ortalık
/oɾ.taˈɫɯk/
noun
B2 seviye
TR → EN
"ortalık" kelimesinin İngilizcesi: things, surroundings. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelthingsnoun
Genelsurroundingsnoun
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)ortalığı
Çoğul (-ler)ortalıklar
Tanım
•bulunulan yer, çevre
•içinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer
•Sinop ili Ayancık ilçesine bağlı bir köy.
•soyut anlamda yaşanan ortam
•yeryüzünün görünen bölümü, çevre, etraf
•Bulunulan yer ve çevresi
•İçinde bulunulan, yaşanılan ev, oda vb. yer
•Soyut anlamda, yaşanan ortam
Diğer Dillerde
AlmancaUmgebung (dişil) /ʊmˈɡeːbʊŋ/
environment (area around something), vicinity, surroundings
çekim: çoğul Umgebungen · tamlayan Umgebungen
eş: Milieu, Umfeld, Ablaufumgebung, Ausführungsumgebung, Laufzeitumgebung
köken: From umgeben + -ung. Cognate with Dutch omgeving.
Es blodelt immer noch. — Hala ortalık kaynıyor.
In der Wildnis müssen Sie auf Ihre Umgebung achten.
Fransızcaenvironnement, voisinage (eril) /ɑ̃.vi.ʁɔn.mɑ̃/
environment · nature
çekim: çoğul environnements
köken: From environner (“to surround; to encircle”) + -ment.
aile: environnemental
C'est un sujet qui reste bouillant. — Hala ortalık kaynıyor.
İspanyolcaentorno (eril) /enˈtoɾno/
surroundings, environment, setting, milieu, atmosphere · entourage
çekim: çoğul entornos
eş: ambiente
köken: From en- + torno.
Sigue estando en ebullición. — Hala ortalık kaynıyor.
"Entorno de red"
un entorno clínico
İtalyancaambiente (eril) /amˈbjɛn.te/
environment · sphere or circle (of friends, etc.) · room
çekim: çoğul ambienti
eş: habitat, ecosistema, territorio, paesaggio, ecologia, condizione culturale
köken: Borrowed from Latin ambientem, present active participle of ambiō (“surround”).
aile: ambientale, ambientare, ambientista
Se ne discute ancora. — Hala ortalık kaynıyor.
Rusçaокружение (nötr) /ɐkrʊˈʐɛnʲɪje/
entourage, environment, surroundings, milieu · encirclement
çekim: çoğul окруже́ния · tamlayan окруже́ния
eş: приближённые, котёл, кольцо, осада, антураж
köken: окружи́ть (okružítʹ) + -е́ние (-énije)
Всё очень запуталось. — Ortalık çok karıştı.
Arapçaمُحِيط
لذا فالأمر لا يزال يغلي . — Hala ortalık kaynıyor.
Felemenkçeomgeving (dişil) /ˌɔmˈɣeː.vɪŋ/
surroundings, area, environment, environs · social circle, environment
çekim: çoğul omgevingen
köken: From omgeven + -ing, calque of German Umgebung.
Het pruttelt nog steeds. — Hala ortalık kaynıyor.
Portekizcearredores, redondezas (eril) /a.ʁeˈdɔ.ɾis/
surroundings, environment · outskirts
eş: cercanias, circunjacência, circunvizinhança, imediações, localidade, redor
Eles são muito confundidos. — Ortalık çok karıştı.
Japonca周囲 /ɕɨːi/
surroundings; the surrounding area · a perimeter
この件は これまで透明性を欠いた — Hala ortalık kaynıyor.
Korece주위 /t͡ɕuɥi/
circumference · surroundings
köken: Sino-Korean word from 周圍, from 周 (“circumference”) + 圍 (“circumference”)
여전히 논란이 있습니다 — Hala ortalık kaynıyor.
주위를 둘러보자!.
Lehçeokolica (dişil) /ɔ.kɔˈli.t͡sa/
surroundings, vicinity, neighbourhood
çekim: çoğul okolice · tamlayan okolicy
eş: rejon, pobliże, region, rejon, strony
köken: Etymology tree Proto-Slavic *okolica Polish okolica Inherited from Proto-Slavic *okolica. Compare Russian око́лица (okólica).
Afera nadal trwa. — Hala ortalık kaynıyor.
Ukraynacaоко́лиця
Це й досі скипає. — Hala ortalık kaynıyor.
Finceympäristö /ˈympæristø/
environment · surroundings · neighbourhood
çekim: çoğul ympäristöt · tamlayan ympäristön
köken: ympäri (“around”) + -stö (collective noun suffix)
aile: asuinympäristö, elinympäristö, hoitoympäristö, informaatioympäristö, innovaatioympäristö, kasvuympäristö, kaupunkiympäristö, kieliympäristö, kotiympäristö, kouluympäristö
Asia kuohuu yhä. — Hala ortalık kaynıyor.
Çekçeokolí (nötr) /ˈokoliː/
surroundings, surrounding area · neighborhood
çekim: çoğul okolím
köken: From o- + kolo.
aile: okolní
Stále je to živé. — Hala ortalık kaynıyor.
Rumencejur (nötr) /ʒur/
surroundings, vicinity
çekim: çoğul jururi · tamlayan jurului
köken: Inherited from Latin gȳrus, from Ancient Greek γῦρος (gûros). Doublet of girus.
aile: împrejur, în jur, în jurul
Încă mai clocoteşte. — Hala ortalık kaynıyor.
İbraniceסְבִיבָה
זה עדיין רותח. — Hala ortalık kaynıyor.
Latincecircumposita
inflection of circumpositus: · nominative/accusative/vocative neuter plural
Dancaomgivelse (nötr)
surroundings. · environment.
çekim: çoğul omgivelser · tamlayan omgivelses
köken: From omgive + -else.
Den koger stadig. — Hala ortalık kaynıyor.
Omgivelserne var så forskellige fra hjemmet.
Positive akademiske omgivelser hjalp de studerende med at forbedre sig.
Norveççeomgivelser
Bomben var blitt installert da ingen var hjemme i huset, men den var feilkoblet, og gikk ikke av. — Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.
Bulgarcaоко́лности
Всичко е толкова взаимосвързано. — Ortalık çok karıştı.
Slovakçaokolie
Napätie rastie. — Hala ortalık kaynıyor.
ambient
çekim: çoğul ambients
köken: Borrowed from Latin ambientem.
aile: ambiental, ambientar, medi ambient
Galiçyacacontorna (dişil) /konˈtoɾnɐ/
surroundings (of an inhabited place)
çekim: çoğul contornas
köken: From contorno.
İrlandacatimpeallacht, urthimpeall (dişil)
surroundings, environment, milieu · entourage
çekim: tamlayan timpeallachta
köken: From timpeall (“round, circuit; roundabout; surrounding, encircling position”) + -acht.
Gürcüceარემარე, გარემო, გარემომცველი არე, მიდამო, შემოგარენი /ɡ̊äɾe̞mo̞/
environment
çekim: çoğul გარემოები · tamlayan გარემოს
köken: Possibly relate to გარე (gare)
environs · surroundings
çekim: çoğul ĉirkaŭaĵoj
köken: Etymology tree Esperanto ĉirkaŭ Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-tós Proto-Indo-European *-eh₂tos Proto-Italic *-ātos Vulgar Latin -ātus Proto-Indo-European *-ikos Proto-Italic *-ikos Vulgar Latin -icus Vulgar Latin -āticus Vulgar Latin -āticumder. Esperanto -aĵo Esperanto ĉirkaŭaĵo From ĉirkaŭ + -aĵo.
Belarusçaнавако́лле
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish اورتهلق, equivalent to orta (“middle”) + -lık (-ness).
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümlelerortalık ile daha fazla örnek cümle →
Ortalık sakin.
The coast is clear.
Ortalıklarda yoktun.
You were never around.
Hala ortalık kaynıyor.
It is still boiling.
Polis ortalıkta yoktur.
However, there are no policemen.
Ortalık yine karışıyor.
Sharp, get out of here.
Raziye ortalıkta yoktur.
Razieh is nowhere to be found.
Ortalık vahşileşmek üzere.
Things are about to get wild.
Ama hala ortalıkta yoklar.
But they aren't here.
Ortalıkta paparazziler var.
There are paparazzi around.
Otoki ortalıkta görünmüyor.
Otoki isn't around.
Ortalıkta kimse yok, değil mi?
Is the coast clear?
Ortalıkta bazı laflar dolaşıyor.
There's a rumor going around.