Terbiyesizlik yapma!
Don't be imprudent!
Mary tedbirsiz bir genç kadındır.
Mary is an imprudent young woman.
Mary düşüncesiz bir genç kadındır.
Mary is an imprudent young woman.
Mary ihtiyatsız bir genç kadındır.
Mary is an imprudent young woman.
Araţtýrma komitesi Aalst fabrikalarýnda!
Padre Daens é imprudente, Sr. Woeste, não negarei...
Drift yüksek devirde en güzel verimi sağlar.
Bill imprudently offers the highest bid.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.
They pass silently over his imprudent romances.
Sonra, körü körüne yerine, iyi geceler diledi ve Tapınağı için başladı kocam bakın.
Then I, rather imprudently, wished you good-night, and started for the Temple to see my husband.
Derken, biraz körü körüne, sen diledi iyi geceler ve Temple için başladı kocam bakın.
Then I, rather imprudently, wished you good-night, and started for the Temple to see my husband.