Derin nefes almak sağlıklıdır.It's healthy to breathe deeply.
Nem oranı yüksek olduğunda nefes almak zordur.It's difficult to breathe when humidity is high.
Burada nefes almak mümkün değil.It's not possible to breathe here.
O nefes almakta zorluk yaşıyor.He is having difficulty breathing.
Nefes almak giderek zorlaşıyor.The breathing becomes more and more hard.
Nefes almak zorlaşıyor.It's getting harder to breathe.
Tom nefes almakta zorluk çekti.Tom has trouble breathing.
Nefes almak zordu.Breathing was difficult.
Burada nefes almak yasak.Breathing is forbidden here.
Tom nefes almakta zorlanıyor.Tom has a hard time breathing.
Burnundan nefes almakta güçlük çekiyor musun?Are you having any difficulty breathing through your nose?
Tom nefes almakta zorluk yaşadı.Tom had trouble breathing.
Tom nefes almak için çabalıyordu.Tom struggled to breathe.
Tom nefes almakta sorun yaşıyor gibi görünüyor.It seems like Tom is having trouble breathing.
Tom, Mary'nin nefes almakta zorlandığını fark etti.Tom realized that Mary was having trouble breathing.
Nefes almakta zorlanıyor musun?Are you having any trouble breathing?
Nefes almakta zorluk çekiyor musun?Are you having any trouble breathing?
Tom, Mary'nin nefes almakta zorluk yaşadığını fark etti.Tom noticed that Mary was having trouble breathing.
Sırt üstü yattığınızda nefes almakta zorlanıyor musunuz?Do you have difficulty breathing when you lie down flat?
Konuşma sırasında nefes almakta zorluk çekince, dalgıç kıyafetinin başlığı çıkarıldı.When the curtain accidentally falls in the middle of the scene, his costume's head falls off.
Kaskla, tamamen kapalı kaskla, nefes almak hiç de sorun yaratmıyor.Just with the helmet, integral helmet, it's really no problem to breathe.
Nefes almak çok zor.It is hard to breathe.
Hava çok sıcak ve tozlu ve nefes almak çok zor.The air is thick with heat and dust, and it's hard to breathe.
Sadece biraz nefes almakta zorlandım.I must have just breathed wrongly.
Ancak nefes almak zorlaşıyor, bunu ben bile biliyorum.The breathing gets harder, even I know that
Ben nefes almak için su yüzüne çıkmaya çalıştım ama belim lastiğin altına değdi.And I tried to come up for air, and my lower back hit the bottom of the inner tube.
Yalan söylemek nefes almak kadar eski bir eylem.It's as old as breathing.
Hemşire görünüşte çocuk alır bir nefes almak ve burada onu döverim.The nurse takes the kid out ostensibly to get a breather, and they beat it down here.
Nefes almak için bile benden izin isteyeceksin.You ask my permission before you rut, before you breed.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.At 14 minutes, I had these awful contractions, like this urge to breathe.
Nefes almak gibi bir şeydi konuşmak.It was like breathing.
Hava boğucu ve nefes almak zordur.The air is stifling and it is difficult to breathe.
Onlar için savaş nefes almak kadar doğaldır.Pour lui ce sera aussi naturel que de respirer.
Tom nefes almakta zorluk çekti.Том имел трудности с дыханием.
Konuşma sırasında nefes almakta zorluk çekince, dalgıç kıyafetinin başlığı çıkarıldı.Quando começava a fazer a barba, queixou-se de que tinha dificuldades em respirar.
Nefes almak bir ünsiyettir.É absolutamente de tirar o fôlego.
Nefes almak için 10 dakika kadar su yüzeyinde kalır.Dat is nodig omdat ze om de paar minuten boven water moeten komen om te ademen.
Hâlâ nefes almakta zorlanıyor.Hij haalt nog steeds moeilijk adem.
Medyayı oynat Nefes almak ya da soluk almak havanın akciğerlere alınıp verilme işlemidir.Потрібне чисте або очищене повітря для дихання.
Nefes almak için 10 dakika kadar su yüzeyinde kalır.Krom toho umí zadržet dech na 10 minut.
Derin nefes almak da bu yönteme oldukça katkı sağlayan bir yoldur.Các bài tập hít thở sâu có thể củng cố nỗ lực này.
Akciğerleri yüzünden nefes almak için yüzeye çıkmaları gerekmektedir.肺呼吸をするために海面に浮上する。
Nefes almak için 10 dakika kadar su yüzeyinde kalır.הצלופח צריך לצוף מעל פני המים מדי עשר דקות כדי לקחת אוויר.
Akciğerleri yüzünden nefes almak için yüzeye çıkmaları gerekmektedir.Ostávajú však v blízkosti vody kvôli potrebe zvlhčovania dýchacieho orgánu.
Nefes almak için 10 dakika kadar su yüzeyinde kalır.Virus na zraku preživi samo deset minut.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.14분에는 숨쉬고 싶을 충동이 들만큼 진통이 끔찍했습니다.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.14 minuutin jälkeen, minulla oli hirveitä kouristuksia, ikään kuin tarve hengittää.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.14 percnél, szörnyen rángatózni kezdtem, mintha görcsösen akarnék belélegezni.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.A 14 minutes, j'ai eu ces horribles contractions, comme une très forte envie de respirer.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.A 14 minuti, avvertivo queste tremende contrazioni, come un forte bisogno di respirare.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.A los 14 minutos, empecé a tener unas contracciones horribles, como una necesidad imperiosa de respirar.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Aos 14 minutos, tive contrações terríveis, uma necessidade terrível de respirar.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Dupa 14 minute, am inceput sa am convulsii, un fel de pornire sa incep sa respir.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Na 14 minutách jsem začal mít silné stahy, jako tu potřebu začít dýchat.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Na 14 minuten had ik vreselijke stuiptrekkingen, een soort neiging tot ademhalen.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Nach 14 Minuten hatte ich diese fürchterlichen Kontraktionen wie diese Notwendigkeit zu atmen.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Pri 14. minúte som začal mať hrozné kŕče, ako v snahe o dýchanie.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Tại phút thứ 14, Tôi bị co thắt kinh khủng, giống như cố gắng để thở.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Ved 14 minutter, havde jeg forfærdelige sammentrækninger, ligesom denne trang til at trække vejret.
14. dakikada berbat kasılmalar başladı, sanki nefes almak zorunda gibiydim.Vid 14 minuter, Hade jag fruktansvärda sammandragningar, typ ett behöv att andas.