ayaklık

TR → EN
"ayaklık" kelimesinin İngilizcesi: stilt, treadle, pedal, pedestal. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelstilt
Geneltreadle
Genelpedal
Genelpedestal

Tanım

•ayak basacak yer
•ayakçak
•bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal
•kaide
•küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına] çakılan kiriş
•Ayak basacak yer
•Ayakçak
•Ayakla işletilen bir makinede ya da bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen

Diğer Dillerde

AlmancaAuflagebock, Auflager, Basis, Bock, Fuß-, Fußhebel (nötr) /ˈaʊ̯fˌlaːɡɐ/
support, bearing
çekim: çoğul Auflagern · tamlayan Auflagers
Auch machte er die Gestühle und die Kessel auf den Gestühlen — On kazan ve ayaklıkları,
pedal
eş: pédieux
les dix bases, et les dix bassins sur les bases; — On kazan ve ayaklıkları,
İspanyolcapeana, pedalear, pedestal, podal (dişil)
pedestal
çekim: çoğul peanas
eş: basa, pie, plinto
las diez bases y las diez pilas sobre las bases — On kazan ve ayaklıkları,
İtalyancapedalare, pedale, piedistallo /pe.daˈla.re/
to pedal · to bike
çekim: geçmiş pedalàto · ortaç pedalàto · şimdiki pedàla · ulaç pedalànte
köken: From pedale + -are.
aile: pedalabile, pedalata, pedalatore
le dieci basi e i dieci bacini sulle basi — On kazan ve ayaklıkları,
Rusçaпедаль, ходули (dişil) /pʲɪˈdalʲ/
pedal, treadle
çekim: çoğul педа́ли · tamlayan педа́ли
köken: Ultimately from Latin pedālis.
aile: педали́ровать, распеда́лить, распеда́ливать, педа́лить
И подставы сделал он, и омывальницы сделал на подставах; — On kazan ve ayaklıkları,
Arapçaحامِل, دَوَّاسَة, عَمُود, قَدَمِيّ, مِنَصَّة
وعمل القواعد وعمل المراحض على القواعد — On kazan ve ayaklıkları,
Farsçaپایه, پدال, رکاب /paː.ˈja/
base, basis, foundation · basis · grade
çekim: çoğul پایهها
köken: From پای (pây) + ـه (-e).
aile: بیپایه, سهپایه, پایهای, پایهریزی, پایهگذاری, پایهگذاری کردن, چهارپایه
Azericepedal
Kazakçaпедаль
Felemenkçepedaal, trapper
Portekizcepedalar /pe.daˈla(ʁ)/
to pedal; to bike (to ride a bicycle)
çekim: geçmiş pedalei · ortaç pedalado · şimdiki pedala
köken: From pedal + -ar.
Também fez as bases, e as pias sobre as bases; — On kazan ve ayaklıkları,
Japoncaペダル, 台座 /pe̞da̠ɾɯ̟/
pedal (lever operated by one's foot)
köken: From English pedal.
Korece페달 /pʰe̞da̠ɭ/
pedal (of a vehicle, bicycle, sewing machine, piano, etc.)
köken: From English pedal.
또 열 받침과 받침위의 열 물두멍과 — On kazan ve ayaklıkları,
İsveççetrampa
to step, to tramp · to pedal (for example a bicycle)
çekim: geçmiş trampade · ortaç trampad · ulaç trampande
köken: From Old Swedish trampa, from Old Norse trampa, from Proto-Germanic *trampaną, possibly from Proto-Indo-European *drem- (“to run”). Cognate with Norwegian trampe. Compare English trample. The noun is derived from the verb.
Vidare de tio bäckenställen och de tio bäckenen på bäckenställen, — On kazan ve ayaklıkları,
Tramp, tramp, tramp gå på och trampa, här finns ingenting att få
dotyczący nóg, związany z nogami
köken: Inherited from Old Polish nożny (adjective). By surface analysis, noga + -ny.
Porobił także podstawki, a wanny postawił na podstawkach; — On kazan ve ayaklıkları,
Ukraynacaно́жний, п'єдестал, педалізува́ти, педалюва́ти (eril) /pjedeˈstaɫ/
pedestal (the base or foot of a column, statue, vase, lamp, or the like)
çekim: çoğul п'єдеста́ли · tamlayan п'єдеста́лу
köken: Borrowed from French piédestal, derived from Italian piedistallo.
Hintçeपेडल
Fincejalusta, pedaali, poljin, polkea /ˈjɑlustɑ/
stand, pedestal, tripod · plinth
çekim: çoğul jalustat · tamlayan jalustan
köken: jal- + -usta
aile: jalustavaunu, kivijalusta, maalausjalusta, mannerjalusta, mannermaajalusta
Ja hän teki telineet ja teki altaat telineitten päälle, — On kazan ve ayaklıkları,
související s nohou
Podstavky také zdělal, a umyvadla na těch podstavcích. — On kazan ve ayaklıkları,
Rumencepedala, pedală
to pedal
çekim: geçmiş pedalat · ortaç pedalat · şimdiki pedalează
köken: Borrowed from French pédaler.
cele zece temelii, şi cele zece lighene de pe temelii; — On kazan ve ayaklıkları,
Macarcapiedesztál, talapzat /ˈpijɛdɛstaːl/
pedestal (the base or foot of a column, statue, vase, lamp) · pedestal (a place of reverence or honor)
çekim: çoğul piedesztálok
zıt: pellengér
köken: Internationalism, borrowed from French piédestal.
Csinála talpakat is, és azokra mosdómedenczéket. — On kazan ve ayaklıkları,
İbraniceכַּן, פֵּדָל
ואת המכנות עשה ואת הכירות עשה על המכנות׃ — On kazan ve ayaklıkları,
Latincebasis, crepīdō, insilia /ˈba.sɪs/
a pedestal, foot, base · a foundation · the base of a triangle, chord of an arc
çekim: çoğul basēs · tamlayan baseōs
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *gʷem- Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *gʷémtis Proto-Hellenic *gʷə́tis Ancient Greek βᾰ́σῐς (bắsĭs)bor. Latin basis Borrowed from Ancient Greek βᾰ́σῐς (bắsĭs, “stepping, step; foot; base, pedestal”).
aile: basella, basicula, basilāris
aliquem cum basī suā mētīrī
... huic etiam Romae videmus in basi statuarum maximis litteris incisum, A COMMVNI SICILIAE DATAS.
... et erunt tibi conpedes in protectionem fortitudinis et bases virtutis et torques illius in stolam gloriae ...
Dancasokkel
de ti Stel med de ti Bækkener på, — On kazan ve ayaklıkları,
Norveççepidestall
og han gjorde fotstykkene og karene på fotstykkene, — On kazan ve ayaklıkları,
Vietnamcabàn đạp, bệ, đạp /ʔɓe˧˨ʔ/
pedestal; platform; dais; rostrum; throne
köken: Sino-Vietnamese word from 陛 (“flight of steps to the hall of audience in the imperial palace”).
aile: ban bệ, bệ hạ, bệ kiến, bệ ngọc, bệ phóng, bệ rạc, bệ rồng, bệ tì, bệ vệ, chín bệ
mười viên táng và mười cái bồn trên táng; — On kazan ve ayaklıkları,
Bulgarcaно́жен, педа́л, пиедестал (eril) /piɛdɛˈstaɫ/
pedestal · pedestal (a place of reverence or honor)
çekim: çoğul пиедеста́ли
köken: Borrowed from French piédestal, from Italian piedistallo.
Тоже направи подножията; направи и умивалниците върху подножията; — On kazan ve ayaklıkları,
Slovakçapiedestál
desať podstavcov a desať umyvákov na tie podstavce; — On kazan ve ayaklıkları,

Örnek Cümleler

On kazan ve ayaklıkları,
and the ten bases, and the ten basins on the bases;
Ayaklıklar aynalıklarla döşenmiş, aynalıklar da çerçeve içine alınmıştı.
The work of the bases was like this: they had panels; and there were panels between the ledges;
ayaklık ile daha fazla örnek cümle →