"delinquent" kelimesinin Türkçesi: kabahatli, suçlu, mücrim, kusur, hata. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelkabahatli
Genelsuçlu
Genelmücrim
Genelkusur
Genelhata
Genelihmalcilik.
Genelvazifede ihmalkâr olan
Genelkabahatli kimse
Genelsuçlu kimse. juvenile delinquent (huk.) çocuk suçlu. delinquency kabahat
Genelzamanı geldi- ği halde ödenmemiş
Genelgörevini ihmal eden kimse
Tanım
•a young offender
•past due; not paid at the scheduled time
Etimoloji
Borrowed from Middle French délinquant, ultimately from Latin delinquens, present participle of delinquo.
Örnek Cümleler
Tom bir çocuk suçlu.
Tom is a juvenile delinquent.
Bu hatalı kızla ne yapacağız?
What shall we do with this delinquent girl?
Âhiret hayatı Kıyâmet ile başlar.
Thus his delinquent life begins.
Bana borcu olan bir suçlunun nerede olduğunu bilmeliyim.
I should know where my delinquent is going.
Birçoğu, belli bir soğukkanlılık ve tarz yayan suçlular oldu.
Many of them became delinquents who exuded a certain coolness and style.
Hükümet vergi borçlularına karşı daha sağlam bir tavır takınıyor.
The government is taking a stronger stance with tax delinquents.