Ana içeriğe geç
Sözlük
/
zeytinyağı

zeytinyağı

noun
TR → EN
"zeytinyağı" kelimesinin İngilizcesi: oil, olive oil, olive oil, olive oil. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneloil
Genelolive oilnoun
Genelolive oil
Genelolive oil

Görsel

Zeytin ve zeytinyağı - Akdeniz mutfağıİtalyan antipasti tabakları - şarap ve zeytinyağıZeytin dalı ve şişelenmiş zeytinyağı fotoğrafıZeytin hasadı anı - doğal zeytinyağı üretimi

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)zeytinyağını
Yönelme (-e)zeytinyağına
Bulunma (-de)zeytinyağında
Çıkma (-den)zeytinyağından
Tamlayan (-in)zeytinyağının
Çoğul (-ler)zeytinyağları

Tanım

•zeytin ağacının meyvesinden elde edilen yeşilimsi-sarımtırak renkte sıvı bir yağdı, zeytin tanelerinden çıkarılan bitkisel yağ
•Zeytin tanelerinden çıkarılan bitkisel yağ

Diğer Dillerde

Almancaeinölen, Erdöl, mit Öl bestreichen, Öl, ölen, Petroleum /ˈaɪ̯nˌøːlən/
to oil
çekim: geçmiş ölte ein · ortaç eingeölt · şimdiki ölt ein · ulaç einölend
köken: ein- + Öl (“oil”) + -en
Sie werden dem yang zugerechnet. — Zeytinyağı ile ünlüdür.
Fransızcahuile, huile végétale, huiler, pétrole (dişil) /ɥil/
oil (liquid fat) · big gun, big cheese (person of consequence)
çekim: çoğul huiles
eş: peinture à l’huile
köken: Inherited from Middle French huyle, from Old French oile, from Latin oleum, from olea (“olive”), from Ancient Greek ἐλαία (elaía, “olive”). The h was added in Middle French to indicate that the u was a vowel, as in typography u and v were used interchangeably at the time. Compare huit (“eight”).
aile: faire tache d'huile, huilage, huile de coco, huile de coude, huile de foie de morue, huile de palme, huile de poisson, huile de sésame, huile d'olive, huile essentielle
Du pain complet et de l'huile d'olive devraient suffir. — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
to oil · to bribe
çekim: geçmiş aceité · ortaç aceitado · şimdiki aceita
köken: From aceite + -ar.
Destacan los cereales, los olivos y los frutales. — Zeytin, zeytinyağı ve meyve üretiyor.
İtalyancabenzina, oleare, oliare, olio, olio vegetale, petrolio (dişil) /benˈd͡zi.na/
petrol, gasoline
çekim: çoğul benzine
köken: Borrowed from German Benzin.
aile: ecobenzina
Ogni notte però l'olio sparisce. — Her yemekte zeytinyağı kullanılır.
usare benzina nuova e conservata in contenitori puliti
Rusçaоливковое масло (nötr) /ɐˈlʲifkəvəjə ˈmasɫə/
olive oil
çekim: çoğul оли́вковые масла́ · tamlayan оли́вкового ма́сла
Побольше хлеба и оливкового масла. — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
Arapçaزيت, زَيْت, نَفْط (eril) /zajt/
oil (all types of oil, edible, fuel, motor oil, etc.)
çekim: çoğul زُيُوت · tamlayan زَيْتٍ
köken: A culture word borrowed from Aramaic זיתא / ܙܝܬܐ (zaytā).
فألمح غرسة الزيتون تنتظرُ.. — Zeytinyağı bekledikçe bozulur.
أُضِيفُ قَلِيلًا مِنَ الزَّيْتِ إِلَى السَّلَطَةِ.
يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ
Farsçaتیل, تیلِ خَاک, رُوْغَن, نَفْت /t̪ʰeːl/
vegetable oil, mineral oil
köken: Borrowed from Hindustani तेल / تیل (tel).
Azericeneft, yağ, yağlamaq /neft/
oil, petroleum
çekim: çoğul neftlər · tamlayan neftin
köken: From Persian نفت (naft).
aile: neftçi
neft mədəni
neft kəməri
neft buruğu
Kazakçaмай, мұнай /maj/
butter
çekim: çoğul майлар · tamlayan майдың
köken: From Proto-Turkic *bań.
aile: майлылық, майшы, майхана
Özbekçeyogʻ
fat, grease · edible oil
çekim: çoğul yogʻlar · tamlayan yogʻning
köken: From Proto-Turkic *yāg.
Felemenkçeolijfolie (dişil) /oːˈlɛi̯fˌoː.liː/
olive oil
çekim: çoğul olijfoliën
köken: From olijf + olie.
Olijfolie is jarenlang houdbaar. — Zeytinyağı yıllarca bozulmaz.
Portekizceolear, óleo vegetal /o.leˈa(ʁ)/
to oil (to grease with oil)
çekim: geçmiş oleei · ortaç oleado · şimdiki oleia
Em seguida entrou em The Joneses e And Soon the Darkness. — Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.
το ελαιόλαδο
çekim: çoğul έλαια · tamlayan ελαίου
aile: αμυγδαλέλαιο, καλαμποκέλαιο
Πολύσπορο ψωμί και ελαιόλαδο θα είναι αρκετό. — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
Japonca植物油, 油をひく, 油を塗る, 石油 /ɕo̞kɯ̟bɯ̟t͡sɨjɯ̟/
vegetable oil
玉子の黄身と — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
Çinceдию, шыю
祭司 要 把 些 油 倒在 自己 的 左手掌裡 — Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.
Korece기름, 석유, 식물유 /kiɾɯm/
oil, petroleum · gasoline, petrol
köken: First attested as Late Old Korean 畿(入聲)林 in the Jīlín lèishì (鷄林類事 / 계림유사), 1103. In the hangul script, first attested in the Seokbo sangjeol (釋譜詳節 / 석보상절), 1447, as Middle Korean 기름〮 (Yale: kìlúm).
aile: 개기름, 기름물, 기름밥, 기름사탕, 기름장, 기름종개, 들기름, 쇠기름, 왜기름, 참기름
통밀빵이랑 올리브기름 정도만 주세요. — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
İsveççebergolja, matolja, olja, smörja, vegetabilisk olja
cooking oil (oil used in cooking)
çekim: çoğul matoljor · tamlayan matoljas
köken: mat (“food”) + olja (“oil”)
Mörkt bröt och oliv olja borde vara nog. — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
Lehçenaoliwiać, naoliwić, oliwić, ropa naftowa /na.ɔˈli.vjat͡ɕ/
to oil (to lubricate with oil) · to drink a lot
çekim: geçmiş naoliwiano · şimdiki naoliwia
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂en-der. Proto-Balto-Slavic *nō Proto-Slavic *na Proto-Slavic *na- Old Polish na- Polish na- Etruscan *𐌄𐌋𐌄𐌉𐌅𐌀 (*eleiva)bor.? Latin olīvalbor. Polish oliwa Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Old Polish -ić Polish -ić Polish oliwić Polish naoliwić Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂…
Słynie z produkcji oliwy z oliwek. — Bu zeytinyağından elde edilen sabunları meşhurdur.
Ukraynacaна́фта, олі́я, росли́нна олі́я
Це не означає, що це овочі або оливкова олія. — Bu, kırışıkları azaltan şeyin sebze ve zeytinyağı olduğu anlamına gelmiyor.
Hintçeतेल, पेट्रोलियम, शिलारस (eril) /t̪eːl/
oil, petrol · vegetable oil
çekim: çoğul तेलों
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀢𑁂𑀮 (tela), from Sanskrit तैल (taila). Cognate with Gujarati તેલ (tel), Bengali তেল (tel). Doublet of तैल (tail).
vegetable oil
çekim: çoğul kasvisöljyt · tamlayan kasvisöljyn
köken: kasvis + öljy
Sitten pappi kaatakoon öljyä vasempaan käteensä, — Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.
Çekçenafta, naolejovat, olej, ropa (dişil) /ˈnafta/
diesel fuel · rock oil
çekim: çoğul nafty · tamlayan nafty
köken: Learned borrowing from Latin naphtha.
Hojně se zde také vyskytují olivovníkové plantáže. — İlçede zeytinyağı fabrikaları da mevcuttur.
gas, gasoline, petrol
çekim: tamlayan benzine
köken: Borrowed from French benzine.
aile: benzinărie
Se decorează cu măsline. — Zeytinyağı bekledikçe bozulur.
Macarcabeolajoz, kőolaj, megolajoz, olaj, olajat tesz hozzá, olajoz /ˈkøːolɒj/
petroleum
çekim: çoğul kőolajok
köken: kő (“stone”) + olaj (“oil”)
Az olajból pedig töltsön a pap a papnak baltenyerére. — Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.
İbraniceנֵפְטְ, שימן, שמן, שֶׁמֶן, שמן צמחי
to oil, lubricate with oil
çekim: geçmiş שימנת
לחם חיטה ושמן זית יהיה מספיק. — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
Latincelūbricō, oleum, petroleum /ˈɔ.ɫe.ũː/
olive oil · the palaestra
çekim: çoğul olea · tamlayan oleī
köken: Derived from Ancient Greek ἔλαιον (élaion, “olive oil”).
aile: oleāceus, oleāmen, oleāris, oleārius, oleātus, oleōsus
Dancamadolie, olie, planteolie, råolie, smøre, vegetabilsk olie (nötr) /ˈoljə/
oil (liquid fat from plants) · oil (petroleum used as fuel or lubricant)
çekim: çoğul olier · tamlayan olies
köken: From Old Danish oliæ, borrowed via Middle Low German oli(e) from Latin oleum (“olive oil”). Compare Swedish olja, German Öl, Dutch olie. English oil has gone through French huile.
aile: olivenolie
Hvedebrød og olivenolie skulle gerne være nok — Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
Norveççematolje, olje, planteolje, vegetabilsk olje
Så skal presten helle av oljen i sin venstre hånd, — Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.

