haliç
/ˈha.lit͡ʃ/
name
TR → EN
"haliç" kelimesinin İngilizcesi: mouth, estuary, estuary, estuary, golden horn. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelmouth
Genelestuary
Genelestuary
Genelestuary
Genelgolden horn
Genelgolden horn
Genelgolden horn
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)halici
Yönelme (-e)halice
Bulunma (-de)haliçte
Çıkma (-den)haliçten
Tamlayan (-in)halicin
Çoğul (-ler)haliçler
Tanım
•gelgit akıntılarının etkisiyle akarsu ağzının huni biçiminde genişleyen kısmı
•İstanbul Boğazında bir koy adı. Bakınız: haliç
•körfez
•Tekirdağ ili Malkara ilçesine bağlı bir köy.
•Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu
•Karanın içine sokulmuş deniz parçası
Diğer Dillerde
AlmancaÄstuar, Babbn, Eingang, Flussmündung, Gosche, Goschn
trichterförmige Flussmündung
1755 Tod des Hl. — 1755 - Haliç dondu.
Fransızcabouche, embouchure, estuaire, gueule (dişil) /buʃ/
mouth
çekim: çoğul bouches
eş: boîte à camembert, claque merde, claque-merde, clapet, gbeuve, gueule
köken: Inherited from Middle French bouche, from Old French boche, buche, from Latin bucca. Doublet of bouque.
aile: à bouche que veux-tu, amuse-bouche, arracher les mots de la bouche, bain de bouche, bouche à feu, bouche à incendie, bouche à oreille, bouche à pipes, bouche bée, bouche d'incendie
Albator ne bronche pas. — Haliç artık kokmuyor.
İspanyolcaarticular, bemba, boca, busa, busarda, desembocadura /aɾtikuˈlaɾ/
articular
çekim: geçmiş articulé · ortaç articulado · şimdiki articula
köken: Borrowed from Latin articulāris.
aile: articulado, articulatorio
Existen cuatro puentes que lo atraviesan. — Haliç üzerinde 4 köprü bulunmaktadır.
mouth (all senses)
çekim: çoğul bocche
eş: denti, labbra, lingua, sorriso, apertura, cavità
köken: From Latin bucca.
aile: a bocca aperta, bocca d'acqua, bocca di leone, bocca eruttiva, boccaccino, boccaccio, in bocca al lupo
Un altro importante corso d'acqua della provincia è l'Olona. — Kasabanın diğer önemli geçim kaynağı da halıcılıktır.
RusçaЗолотой Рог (залив), лиман; залив, бухта
Передонов же не мирился. — Haliç artık kokmuyor.
to bear many children, to be prolific · to scatter, to disperse, to distribute, to spread out, to take forth, to abound with · to blather, to prattle, to talk too much
çekim: geçmiş بَقَقْتُ
köken: From Proto-Semitic *baḳḳ- (“gnat”), ultimately stemming from Proto-Afroasiatic *ba(n)ḳ- (“troublesome insect”), with cognates in West Chadic, Fyer ḅakyáà-ŋ (“scorpion”), and to Cushitic, Hadiyya benḳ-aččo (“tick”). Uncertain if cognate to or continuing Aramaic בָּקָּא / ܒܳܩܳܐ (bāqā, baqqā, “gnat”), already found in lexical list ḪAR-ra=ḫubullu as Akkadian 𒁀𒀝𒄣 (ba-aq-qu /baqqu, bāqu/, “gnat”),…
إنها "سيدة السحر"، "الأم المقدسة". — Babası Sabri Halıcı, annesi Hanım Halıcı’dır.
Farsçaپایرود, خور, دَهان, دَهَان, دَهانِه, دَهَن /ˈxʷar/
bay, estuary, cove
köken: Inherited from Proto-Iranian *húHar, from Proto-Indo-Iranian *súHar, from Proto-Indo-European *sóh₂wl̥.
