whiten
/ˈ(h)waɪtn̩/2 hece
EN → TR
"whiten" kelimesinin Türkçesi: beyazlatmak, beyazlanmak, ağartmak, ağarmak.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelbeyazlatmak
Genelbeyazlanmak
Genelağartmak
Genelağarmak.
Tanım
•turn white
Diğer Dillerde
Almancaweiß werden, weißen
Fransızcablanchir
İspanyolcaalbear, blanquear
İtalyancaimbiancare, imbiancarsi, sbiancare, sbiancarsi
Rusçaбеле́ть, бели́ть, отбе́ливать, отбели́ть, побеле́ть, побели́ть
Arapçaاِبْيَضَّ, بَيَّضَ
Portekizcebranquear, embranquecer
Yunancaασπρίζω, λευκαίνω
Japonca白くする, 白くなる, 白ばむ, 白む, 白める
Korece하얗게 하다, 하얘지다, 희어지다
Ukraynacaбіли́ти
Rumencealbi
Macarcafehérít
İbraniceהִלְבִּין
Latincealbicō, albō
Endonezcememutih, putihkan
Bulgarcaизбелвам, побелявам
Katalancablanquejar
Galcegwynnu
Telugucaతెల్లబడు
Esperantoblankigi, blankiĝi
Kelime Ailesi
prewhiten
Örnek Cümleler
Yazılım beyazlatma
Software whitening
Dişlerimi beyazlattım.
I got my teeth whitened.
Diş beyazlatma pahalıdır.
Teeth whitening is expensive.
Tom dişlerini beyazlattı.
Tom got his teeth whitened.
Dişlerini beyazlaştırdın mı?
Did you get your teeth whitened?
Lazerler var. Beyazlatırız" dedi bana.
"We have lasers; we can whiten it out."
Tom kumaşın inci beyazlığına hayran kaldı.
Tom admired the pearly whiteness of the fabric.
Zambağın beyazlığı saflığın bir sembolüdür.
The whiteness of the lily is a symbol of purity.
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır.
the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur.
He is power, and he has no time for whiteness.
O gün bazı yüzler aklanır, bazı yüzlerse kararır.
the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
Bir gündür o gün ki yüzler ağarır, yüzler kararır.
the day when some faces are blackened, and some faces whitened.