confound
/kənˈfaʊnd/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"confound" kelimesinin Türkçesi: utandırmak, şaşırtmak, şaşırtmak, afallatmak, kahretmek. confounded şaşırmış. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelutandırmak
Genelşaşırtmak
Genelşaşırtmak
Genelafallatmak
Genelkahretmek. confounded şaşırmış
Genel(k.dili) Allahın cezası. confusion worse confounded karmakarışık bir vaziyet.
Genelzihnini karıştırmak
Genelmahcup etmek karmakarışık bir hale sokmak
Genelkafasını karıştırmak
Tanım
•mistake one thing for another
Diğer Dillerde
Almancabeschämen, besiegen, durcheinanderbringen, durchkreuzen, in Erstaunen versetzen, verblüffen
Rusçaпосрамлять, проклина́ть, пу́тать, сбива́ть с толку, смешивать, ухудшать
Arapçaأَخْزَى
Felemenkçeverslaan, verwarren
Portekizcepiorar
Korece악화하다
İsveççefördöma
Fincehämmästyttää, kirota, saattaa hämilleen, sekoittaa
Rumenceîncurca
Norveççeforvirre
Bulgarcaвлошавам, засрамвам, обърквам, осуетявам, проклинам, слисвам
İrlandacascread mhaidine ar
İzlandacabæta gráu ofan á svart, bölva, ergja, eyða, eyðilegga, gera vont verra
Esperantohontigi
Oksitancaborrolar, confondre, desontir, despoderar, desvergonhar, empejorar
Etimoloji
From Middle English confounden (“destroy, ruin, perplex”), from Anglo-Norman cunfundre and Old French confondre, from Latin cōnfundō (“to mingle, mix together”). Related to found (“to melt (metals in a foundry)”) (but not to found (“to start”), nor to find) and to fusion.
Kelime Ailesi
baffound
confound it
confoundable
confoundation
confounder
confounding factor
confounding variable
confoundment
deconfound
dumbfound
reconfound
unconfound
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tanrı'nın cezası piçler!
Confounded bastards...
İnkar eden şaşırıp kaldı.
Then the unbeliever was confounded.
Bu eleştirilmiştir şapka nerede?
Where's that confounded hat?
Şu Tanrı'nın cezası elastik bant!
This confounded elastic band!
Bunun üzerine kafir apışıp kaldı.
Then the unbeliever was confounded.
"Seni şaşkın, pilim bitti, aptal."
'Confounded fool, I'm all out of battery, you moron'.
İnanmayan, bu söze şaşırıp kalmıştı.
Then the unbeliever was confounded.
It'sa sıkıntı eleştirilmiştir ama ben.
It's a confounded nuisance, but I am.
Kendi lezzet iğrenç mi, tadı iştah boşa:
Is loathsome in his own deliciousness, And in the taste confounds the appetite:
Madonna her zaman sınırları zorlamak istiyor."
Madonna once again confounds our expectations."
Onların kalplerini ve gözlerini ters çeviririz.
We confound their hearts and their eyes.
Yarım başlık piç başlığıyla karıştırılmamalıdır.
The half-title should not be confounded with the bastard title.