlandırdı.
Suddenly, he accelerated the car.
Tom yeterince çabuk hızlanmadı.
Tom didn't accelerate soon enough.
Bu değişimleri hızlandırmalıyız.
We need to accelerate these shifts.
Şimdi buradan serbest bırakıyoruz.
So we know that the electric field is going to accelerate it upwards, right?
Sürekli olarak hızlanmamız gerekir.
We have to accelerate on a continuous basis.