Ana içeriğe geç
Sözlük
/
ciğer

ciğer

/d͡ʒi.jæɾ/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"ciğer" kelimesinin İngilizcesi: giblets. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelgiblets

Görsel

Kapsül ve cod karaciğer yağı tedavisi doğal ilaçDoğayla Bütünleşen Organik Bitkisel Akciğer Sanatsal İllüstrasyonu

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)ciğeri
Yönelme (-e)ciğere
Bulunma (-de)ciğerde
Çıkma (-den)ciğerden
Tamlayan (-in)ciğerin
Çoğul (-ler)ciğerler

Tanım

•Akciğerlerle karaciğerin ortak adı
•Bir soyadı. Çökertiş, çökertme
•Bir soyadı. Gayret,
•Cesaretli, yürekli olma
•Hayvanlarda akciğer, yürek ve karaciğerin oluşturduğu takım:
•Hayvanların karaciğerinden yapılan yemek:
•Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri
•Hayvanlarda akciğer, yürek ve karaciğerin oluşturduğu takım

Atasözü & Deyim

“Kedi yetişemediği (uzanamadığı) ciğere pis (murdar) dermiş”
“Kedinin boynuna ciğer asılmaz”

Diğer Dillerde

AlmancaEingeweide, Hühnerklein (nötr) /ˈaɪ̯nɡəˌvaɪ̯də/
guts, internal organs, entrails
çekim: çoğul Eingeweiden · tamlayan Eingeweides
eş: Aufbruch, Gedärm, Gekröse, Innereien, Intestinum, Kaldaune
köken: From Middle High German ingeweide, from earlier geweide, a word restricted to High German. Predominantly attributed to hunter’s jargon as a derivation from Weide (“food, pasture”), as some of the guts are thrown to the dogs. Alternatively related to Weide (“willow”), then in the sense of “something wound up, convoluted”; compare Latin viscera (“entrails”).
aile: Eingeweidebruch
Der Magenkrebs. — Akciğer kanseri.
[Das Monster] beißt Dir in den Hals und trinkt Dein Blut. Ohne Blut bist Du bleich wie Kreide; dann frißt es Deine Eingeweide.
Fransızcaabats (eril) /a.ba/
offal, giblets
Cancer du sein. — Akciğer kanseri.
plural of menudencia
Cáncer al pulmón. — Akciğer kanseri.
İtalyancafrattaglie, rigaglie (dişil) /fratˈtaʎ.ʎe/
offal · giblets (of poultry) · entrails, guts
Cancro dello stomaco. — Akciğer kanseri.
Она метастазировала в легкие. — Akciğerine geçti.
Felemenkçelever, long (dişil) /ˈleːvər/
liver · edible animal liver as a dish or culinary ingredient
çekim: çoğul levers
köken: From Middle Dutch lēvere, from Old Dutch *levara, from Proto-West Germanic *libru, from Proto-Germanic *librō.
aile: ganzenlever, kalfslever, kippenlever, leverbloem, leverbotziekte, leverextract, leverkaas, leverkleurig, leverkruid, leverpastei
Hij drong zelfs de longen in. — Akciğerine geçti.
Portekizcemiúdos /miˈu.dus/
plural of miúdo
Aquilo é um pulmão real. — Bu gerçek bir akciğer.
獣医の診断は余命3か月でした — Akciğerine geçti.
Korece(장기) 간
이 종양은 폐로 침입했습니다. — Akciğerine geçti.
Lehçepodroby /pɔdˈrɔ.bɘ/
offal, giblets (internal organs of an animal, used as food)
çekim: çoğul podrobów · tamlayan podrobów
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂ep Proto-Indo-European *-o Proto-Indo-European *h₂epó Proto-Indo-European *h₂pó Proto-Balto-Slavic *pa Proto-Slavic *po Proto-Slavic *po- Old Polish po- Polish po- Proto-Indo-European *dʰreb-der. Proto-Slavic *drobìti Polish drobić Polish podrobićdeverb. Polish podroby Deverbal from podrobić.
Rak płuca. — Akciğer kanseri.
Çekçedroby (eril) /ˈdrobɪ/
giblets
çekim: çoğul drobů · tamlayan drobů
köken: Related to drobit, which comes from Proto-Slavic *drobiti, from Proto-Indo-European *dʰrebʰ-.First attested in the 14th century.
aile: drůbky
Nádor mu napadl plíce. — Akciğerine geçti.
giblets (the limbs and edible internal organs of poultry birds, pigs or rabbits) · small livestock, poultry
çekim: çoğul aprólékok
köken: From apró (“small”) + -lék (noun-forming suffix). Original meaning: a child. First attested in 1519.
aile: aprólékos
Áttéttel a tüdejében. — Akciğerine geçti.
Рак на черния дроб. — Akciğer kanseri.
Slovakçadrobky, vnútornosti (dişil) /vnuːtɔrnɔsci/
nominative plural of vnútornosť · guts
Podľahol rakovine pankreasu. — Akciğer kanseri.
Gürcüceკუჭმაჭი /kʼut͡ʃʼmät͡ʃʼi/
kuchmachi, a traditional Georgian dish of chicken livers, hearts and gizzards with walnuts and pomegranate seeds for topping
çekim: çoğul კუჭმაჭები · tamlayan კუჭმაჭის
köken: From doubling კუჭი (ḳuč̣i, “liver”).

Etimoloji

Farsça

Kelime Ailesi

Örnek Cümleler

Karaciğer mi?
Liver?
Akciğerine geçti.
It invaded into his lungs.
Ciğerlerim ağrıyor.
My lungs hurt.
Çok canciğer olduk.
We got very close.
Akciğer kanserim var.
I have lung cancer.
Karaciğer sever misin?
Do you like liver?
Akciğerler ile ilgili.
It's dealing with the lungs.
Bu gerçek bir akciğer.
That's a real lung.
Evet. Akciğer kanseri.
Lung cancer.
Bu, akciğerlerimizdedir.
Air is a mixture of oxygen and nitrogen, 20 percent oxygen, 80 percent nitrogen.
Bir tür karaciğer kurdu.
It's a lancet fluke.
Bir akciğer bulmuşlardı.
Marie Budev. And they had lungs.
ciğer ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod