selamlamak

/se.lam.laˈmak/
verb
TR → EN
"selamlamak" kelimesinin İngilizcesi: greet, salaam, hail, salute. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelgreet
Genelsalaam
Genelhail
Genelsalute
Çekim Tablosu
Geniş zamanselamlar
Geniş (olumsuz)selamlamam
Şimdiki zamanselamlamakta
Gelecek zamanselamlayabilecek
Geçmiş zamanselamladı
Şartselamlasa
Gereklilikselamlamalı
Emirselamla
Tanım
•Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapmak; selam vermek, esenlemek
Diğer Dillerde
Almancabegrüßen, feiern als, Graupel, graupeln, grüßen, Hagel /bəˈɡʁyːsən/
to welcome
çekim: geçmiş begrüßte · ortaç begrüßt · şimdiki begrüßt · ulaç begrüßend
eş: empfangen, willkommen heißen, anerkennen, annehmen, akzeptieren, beipflichten
köken: From Middle High German begrüeȥen, from Old High German bigruoȥen, bigruoȥȥen, from Proto-West Germanic *bigrōtijan; equivalent to be- + grüßen. Cognate with German Low German begröten, Dutch begroeten, West Frisian begroetsje, English begreet.
aile: Begrüßer, Begrüßung, begrüßend, begrüßt
Als aber das Brandopfer vollendet war, siehe, da kam Samuel. Da ging Saul hinaus ihm entgegen, ihn zu grüßen. — Saul yakmalık sununun sunulmasını bitirir bitirmez Samuel geldi. Saul selamlamak için onu karşılamaya çıktı.
Wir begrüßen euch auf unserer Webseite.
spindly, lanky
çekim: çoğul grêles
köken: Inherited from Old French graisle, inherited from Latin gracilis (“slim”). Doublet of gracile.
Même s'il s'agit de saluer mon père sur sa tombe. — Bu babamın mezarını... ...selamlamak bile olsa.
intestin grêle
bird · fowl, poultry
çekim: çoğul aves
köken: Inherited from Old Spanish ave, from Latin avem, from Proto-Italic *awim, from Proto-Indo-European *h₂éwim.
aile: ave acuática, ave cantora, ave de corral, ave de percha, ave del paraíso, ave lira, ave marina, ave martillo, ave migratoria, ave de paso
Leopold Hawelka todavía puede ser visto en la puerta del café saludando a los clientes. — Bugün Leopold Hawelka hala kahvehanenin girişinde konuklarını selamlamaktadır.
İtalyancaaccogliere, chiamare, dare il benvenuto, fare gli auguri, fare i convenevoli, grandinare /akˈkɔʎ.ʎe.re/
to welcome, receive · to accommodate
çekim: geçmiş accòlto · ortaç accòlto · şimdiki accòglie · ulaç accogliènte
eş: alloggiare, avere posto per, contenere, dare accoglienza, dare ricetto, dare ospitalità
köken: From Vulgar Latin *accolligere, derived from Classical Latin ad- + colligere (whence the Italian cogliere).
aile: accoglienza, accogliersi, accoglimento, riaccogliere
Si alzarono in piedi per salutare Tom. — Tom'u selamlamak için ayağa kalktılar.
Rusçaприветствовать /prʲɪˈvʲet͡stvəvətʲ/
to greet, to hail, to welcome · to salute
çekim: geçmiş приве́тствовавший · ortaç приве́тствовавший · şimdiki приве́тствует · ulaç приве́тствующий
eş: привечать, поддержать, салютовать, отдавать честь
köken: приве́т (privét) + -ствовать (-stvovatʹ)
Термин использовался во время приветствия Цезаря или других чиновников. — Deyiş Sezar ve diğer otoriteleri selamlamak için kullanılması ile önem taşır.
Arapçaالسلام عليك, السلام عليكم, برد, بَرَد, حَيَّا, مطر تلج
peace (be) upon you (singular); good day; hello; hail
حتى ولو كان يعني هذا عدم تقديم الاحترام لوالدي — Bu babamın mezarını... ...selamlamak bile olsa.
اَلسَّلَامُ عَلَيْكِ يَا مَرْيَمُ يَا مُمْتَلِئَةً نِعْمَةً
Farsçaتَگَرْگ, ژَالَه, سلام دادن
Azericedolu, salam vermək, salamlamaq, salamlaşmaq /doˈɫu/
full · plump, well-fed
çekim: karşılaştırma daha dolu · üstünlük ən dolu
zıt: boş
köken: From Proto-Turkic *tōlu, from Proto-Turkic *tōl- (“to be full”).
aile: doldurmaq, dolğun, dolma, dolmaq, doluluq
9 yanvarda Peterburq küçələri işçilər və onların arvad-uşaqları ilə dolu idi.
Özbekçedoʻl, salom bermoq, salomlashmoq
Tatarcaбоз
hail
köken: From Proto-Turkic *boŕ.
Felemenkçebegroeten, groeten
Mijn familie en ik begroetten de bezoekers. — Ailem ve ben ziyaretcileri selamlamak icin oradaydık.
Portekizcecumprimentar, designar, saraiva, saudar /kũ.pɾi.mẽˈta(ʁ)/
to greet, salute · to compliment
çekim: geçmiş cumprimentei · ortaç cumprimentado · şimdiki cumprimenta
eş: saudar
köken: From Latin complementum.
Yunancaκαλώ, πέφτει χαλάζι, προσφωνώ, φωνάζω, χαιρετώ, χαλάζι /kaˈlo/
to call, hail (someone by name) · to summon, invite · to dial, ring (by telephone)
çekim: geçmiş κάλεσα · ortaç έχοντας καλέσει · şimdiki καλεί · ulaç καλώντας
köken: From Ancient Greek καλῶ (kalô), contracted form of καλέω (kaléō, “call”).
Ακόμη κι αν αυτό σημαίνει να μην υποκλιθώ στον τάφο του πατέρα μου. — Bu babamın mezarını... ...selamlamak bile olsa.
Japonca万歳, 出迎える, 挨拶する, 歓迎する, 雹が降る, 霰が降る /bã̠nd͡za̠i/
an extremely long period of time · raising ones hands · business troubles, bankruptcy
köken: Shift in reading from 万(ばん)歳(ぜい) (banzei) below, keeping the older goon reading for the second character and adopting the relatively newer kan'on reading for the first character. Doublet of マンセー (mansē).
20分ぐらいでという人です これらの極端な例は — Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.
大日本帝國萬歲!
Çinceлынзы, 下冰雹, 下雹, 下雹子, 冰雹, 萬歲 /万岁 /ɕi̯ä⁵¹ pɑʊ̯³⁵/
to hail
利奥波德·哈维卡仍会坐在入口处,迎接客人。 — Bugün Leopold Hawelka hala kahvehanenin girişinde konuklarını selamlamaktadır.
Korece우박, 인사하다 /ˈu(ː)ba̠k̚/
hail (balls of ice)
köken: Sino-Korean word from 雨 (“rain”) + 雹 (“hail”)
'Salut to the Sun (태양 경배, 여러 자세가 연속적으로 이어지는 요가동작) ' 를 하고 싶지만 20분 정도만 할애하고 싶은 이들에게요. — Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.
İsveççehagla, hälsa, hell
hail (balls of ice falling from the sky) · unpleasantly pour in rapid succession
çekim: geçmiş haglade · ortaç haglande · ulaç haglande
köken: From Old Swedish haghla or from hagel + -a. Compare Danish hagle, Norwegian hagle, Dutch hageln, German hageln, English hail.
frågorna haglade över presidenten
Lehçegrad, grad pada, witać (eril) /ˈɡrat/
hail (balls of ice) · mass (large number or amount)
çekim: tamlayan gradu
eş: potok, deszcz, ulewa, gradus, ᵍ
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ǵʰreh₃d-der. Proto-Slavic *gradъ Polish grad Inherited from Proto-Slavic *gradъ.
aile: gradobicie, gradzina
Ja i moja rodzina witaliśmy gości. — Ailem ve ben ziyaretcileri selamlamak icin oradaydık.
Ukraynacaвіта́ти, здоро́ватися, зустріча́ти
Слово вживали для привітання Цезаря або інших чиновників. — Deyiş Sezar ve diğer otoriteleri selamlamak için kullanılması ile önem taşır.
Hintçeअभिवादन करना, ओला, ओलावृष्टि, जय, नमस्कार करना, स्वागत करना (eril) /oː.lɑː/
hailstone · hail (as weather)
çekim: çoğul ओले
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀉𑀯𑀮 (uvala), from Sanskrit उपल (upala, “stone”).
Fincekutsua, raesade, rakeet, sataa rakeita, tervehtiä /ˈkutsuɑˣ/
to invite · to beckon, call, call for summon (to shout out in order to summon) · to call, name, dub, go by
çekim: geçmiş kutsunut · şimdiki kutsuu · ulaç kutsuva
köken: From Proto-Finnic *kuccudak.
aile: kutsu, kutsua koolle, kutsuilla, kutsuja, kutsumaton, kutsuminen, kutsumus, kutsunta, kutsut, kutsuttaa
kutsua vieraaksi
Kutsuin isän päivälliselle.
Nojauduin ulos takaovesta ja kutsuin Lucya.
Çekçekroupy, krupobití, oslavovat, padat kroupy, pocházet, pozdravit (dişil) /ˈkrou̯pɪ/
inflection of kroupa: · nominative/accusative/vocative plural
çekim: çoğul krup · tamlayan krup
köken: From the plural form of kroupa, from Proto-Slavic *krupa, from Proto-Indo-European *kroupeh₂.
Když pak již dokonal obětování oběti zápalné, aj, Samuel přicházel, a Saul vyšel proti němu, aby ho přivítal. — Saul yakmalık sununun sunulmasını bitirir bitirmez Samuel geldi. Saul selamlamak için onu karşılamaya çıktı.
Rumencecădea grindină, grindina, grindină, întâmpina, ploua cu grindină, saluta
to hail (down)
çekim: geçmiş grindinat · ortaç grindinat · şimdiki grindină
köken: From grindină + -a, or from Latin grandināre, present infinitive of grandinat (“it hails”).
Pe cînd sfîrşea de adus arderea de tot, a venit Samuel, şi Saul i -a ieşit înainte să -i ureze de bine. — Saul yakmalık sununun sunulmasını bitirir bitirmez Samuel geldi. Saul selamlamak için onu karşılamaya çıktı.
Macarcafogad, hív, jégeső, jégeső esik, jégverés, jelez /ˈfoɡɒd/
to receive (optionally: as something -ul/-ül, -vá/-vé or -nak/-nek) · to welcome (to affirm or greet the arrival of someone or something) · to bet, wager (with someone: -val/-vel, on something: -ba/-be) (to stake or pledge upon the outcome of an event)
çekim: geçmiş fogadtak
köken: First attested in the early 13th century. From the verb fog + -ad (instantaneous verb-forming suffix).
aile: fogadalom, fogadatlan, fogadás, fogadkozik, fogadtatás, befogad, elfogad, felfogad, fölfogad, lefogad
Még azt sem, hogy üdvözöljem az apámat a sírjában. — Bu babamın mezarını... ...selamlamak bile olsa.
Javaslatunkat lelkesedéssel fogadták.
İbraniceבָּרָד
שרוצים לבצע את "ברכת השמש", אבל להקדיש לכך רק עשרים דקות. — Biliyorsunuz, güneşin doğuşunu selamlamak isteyen, ancak buna sadece 20 dakika kadar ayırabilecek onlar.
Latinceavete, consaluto, grandinat, grandō, saluto, salūtō
second-person plural present active imperative of aveō
Dancahagl, hagle, hil, hilse /havˀl/
hail, hailstone · shot (small metal balls used as ammunition)
çekim: çoğul haglene · tamlayan hagls
köken: From Old Danish haghæl, from Old Norse hagl, from Proto-Germanic *haglą (“hail”), cognate with Norwegian hagl, Swedish hagel, English hail, German Hagel, Dutch hagel.
aile: shot, blyhagl, haglbøsse, haglgevær, spredehagl, stålhagl, precipitation, haglbyge, hagle, haglskade
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish سلاملامق (selamlamaḳ, “to salute”). By surface analysis, selam + -la.
Örnek Cümleler
O beni selamlamak için geldi.
He came to greet me.
Onları selamlamak için kalktım.
I got up to greet them.
Ben de onu selamlamak istiyorum.
I want to greet him, too.
O beni selamlamak için ayağa kalktı.
He rose to his feet to greet me.
Onlar onu selamlamak için kalktılar.
They got up to greet her.
Tom'u selamlamak için ayağa kalktılar.
They got up to greet Tom.
Tom bizi selamlamak için ayağa kalktı.
Tom got up to greet us.
Tom beni selamlamak için ayağa kalktı.
Tom got up to greet me.
Onlar onu selamlamak için ayağa kalktı.
They got up to greet him.
Tom bizi selamlamak için orada değildi.
Tom wasn't there to greet us.
Tom onları selamlamak için ayağa kalktı.
Tom got up to greet them.
Biz onları selamlamak için ayağa kalktık.
We got up to greet them.
selamlamak ile daha fazla örnek cümle →