dabble

2 hece
C2 seviye
EN → TR
"dabble" kelimesinin Türkçesi: su serpmek, hafifçe Islatmak, amatör olarak bir sanat veya işle uğraşmak. dabbler sathi çalışan kimse, eğlence kabilinden bir işle uğraşan kimse.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsu serpmek
Genelhafifçe Islatmak
Genelamatör olarak bir sanat veya işle uğraşmak. dabbler sathi çalışan kimse
Geneleğlence kabilinden bir işle uğraşan kimse.

Tanım

•bob forward and under so as to feed off the bottom of a body of water

Diğer Dillerde

Almancadilettieren, ein wenig befassen, gründeln, Planscherei, platschen
Fransızcabarboter
İspanyolcaaventurarse en, chapotear, chapoteo, diletantismo, diletar, escarcear
İtalyancadilettarsi, occuparsi a tempo perso, sguazzare
Rusçaзанима́ться пове́рхностно, корми́ться со дна, плеска́ться
Felemenkçeals liefhebberij hebben, dompelen, grondelen, liefhebberen, spetteren
Portekizceumedecer
Japoncaばちゃばちゃさせる
Lehçebabrać, ubabrać, zbabrać
Çekçecákat, fušovat, pocákat, pošplíchat, šplíchat
Macarca-gat, -get, -kedik, -kodik, -ködik, amatőrködik
Norveççefuske
Bulgarcaбъркам се, меся се, пляскам, пръскам
Galiçyacahumedecer

Etimoloji

From earlier dable, equivalent to dab + -le (frequentative suffix), possibly from Middle Dutch dabbelen (“to pinch; knead; to fumble; to dabble”); cognate with Icelandic dafla (“to dabble”).

Kelime Ailesi

bedabble
dabblement
dabbler
dabblesome
dabbling
dabbling duck
dabblingly
double dabble
undabbled

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Ben tasarımla uğraşıyorum.
I dabble in design.
Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.
He also dabbled in politics.
Tom büyülü sanatlarla amatörce uğraştı.
Tom has dabbled in the magical arts.
Tom borsa ile yüzeysel olarak ilgilenir.
Tom dabbles in the stock market.
Tom karanlık sanatlarla amatörce uğraştı.
Tom has dabbled in the dark arts.
Tom gençliğinde kokainle amatörce ilgilendi.
Tom dabbled in cocaine in his youth.
Ördekler bir parktalarmış gibi suyla oynuyorlardı
Ducks dabble as though in a park
Mary büyülü sanatlarla amatörce uğraştığını kabul etti.
Mary admitted that she had dabbled in the magical arts.
Çocukken resimle uğraşan Steig, arzulu bir edebiyat okuyucusuydu.
As a child, he dabbled in painting and was an avid reader of literature.
İstediğimiz bir tadında bir kez top sonrası temizlik ve "oku" seçeneğini tıklatın.
Let us to dabble in the top post for this purpose click on "read".