Kalbim hızlandı.
My heart quickened.
Yaydıkça yayanlara,
And those that revive by quickening,
Yaydıkça yayanlara.
And those that revive by quickening,
Benim ilgim canlandı.
My interest quickened.
Onun yürüyüşü hızlandı.
His pace quickened.
Bulutları yayıp sürenlere.
And those that revive by quickening,
Tohumlarını yaydıkça yayanlar,
And those that revive by quickening,
Kalbimin hızlandığını hissettim.
I felt my heart quicken.
Savaştan sonra, sanayileşme hızlandı.
After the war, industrialization quickened.
Duvar ağırlıklı olarak neyden oluşuyordu?
He quickened his pace, almost to a jog now. 'What is the wall mostly made of?'
Ona yetişmek için adımlarımı hızlandırdım.
I quickened my steps to catch up with her.
(Hakikat ve hayırları) yaydıkça yayanlara;
And those that revive by quickening,