Azgın hastalık birçok ülkeye yayıldı.
The rampant sickness spread to many countries.
GDA ülkelerinde yolsuzluk hâlâ yaygın
Corruption still rampant in SEE Countries
(CD) (2006) Form Grows Rampant debut albümü.
(CD) (2006) Form Grows Rampant debut album.
Dünya çevresinde kız satışları şahlanmış halde.
The selling of girls is rampant across the planet.
Bu tip bir dolaylı anlatım dilde çok sık kullanılır.
This kind of indirect speech is rampant in language.
Açlık ve hastalık en alt sınıflar arasında yaygındır.
Starvation and disease were rampant among the lowest classes.
"Hastaneden bebek kaçırma ne kadar yaygın merak ediyorum."
I wonder how rampant baby snatching is out of hospitals."
Yolsuzluk bir gelir kaynağı ve kamu hizmeti karmaşa içinde.
Corruption is rampant and public services are in turmoil.
TED'de, parlak zeka diz boyu, hem de insanı korkutacak kadar.
At TED, brilliance is rampant. It's scary.
İş yerinde taciz, Sırbistan'da oldukça yaygın bir sorun. [Getty Images]
Workplace abuse is more rampant in Serbia. [Getty Images]
Özellikle 1817'den sonra yaygınlaşan eşkıyalıkla mücadelede etkili oldu.
He was instrumental in combating banditry, which was especially rampant after 1817.
Yönetimi boyunca bir sürü gözde görülür yolsuzluk olayları meydana geldi.
Throughout the entire administration prevailed rampant corruption.