Ana içeriğe geç
Sözlük
/
bosom

bosom

/ˈbʊz(ə)m/2 hece
noun
C1 seviye
EN → TR
↔ ters çevir
"bosom" kelimesinin Türkçesi: koyun, göğüs, sine, bağır, koyun. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelkoyunnoun
Genelgöğüs
Genelsine
Genelbağır
Genelkoyun
Genelkucaklamak
Genelgizlemek
Genelsaklamak.
Genelcan yoldaşı.
Genelbağrına basmak
Genelelbisenin göğsü kaplayan kısmı
Genelsamimi çok yakın
Genelgöğüse ait. bosom friend samimi dost

Görsel

Büyükboynuzlu çöl koyunu - vahşi doğaDağlık koyunlu köy manzarası - yağmurlu gökkuşağıDramatik Aydınlatmada Saman Üzerinde Oturan Koyun ve KuzusuEski Tarihi Çiftlik Fotoğrafında Koyun Sürüsü ve Çoban Köpeği

Tanım

either of two soft fleshy milk-secreting glandular organs on the chest of a woman
hold (someone) tightly in your arms, usually with fondness

Atasözü & Deyim

Ak koyunu gören içi dolu yağ sanır
Ak koyunun kara kuzusu da olur
Her koyun kendi bacağından asılır
Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu

Diğer Dillerde

AlmancaBrust, Busen
Fransızcaintime, sein
İtalyancaintimità, intimo
Arapçaثَدْي
Azericequcaq
Felemenkçeboezem
Portekizceseio
Korece가슴
İsveççebarm, byst
Lehçebliski
Hintçeस्तन
Çekçepoprsí
Macarcakebel, mell
Latincesinus
Slovencenedra, prsa, prsi
Galiçyacaíntimo, seo
İrlandacabroinne
Telugucaరొమ్ము
Faroecebarmur

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Ribozomal peptit: Microcin-J25
Ribosomal peptides: Microcin-J25
Ve havanın koynunda üzerine yelken.
And sails upon the bosom of the air.
Ve bu yanlış kılıflı kızımın bağrında!
And it mis-sheathed in my daughter's bosom!
Senin kocanın senin koynunda ölü yatıyor;
Thy husband in thy bosom there lies dead;
Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çıksın.
"And put your hand into your bosom, it will come forth white without hurt.
Kabarık ya da dik göğüs ifadesine yer vermeden.
Not a swelling breast nor a high bosom in sight.
Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.
He will grant you victory over them, and will soothe the bosoms of those who believe,
Tom ve Mary yıllardır yakın arkadaş olmuşlardır.
Tom and Mary have been bosom friends for years.
"Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır.
Put your hand in the bosom of your shirt; it will come out white without any blemish.
O, yanan yanaklarını genç adamın kucağında sakladı.
She hid her burning cheeks in the bosom of the young man.
Orakçı avucunu, Demetçi kucağını dolduramaz onunla.
with which the reaper doesn't fill his hand, nor he who binds sheaves, his bosom.
Kilometrelerce koynunda dışında gözle görülür hiçbir
Nothing visible for miles except the bosom of Nature.
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod