pounce

/paʊns/1 hece
C2 seviye
EN → TR
"pounce" kelimesinin Türkçesi: atılma, hamle, saldırma, yırtıcı kuş pençesi, üzerine atılıp avlamak (av) pounce at. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelatılma
Genelhamle
Genelsaldırma
Genelyırtıcı kuş pençesi
Genelüzerine atılıp avlamak (av) pounce at
Genelpounce on birden üstüne atılmak
Genelhamle etmek
Genelmürekkep kurutacak toz
Genelani olarak gelmek.
Genelkabartmalı bir düzeyin modelini çıkartmak için üzerine serpilen toz
Geneltoz serperek kurutmak veya cilâlamak.

Görsel

Anime Tarzında Yeni Macerasına Atılmaya Hazır Bavul ve Çantalı Genç

Tanım

•move down on as if in an attack
•the act of pouncing

Diğer Dillerde

Fransızcafaire un trou, fondre sur, perforer, poudre, sable, sauter sur
Farsçaبل گرفتن
Portekizcedar o bote
İsveççeskrivsand
Lehçebut see proszek na atrament
Fincehiekka, iskeä kyntensä, sandarakki, syöksyä kimppuun, tarttua tilaisuuteen
Macarcalecsap, nyakába ugrik
Dancaradérpulver
Bulgarcaвръхлитам, възползвам се, нахвърлям се
Taycaตะปบ
Katalancaarena assecant, sorra assecant
Tagalogcasagpangin
Esperantoalsalti

Etimoloji

From Middle English pounce, probably akin to punch. Possibly from Old French ponchonner (compare French poinçonner).

Kelime Ailesi

pounce wheel
pounceable
pouncehug
pouncer
pouncingly
pouncy

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.
If we hadn't given it water, it would have pounced to drink the bath water.
Haşlandıktan sonra üstüne göğermiş pernir (Kerti peyniri) ile eritilmiş tereyağı dökülür.
It then pounces, grabbing its prey with its sharp, retractable claws.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.
When the birds spots prey animals moving by, they will pounce on them.
Hemen ardından "dini cinayet (insan kurbanı)" suçlamasıyla şehirdeki Yahudilerin çoğu suçlu bulundu.
A mob of Jews from the Qaynuqa tribe then pounced on the Muslim man and killed him.