Sadece neşeli.
It's just joyous.
Neşe içinde bir tablo.
There's a sense of joyousness.
Eskiden insanlar daha neşeliydi.
In previous years, people were more joyous.
Ama yüzler vardır, o gün mutludurlar!
Many faces will be joyous on that day,
O gün başka yüzler de var ki mutludur.
Many faces will be joyous on that day,
Bununla oynarken çok eğlendikleri kesin.
And they'd be absolutely joyous playing with this.
O gün yüzler, sevinçlidir, neşeye dalar.
Many faces will be joyous on that day,
Yüzler de vardır o gün, nimetlerle mutlu.
Many faces will be joyous on that day,
Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
Many faces will be joyous on that day,
Yüzler de var ki o gün ni'met içinde mutlu,
Many faces will be joyous on that day,
O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar,
Many faces will be joyous on that day,
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.
Many faces will be joyous on that day,