Azericeağız, çay ağzı, mənsəb /ɑˈɣɯz/
mouth · estuary · blade
çekim: çoğul ağızlar · tamlayan ağzın
köken: From Proto-Turkic *āgïŕ. Cognate with Old Turkic 𐰍𐰕 (ǧz /aɣïz/), etc.
aile: ağızəmməz, ağızgələsi, ağızlıq, ağızyummaz, ağzıboş, ağzıbütöv, ağzıcırıq, ağız açmaq, ağız bir eləmək, ağız burmaq
Ağzındakını tüpür!
bıçağın ağzı
qazanın ağzı
Kazakçaауыз
mouth · nozzle · muzzle
çekim: çoğul ауыздар · tamlayan ауыздың
köken: Inherited from Proto-Turkic *agïŕ.
Özbekçeogʻiz
mouth
çekim: çoğul ogʻizlar · tamlayan ogʻizning
köken: Inherited from Chagatai آغز (aġız), from Proto-Turkic *agïŕ.
aile: kattaogʻiz
Tatarcaавыз
mouth
çekim: çoğul авызлар · tamlayan авызның
köken: From Proto-Turkic *agïŕ (“mouth”). Cognate with Old Turkic 𐰍𐰕 (aɣïz, “mouth”), Khakas, Shor, Tuvan аас (aas), Southern Altai оос (oos), Kyrgyz ооз (ooz), Kazakh ауыз (auyz), Karachay-Balkar аууз (awuz), Kumyk авуз (awuz), Nogai, Bashkir ауыҙ (awıź), Uzbek ogʻiz, Azerbaijani, Crimean Tatar, Turkish ağız, Gagauz aaz, Turkmen agyz (“mouth”) etc.
a bird's beak · any animal's mouth (such as a snout) · a human mouth
çekim: çoğul bekken
eş: bakkes, smoel, snuit, tronie, snoet, porum
köken: From Middle Dutch bec, from Old French bec, from Latin beccus.
aile: bek op poten, bekaf, bekken, bekken trekken, bekkenbeul, bekkentrekker, bekvechten, blauwbekken, breedbekstrandloper, dikbekfuut
De baai is een natuurlijke haven. — Haliç doğal bir limandır.
De raaf had een stuk kaas in zijn bek.
Hou je bek!
Portekizceembocadura, estuário, foz, orifício (dişil) /ẽ.bo.kaˈdu.ɾɐ/
bit (piece of metal placed in a horse’s mouth and connected to the reins) · mouth (the end of a river out of which water flows) · embouchure (shape of the mouth and lips when playing a wind instrument)
çekim: çoğul embocaduras
köken: From embocar + -dura.
Agora o Corno de Ouro estava aberto para os cruzados e a frota de Veneza aproveitou-se da vantagem. — Haliç şimdi Haçlılara açık hale geldi ve Venedik filosu içeri girdi.
ονομαστική, αιτιατική και κλητική πληθυντικού του εκβολή
Πλέον το πκάμσο δε φοριέται. — Haliç artık kokmuyor.
Japonca河口 /ka̠ko̞ː/
the mouth of a river, an estuary
四つ橋筋の地下にある。 — Haliç üzerinde 4 köprü bulunmaktadır.
Çinceзуй, ку, 嘴巴 /t͡su̯eɪ̯²¹⁴ b̥ä⁴/
mouth · cheeks; face
aile: 嘴巴子, 嘴巴巴, 大嘴巴, 撈起嘴巴, 捞起嘴巴, 自打嘴巴
圣乔治是一座天然良港。 — Haliç doğal bir limandır.
estuary (of a river)
köken: 강(江) (gang) + 어귀 (eogwi).
그는 예술 후원가였다. — Halıcı ustasıydı.
a mouth
çekim: çoğul munnar · tamlayan muns
köken: From Old Swedish munder, from Old Norse muðr, munnr, from Proto-Germanic *munþaz, from Proto-Indo-European *ment-.
Benlim är dock inte luktfria. — Haliç artık kokmuyor.
morgonstund har guld i mun
många munnar att mätta
face, gob
çekim: çoğul gęby · tamlayan gęby
eş: jadaczka, kopara, usta, pysk, morda, ryj
köken: Etymology tree Proto-Slavic *gǫba Polish gęba Inherited from Proto-Slavic *gǫba. Doublet of huba, a borrowing from Czech.
aile: gębaty, gębowy, gębacz, gębusia, moczygęba, wywierać gębę
1971-3 – Zbudowano bazę GS przy ul. Półnonej. — 1971 - 3. Haliç Köprüsü'nün temeli atıldı.
