disseminate
/dɪˈsɛmɪˌneɪt/4 hece
EN → TR
"disseminate" kelimesinin Türkçesi: saçmak, yaymak, neşretmek, geçirmek, sirayet... Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsaçmak
Genelyaymak
Genelneşretmek
Genelgeçirmek
Genelsirayet..
Genelsaçma
Genelsaçılma
Genelgeçme
Genelsirayet ettirmek dis- semina'tion neşir
Tanım
•cause to become widely known
Diğer Dillerde
Almancaausbreiten, aussähen, ausstreuen, disseminieren, sähen, verbreiten
Fransızcadisséminer
İspanyolcadiseminar
Rusçaраспространя́ть, распространя́ться, рассе́ивать, рассе́иваться
Felemenkçeuitdragen
Portekizcedisseminar
Lehçerozpowszechniać, rozpowszechnić, rozprzestrzeniać, rozprzestrzeniać się, rozprzestrzenić, rozsiać
Macarcaszétszóródik, terjeszt
Latincedissēminō
Bulgarcaразпространявам, разпространявам се, разпръсквам
İrlandacascaip, síolaigh
Tagalogcamagpakalat
Etimoloji
Borrowed from Latin dissēminātus, the perfect passive participle of dissēminō (“to broadcast, disseminate”) (see -ate (verb-forming suffix)), further from dis- (“asunder, in all directions”) + sēminō (“to plant, sow”), from sēmen (“seed”) + -ō (verb-forming suffix). See also Middle English disseminat(e) (“disseminated”).
Kelime Ailesi
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Bunları yayabiliriz.
We can disseminate.
Irak'ta dağıtılan PSYOP broşürü.
PSYOP pamphlet disseminated in Iraq.
İslam'ı yayma misyonuyla Taşkent'e geldi.
He arrived in Tashkent with a mission to disseminate Islam.
O örgüt hiçbiri güvenilir olamayacak kadar çok bilgiyi yaymaktadır.
That organization disseminates a lot of information, none of which can be trusted.
Bu çekirdek öğretmen kadrosu eğitimi 2 bin 500 lise öğretmenine yayacak.
This cohort of 180 teachers will disseminate the training to 2,500 high school teachers.
Bu durum, riskin şeffaflık pahasına geniş ölçeğe yayılmasına olanak sağladı.
These allowed risk to be disseminated on a large scale at the expense of transparency.
Bu durumu bütün toplumların çeşitli gelişim aşamalarından geçmesiyle açıkladı.
These ideas rapidly disseminated through all social classes.
Fakat bunun aynı zamanda güzel yanı tüm bunları çocuklarımıza ulaştırabiliriz.
But the beauty of this, too, is we can then disseminate it to children.
Yayıncılar ve gazeteciler çalışmalarını yayınlamadan önce onay almak zorundaydılar.
Broadcasters and journalists required prior approval before their works were disseminated.
Onu saatler içinde haritalandıracağız, haritaları da büyük üniversitelere dağıtacağız.
We'll map it within hours, have the maps disseminated out to the major universities.