Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yılgı

yılgı

TR → EN
"yılgı" kelimesinin İngilizcesi: horror. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelhorror

Tanım

•Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan, olağan dışı güçlü korku, dehşet, fobi
•Düzce ili Yığılca ilçesine bağlı bir köy.
•Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku

Diğer Dillerde

AlmancaAngst, Furcht, Grauen, Greuel, Horror (dişil) /aŋst/
fear; fright; anxiety
çekim: çoğul Ängste · tamlayan Ängste
eş: Beklemmung, Furcht, Panik, Sorge, Bammel, Flatter
köken: From Middle High German angest, from Old High German angust, from Proto-Germanic *angustiz.
aile: angsthaft, Angsthase, ängstigen, ängstlich, Angstmeier, Flugangst, Höhenangst, Platzangst, Prüfungsangst, Todesangst
sondern heiliget den HERRN Zebaoth. Den lasset eure Furcht und Schrecken sein, — ‹‹Her Şeye Egemen RABbi kutsal sayın. Korkunuz, yılgınız Ondan olsun.
Alle haben Angst vorm schwarzen Mann
Fransızcaaversion, dégoût, effroi, horreur, répulsion (dişil) /a.vɛʁ.sjɔ̃/
aversion
çekim: çoğul aversions
eş: dégoût, écœurement, répulsion
köken: Borrowed from Latin āversiōnem.
Nous espérions la paix, et il n`arrive rien d`heureux; Un temps de guérison, et voici la terreur! - — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
İspanyolcahorror (eril) /oˈroɾ/
horror; terror
çekim: çoğul horrores
eş: terror
köken: Borrowed from Latin horrorem. Cf. also the popular Old Spanish horrura, inherited from a derivative of the Latin or with a change of suffix, and taking on the meaning of "dirtiness, filth, impurity, scum"; comparable to derivatives of horridus in other Romance languages, like Italian ordo, Old French ord, French ordure, Old Catalan hòrreu, horresa, Old Occitan orre, orrezeza, Romanian urdoare.
aile: horror al vacío
Esperamos paz, y no hay tal bien; tiempo de sanidad, y he aquí, terror — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
İtalyancaorrore (eril) /orˈro.re/
horror · disgust, loathing
çekim: çoğul orrori
eş: aborrimento, angoscia, paura, raccapriccio, repulsione, senso di repulsione
köken: From Latin horrōrem, from Proto-Italic *horzōs, from Proto-Indo-European *ǵʰórsōs, derived from the root *ǵʰers- (“stiff; surprised”).
Aspettavamo la pace, ma non c'è alcun bene; l'ora della salvezza, ed ecco il terrore» — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Rusçaстрах, страх, ужас /strax/
fear · risk, peril
çekim: çoğul стра́хи · tamlayan стра́ха
eş: боязнь, испуг, ужас, паника, риск, ответственность
köken: Inherited from Proto-Slavic *straxъ.
aile: под стра́хом, стра́ха ра́ди, перестрахо́вщик, перестрахова́ться, страхо́вка, страхова́ть, страхолю́дина, страхолю́дный, на сво́й стра́х и ри́ск, не за страх, а за со́весть
Ждем мира, а ничего доброго нет, – времени исцеления, и вот ужасы. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Страх попо́лз че́рез чё́рные о́кна в ко́мнату, и Коротко́в, стара́ясь не гляде́ть в них, закры́л их што́рами.
де́лать что́-либо на сво́й стра́х
Arapçaخَوْف, رُعْب
انتظرنا السلام ولم يكن خير. وزمان الشفاء واذا رعب. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
terror
çekim: çoğul dəhşətlər · tamlayan dəhşətin
köken: From Arabic دَهْشَة (dahša).
aile: dəhşətamiz, dəhşətizm, dəhşətli
fear
köken: Likely from Proto-Turkic. Cognates include Turkish korkunç, Turkmen gorky, Uzbek qoʻrqmoq, Chuvash хӑра (hăra).
aile: қорқынышсыз, қорқынышсыздық, қорқынышты, қорқыныштық
Özbekçedahshat, qoʻrquv
Tatarcaдәһшәт, курку, куркыныч
Felemenkçegruwel (eril) /ˈɣryu̯əl/
abomination, horror, something that is abhorrent
çekim: çoğul gruwelen
köken: From Middle Dutch gruwel, gruel. By surface analysis, gruwen + -el.
aile: gruwelijk
Wij verwachtten vrede, maar er kwam geen vrede; we hoopten op genezing, maar er was alleen diepe ellende." — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
De gedachte der dwaasheid is zonde; en een spotter is den mens een gruwel. (Spreuken 24:9)
Yunancaτρόμος (eril) /ˈtɾo.mos/
terror, extreme fear · trembling, tremor
çekim: tamlayan τρόμου
köken: From Ancient Greek τρόμος (trómos, “trembling, quaking, quivering”), from Proto-Indo-European *trem- (“to tremble”). Compare Mariupol Greek тре́мус (trjémus).
Αυτό είναι αρκετό ηττοπαθές. — Bu kadar yılgınlık yeter.
Ο τρόμος δεν επιτρέπεται να καταπολεμάται με τρόμο.
Japoncaホラー, 恐れ, 恐怖 /ho̞ɾa̠ː/
horror (as a genre or element of fiction)
köken: Borrowed from English horror.
また我が子が置かれた状態に対して 怒りに燃え 不満を持ち 憤慨したこの若い女性は — Açtı, yılgındı son derece gergindi yaşadığı toplumun haline çocuğunun haline bakıca öfkeleniyordu.
ホラー映画
映画ですってぇ⁉アトラクションエリアじゃなくてムービーエリアに行っちゃったの⁉大変‼もしかして 今 大人気の「片手」とかゆうホラームービー⁉