Ukraynacaги́рло, естуа́рій, у́стя
Полює в очеретах і на мілинах. — Haliçler ve sığ kıyılarda avlanırlar.
mouth · face
çekim: çoğul मुखों
köken: Borrowed from Sanskrit मुख (mukha). Doublet of मुँह (mũh), a tadbhava.
aile: मुखाभिगम, मुखमैथुन
Finceestuaari, murtovesi, murtovesialue, suu /ˈestuɑːri/
estuary
çekim: çoğul estuaarit · tamlayan estuaarin
köken: Internationalism (see English estuary), ultimately from Latin aestuārium.
Vihdoinkin laki hedelmöityshoidoista. — "El Dokuma Halıcılığının Üretim Süreci".
throat · neck, bottleneck
çekim: çoğul hrdla · tamlayan hrdla
eş: chřtán, jícen
köken: Inherited from Old Czech hrdlo, from Proto-Slavic *gъrdlo, from Proto-Balto-Slavic *gúrˀtlan, from Proto-Indo-European *gʷr̥h₃tlóm.
Haliç metro köprüsü) – otevřen roku 2014. — Haliç Metro Köprüsü ise 2014'te açıldı.
Rumencedeschizătură, estuar, gură, orificiu, гурэ (dişil)
opening, aperture, foramen · orifice, hole
çekim: çoğul deschizături · tamlayan deschizături
köken: From deschide + -ătură. Compare Aromanian dishcljidzãturã.
Buzatu nu s-a dezis. — Haliç artık kokmuyor.
Macarcabejárat, folyótorkolat, száj, tölcsértorkolat, torkolat /ˈbɛjaːrɒt/
to run in (to use new machinery at less than full speed, preventing damage)
çekim: geçmiş bejárattak
köken: be- (“in, into”) + járat (“to make something go, to make something move: to run machinery”)
aile: bejárati, bejáratos, bejáratú, főbejárat, kapubejárat, oldalbejárat
Leonardo da Vinci feltalálja az ejtőernyőt. — Leonardo da Vinci, padişaha bir Haliç Köprüsü tasarımı sundu.
İbraniceפֶּה
קרם ביפונאזול (bifonazole, agispor): מריחה פעמים ביום למשך שבועיים. — Yunuseli – Haliç arasında hafta içi her gün karşılıklı iki sefer olarak yapılacak.
Latinceaestuārium, ōs
Dancaæstuarium, flodmunding, kæft, mund, udmunding
estuary
çekim: çoğul æstuarier · tamlayan æstuariums
köken: From Latin aestuarium.
Landskrona er den eneste naturlige havn. — Haliç doğal bir limandır.
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish خلیج (halîc), from Arabic خَلِيج (ḵalīj).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümlelerhaliç ile daha fazla örnek cümle →
Haliç Prensi
Prince of Halych
Haliç artık kokmuyor.
The bells currently do not chime.
(Film Müziği) “Halıcı kız”, 1953.
"Halıcı Kız 1953" (in Turkish).
Volga Nehri Halici'nde sulak alanlar
Wetlands in Volga River estuary
Sınıfın öncü gemisi Osmaniye Haliç'te
Lead ship of the class, Osmaniye, in the Golden Horn
"Haliç Üniversitesi 'En'lerini' seçti".
"Haliç Üniversitesi 'En'lerini' seçti".
Haliç Kongre Merkezi, Beyoğlu, İstanbul.
Haliç Congress Center, Beyoğlu, Istanbul.
Halıcılık büyük bir endüstri haline geldi.
Carpetmaking became a major industry.
Ayrıca arıcılık ve halıcılık da yapılmaktadır.
Moreover, disavowal and honesty are taken into account.
Osmanlı başkenti İstanbul'da Haliç'te bulunuyordu.
It was located on the Golden Horn in the Ottoman capital, Constantinople (modern Istanbul).
Böylece Haliç’in kontrolü Osmanlıların eline geçti.
In general, caudillos' power benefited elites.
Arazi çoğunlukla kum uçlu kabuklu haliç ovalarıdır.
The terrain is mostly sand-end-shells estuary plains.
İlgili Sorular
İlgili / Bileşik Terimler
Geneltucuxi