Etimoloji

zeytin (“olive”) + yağ (“oil”).

Örnek Cümleler

Bana zeytinyağı ver.
Give me the olive oil.
Zeytinyağını severim.
I like olive oil.
Zeytinyağı ile ünlüdür.
The fruits are olive-like.
Zeytinyağı gibi kokuyorsun.
You smell like olive oil.
"Bu koku ne?" "Zeytinyağı."
"What's this smell?" "It's olive oil."
Az ekmek ve zeytinyağı yeterli olacaktır.
Wheat bread and olive oil should be enough.
O, kirpiklerine niçin zeytinyağı uyguluyor?
Why does she apply olive oil on her lashes?
Mani, zeytinyağıyla ve balıyla da meşhurdur.
The local honey is also of superior quality[citation needed].
Patlıcanlar bir tavada zeytinyağı ile kızartılır.
Adults are rufous with a slight olive tinge.
Sonra kendi sol avucuna biraz zeytinyağı dökecek.
The priest shall pour some of the oil into the palm of his own left hand;
Giysilerin hep ak olsun. Başından zeytinyağı eksilmesin.
Let your garments be always white, and don't let your head lack oil.
500 kutsal yerin şekeli hıyarşembe, bir hin de zeytinyağı.
and of cassia five hundred, after the shekel of the sanctuary; and a hin of olive oil.
zeytinyağı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod