Ana içeriğe geç
Sözlük
/
nefes almak

nefes almak

verb
TR → EN
↔ ters çevir
"nefes almak" kelimesinin İngilizcesi: breathe. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbreathe

Çekim Tablosu

Geniş zamannefes alamam
Şimdiki zamannefes alabiliyor
Gelecek zamannefes alacak
Geçmiş zamannefes alamadı
Şartnefes alamasa
Gerekliliknefes alamamalı
Emirnefes al

Tanım

havayı ciğerlerine çekmek, soluk almak
dinlenmek
ferahlamak, rahatlamak
mutlu bir biçimde yaşamak

Diğer Dillerde

Almancaatmen, einatmen, hauchen /ˈaːtmən/
to breathe
çekim: geçmiş atmete · ortaç geatmet · şimdiki atmet · ulaç atmend
eş: Luft, holen, erfüllt sein
köken: From Middle High German ātemen, from Old High German ātamōn, derived from Proto-Germanic *ēþmaz. By surface analysis, Atem + -en. Cognate with Dutch ademen.
aile: Atmung, aufatmen, ausatmen, durchatmen, einatmen, weiteratmen
Es war wie Atmen.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
Fransızcarespirer, Respirer /ʁɛs.pi.ʁe/
to breathe
çekim: geçmiş respiré · ortaç respiré · şimdiki respire · ulaç respirant
köken: Inherited from Middle French respirer, from Old French respirer, borrowed from Latin respīrāre.
aile: respirable, respiration
C'était comme respirer.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
mentir comme on respire
Il faut que tu respires Et ça c'est rien de le dire Tu vas pas mourir de rire Et c'est pas rien de le dire
İspanyolcarespirar /respiˈɾaɾ/
to breathe
çekim: geçmiş respiré · ortaç respirado · şimdiki respira
köken: Inherited from Old Spanish respirar, from Latin respīrāre. Cognate with English respire.
Es difícil respirar.Nefes almak çok zor.
İtalyancarespirare /res.piˈra.re/
to breathe
çekim: geçmiş respiràto · ortaç respiràto · şimdiki respìra · ulaç respirànte
eş: alitare, ansimare, boccheggiare, fiatare, vivere, soffiare
köken: Latinized form of older rispirare, inherited from Latin respīrāre.
Era come respirare.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
Том имел трудности с дыханием.Tom nefes almakta zorluk çekti.
وكنت أعاني من صعوبة شديدة في التنفس،Nefes almakta güçlük çekiyordum.
to breathe, draw breath
çekim: geçmiş نفس کشید · ortaç نفس کشیده · şimdiki نفس میکشد · ulaç نفس کشنده
Azericenəfəs almaq
to breathe
çekim: geçmiş nəfəs almış · ortaç nəfəs almış · şimdiki nəfəs alır
Kazakçaдем алу
Özbekçenafas olmoq
to breathe in, inhale
çekim: geçmiş ademden in · ortaç ingeademd · şimdiki ademt in · ulaç inademend
zıt: uitademen
köken: From in (“in”) + ademen (“to breathe”).
Hij haalt nog steeds moeilijk adem.Hâlâ nefes almakta zorlanıyor.
Portekizcecochichar, murmurar, resfolegar, sussurrar /ko.ʃiˈʃa(ʁ)/
to whisper, to speak in quiet voice
çekim: geçmiş cochichei · ortaç cochichado · şimdiki cochicha
É absolutamente de tirar o fôlego.Nefes almak bir ünsiyettir.
Yunancaαναπνέω /a.naˈpne.o/
to breathe · to inhale, live · to relieve, relax
çekim: geçmiş ανέπνευσα · ortaç έχοντας αναπνεύσει · şimdiki αναπνέει · ulaç αναπνέοντας
köken: From Ancient Greek ἀναπνέω (anapnéō, “to blow, to breathe”).
Ήταν σαν την αναπνοή.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
第三者に聞かれないように、小さな声で話す。
ストレッチャーと共に その苦しさはどこかにいきましたNefes almakta güçlük çekiyordum.
저는 숨쉬는데 상당한 어려움을 겪었는데Nefes almakta güçlük çekiyordum.
indefinite genitive singular of anda
çekim: geçmiş andades · ortaç andandes · ulaç andandes
köken: See the etymology of the corresponding lemma form.
Lögnen är lika gammal som våra andetag.Yalan söylemek nefes almak kadar eski bir eylem.
Han andas inte
Deras agerande andas desperation
Bilens interiör andas klass
to breathe · to catch one's breath
çekim: geçmiş oddychano · şimdiki oddycha
eş: reg. śl. dychać
köken: Etymology tree Proto-Slavic *dyxati Polish oddychać Inherited from Proto-Slavic *dyxati. By surface analysis, od- + dychać.
aile: oddech
Była tak oczywista jak oddychanie.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
Ukraynacaди́хати
Ти маєш питати мого дозволу перед тим, як паруватися, перед тим, як плодитися.Nefes almak için bile benden izin isteyeceksin.
Hintçeसांस लेना /sɑːns leː.nɑː/
to breathe, respire · to inhale
çekim: geçmiş सांस लेता · şimdiki सांस लेता है
köken: Literally, "to take breath".
to breathe (to be very passionate about a thing)
köken: Literally, “to live and breathe”
Hoitaja vie pojan ulos näennäisesti saavat hengähtää, ja he Beat It tänne.Hemşire görünüşte çocuk alır bir nefes almak ve burada onu döverim.
Çekçedýchat /ˈdiːxat/
to breathe
çekim: geçmiş dýchala · ortaç dýchala · şimdiki dýchá
köken: Inherited from Old Czech dychati, dýchati, from Proto-Slavic *dyxati.
Bylo to jako dýchání.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
Rumencerespira /res.piˈra/
to breathe (to draw air in and out)
çekim: geçmiş respirat · ortaç respirat · şimdiki respiră
köken: Borrowed from French respirer, Latin, Italian respirare.
aile: respirare
Era ca respiratul.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
to cause to flood · to radiate, emit, emanate
çekim: geçmiş árasztottak
köken: From ár (“flood”) + -aszt (verb-forming suffix).
aile: árasztás, eláraszt, kiáraszt, megáraszt, túláraszt
Olyan volt, mint a levegővétel.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.
Tavaszi szél vizet áraszt, virágom, virágom.
to breathe
çekim: geçmiş נָשַׁמְתָּ
köken: Compare Arabic نَسَمَ (nasama, “to blow gently”) and Assyrian Neo-Aramaic ܢܫܡ (/⁠nšm⁠/, “to blow”).
והיה לי קשה מאד לנשום,Nefes almakta güçlük çekiyordum.
Dancaånde, trække vejret (nötr) /ɔnə/
breath (air expelled from the lungs)
çekim: geçmiş åndede
Luften er tyk af varme og støv, og det er svært at trække vejret.Hava çok sıcak ve tozlu ve nefes almak çok zor.
Endonezcebernafas
nonstandard form of bernapas
Seperti bernapas saja.Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.

Örnek Cümleler

Nefes almak zordu.
Breathing was difficult.
Nefes almak çok zor.
It is hard to breathe.
Nefes almak zorlaşıyor.
It's getting harder to breathe.
Burada nefes almak yasak.
Breathing is forbidden here.
Tom nefes almakta zorlanıyor.
Tom has a hard time breathing.
Derin nefes almak sağlıklıdır.
It's healthy to breathe deeply.
Tom nefes almakta zorluk çekti.
Tom has trouble breathing.
O nefes almakta zorluk yaşıyor.
He is having difficulty breathing.
Nefes almakta zorlanıyor musun?
Are you having any trouble breathing?
Nefes almak giderek zorlaşıyor.
The breathing becomes more and more hard.
Tom nefes almakta zorluk yaşadı.
Tom had trouble breathing.
Burada nefes almak mümkün değil.
It's not possible to breathe here.
nefes almak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod