Önemli işleri 🔊
Pivotal works 🔊
Kürt sorununda dönüm noktası 🔊
Kurdish issue reaches pivotal point 🔊
Yani, Naomi bunda kilit konumdaydı. 🔊
So, Naomi was pivotal in that. 🔊
Tanguy’in yüzü resmin kilit noktasıdır. 🔊
Tanguy's visage is a pivotal feature of the painting. 🔊
O önemli, neredeyse kilit rol oynamaktadır. 🔊
He plays an important, almost pivotal, role. 🔊
Konuşma Romanya Devrimi'nde önemli bir rol oynadı. 🔊
It was a pivotal moment in the Romanian Revolution. 🔊
Öğle yemeğinde Lincoln'ün davası hakkında konuştular. 🔊
It was a pivotal trial in Lincoln's career. 🔊
Glover: seçimler Arnavutluk'un geleceği için çok önemli 🔊
Glover: vote "pivotal" for Albania's future 🔊
Burası Amerikan tarihinin önemli anlarının geçtiği bir alandır. 🔊
It's a place where pivotal moments in American history have taken place. 🔊
Tramvaylar 20. yüzyılda şehrin gelişmesinde büyük rol oynadılar. 🔊
The trams played a pivotal role in the growth of the city in the 20th century. 🔊
Şehir, Meksika Bağımsızlık Savaşı'nda önemli bir rol oynamıştır. 🔊
The city was to play a pivotal role in the Ecuadorian War of Independence. 🔊
Matthieu hakkında okumam hayatımın en önemli anlarından biriydi. 🔊
Reading about Matthieu was one of the pivotal moments of my life. 🔊