Korece무서움, 공포, 두려움
우리가 평강을 바라나 좋은 것이 없으며 고치심을 입을 때를 바라나 놀라움 뿐이로다 — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
horror
çekim: çoğul fasor · tamlayan fasas
Nej, HERREN Sebaot skolen I hålla helig; honom skolen I frukta, och för honom skolen I förskräckas. — ‹‹Her Şeye Egemen RABbi kutsal sayın. Korkunuz, yılgınız Ondan olsun.
Till sin fasa upptäckte han att han sprungit in i en återvändsgränd
ett skri av fasa
krigets fasor
Lehçegroza, strach (dişil) /ˈɡrɔ.za/
doom, dread, menace, terror (feeling of danger)
çekim: çoğul grozy · tamlayan grozy
köken: Etymology tree Proto-Slavic *groza Polish groza Inherited from Proto-Slavic *groza.
aile: arcygroźny, groźbowy, groźny, niegroźny, arcygroźnie, groźnie, groźno, niegroźnie, groźba, groźność
One nas wyrzucają. — Bu kadar yılgınlık yeter.
Ukraynacaжах /ʒax/
horror, terror, fear, nightmare
çekim: çoğul жа́хи · tamlayan жа́ху
köken: From Proto-Slavic *žasъ.
aile: жахли́вий
terror, fear
çekim: çoğul आतंकों
aile: आतंकवाद, आतंकवादी
Fincehirveys, inho, kammo, kauhu, kauhukirjallisuus, täpinät /ˈhirʋeys/
horribleness, terribleness
çekim: çoğul hirveydet · tamlayan hirveyden
köken: hirveä + -ys
"Odotetaan rauhaa, mutta hyvää ei tule, paranemisen aikaa, mutta katso, tulee peljästys! — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Çekçehoror, hrůza (eril) /ˈɦoror/
horror movie · horror (something horrible; that which excites horror)
çekim: çoğul horory · tamlayan hororu
köken: Borrowed from Latin horror.
Dost bylo poraženectví. — Bu kadar yılgınlık yeter.
Rumencegroază, oroare, spaimă (dişil)
terror, horror, right, dismay · blue funk
çekim: çoğul groaze · tamlayan groaze
eş: spaimă, temoare
köken: Borrowed from Old Church Slavonic гроза (groza), from Proto-Slavic *groza. Compare Bulgarian гроза (groza), Serbo-Croatian groza.
Aşteptam pacea, şi nu vine nimic mai bun; o vreme de vindecare, şi iată groaza!`` - — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Macarcaborzalom /ˈborzɒlom/
horror, dread, terror
çekim: çoğul borzalmak
köken: From the same onomatopoeic stem as borzad, borzas, borzaszt, borzol, borzong + -alom (noun-forming suffix).
aile: borzalmas
iért] békességre várni, holott nincs semmi jó; gyógyító idõre, holott ímé [itt] van az ijedelem. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
İbraniceאֵימָה
קוה לשלום ואין טוב לעת מרפה והנה בעתה׃ — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Dancagru, rædsel /ɡruː/
horror
çekim: tamlayan grus
köken: From grue (“to dread”), from Low German grue, from Middle Low German gruwen, from Proto-Germanic *grūwijaną, perhaps ultimately an imitative derivative of Proto-Indo-European *ǵʰers- (“to bristle”), or instead from *gʰer- (“to rub, stroke, grind”).
aile: grusom
Man håber på Fred, men det bliver ej godt, på Lægedoms Tid, men se, der er Rædsel. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Norveççeredsel
Vi venter på fred, og det kommer intet godt, på lægedoms tid, og se, det kommer forferdelse. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Endonezcekengerian, seram
perasaan ngeri; hal ngeri; ketakutan
Percuma saja kita mengharapkan kedamaian dan masa penyembuhan, sebab yang ada hanyalah kekerasan — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Vietnamcasự ghê rợn, sự khiếp
Chúng ta trông sự bình an, nhưng chẳng có sự tốt gì đến; trông kỳ chữa lành, và sự sợ hãi đây nầy! — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
Bulgarcaу́жаси
Очаквахме мир, но никакво добро не дойде, - Време на изцеление, но, ето, смущение. — Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.

Örnek Cümleler

Eş Cinsel Yılgısına Karşıtlık
Contrast to homophobia
Genellikle eş cinsel yılgısı ile bağlantılıdır.
It is often related to homophobia.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.
We looked for peace, but no good came; and for a time of healing, and behold, dismay!
‹‹Her Şeye Egemen RABbi kutsal sayın. Korkunuz, yılgınız Ondan olsun.
Sanctify the LORD of hosts himself; and let him be your fear, and let him be your dread.
Ama şimdi senin başına gelince gücüne gidiyor, Sana dokununca yılgınlığa düşüyorsun.
But now it has come to you, and you faint. It touches you, and you are troubled.
Eğer onları sana çok gösterseydi, yılgınlığa düşer, işi kotarmada çekişmeye başlardınız.
Had He made them appear as many, you would have lost heart, and disputed in the matter.
Herhalde içlerinde 'dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından' siz, Allah'tan daha çetinsiniz.
Surely ye are more awful in their breasts than Allah.
yılgı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod