embrace

/ɛmˈbɹeɪs/2 hece
B2 seviye
EN → TR
"embrace" kelimesinin Türkçesi: almak, kucaklamak, sevmek, sarmak, benimseme.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelalmak
Genelkucaklamak
Genelsevmek
Genelsarmak
Genelbenimseme.
Genelkapsamak
Genelsarılma
Genelbenimsemek
Genelkucaklama
Genelsarılmak
Genelkabul etmek
Genelihtiva etmek
Genelbağrına basma. embracement kabul etme
Geneliçine almak
Genel(huk.) mahkemeyi tesir altında bırakmaya çalışmak.
Genelbağrına basmak

Görsel

Sahil taşları, dalgalar ve bulutlar. Kıyıda biraz hava almak iyi geldi.Kağıttan kesilmiş minik bir yalıçapkını. Ayrıntılar öyle ince ki nefes almak bile zor geliyor.

Tanım

•a close affectionate and protective acceptance
•take up the cause, ideology, practice, method, of someone and use it as one's own

Diğer Dillerde

Rusçaвключать, обнима́ние, обнима́ть, обня́ть, объя́тие, объя́тия
Arapçaاِحْتِضَان, اِحْتَضَنَ, حَضْن, ضَمَّة, عَانَقَ, عِنَاق
Farsçaبغل کردن, پذیرفتن, در آغوش گرفتن
Kazakçaайқалау, аймалау, құшақ, құшақтау, құшу
Özbekçequchmoq, quchoq, quchoqlamoq
Tatarcaкочак
Portekizceabraçar, abraço
Japoncaハグ, 抱く, 抱擁, 抱擁する
Ukraynacaвключа́ти, об'я́ття, обійма́ння, обійма́ти, обі́йми, обійня́ти
Hintçeआग़ोश, आलिंगन, आलिंगन करना
Macarcaölel, ölelés
İbraniceחָבַק, חיבוק \ חִבּוּק, חיבק \ חִבֵּק
Norveççeklem, klemme

Kelime Ailesi

all-embracing
deadly embrace
embrace the penguin
embrace the suck
embraceability
embraceable
embracement
embraceor
embracer
embracery
embracingly
embracive
half-embrace
marital embrace
overembrace
re-embrace
reembrace
unembraceable

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Onlar kucaklaştı.
They embraced.
Riski kucaklayın.
Embrace risk.
Garipliğini özümse.
Embrace your weirdness.
Onu kucaklamalıyız.
We should embrace that.
Ona sarılmak ister.
He embraces her.
Korkuyu kucaklayın.
Embrace fear.
Tom ve ben sarıldık.
Tom and I embraced.
Tom oğlunu kucakladı.
Tom embraced his son.
Fred ve Gunn ayrılır.
Fred and Gunn embrace.
O hevesle sarıldılar.
He embraced it eagerly.
Buna kucak açmalıyız.
We need to embrace this.
Kasaba bunu benimsedi.
And the town has really embraced it.