Çok kibirlisin!
Your arrogance is unbelievable.
Servet kibir doğurur.
Wealth breeds arrogance.
Bu ateş her şeyi arıtıyor.
Unassociated. There's no pride in that. There's no arrogance in that recognition.
Kibir o kadar kör edici ki.
Arrogance is so blinding.
Küstahlığı beni deli ediyor.
His arrogance infuriates me.
Küstahlığın beni kızdırıyor.
Your arrogance infuriates me.
- Bu çok kibirli bir davranış.
- You ??? the arrogance of things
Tom'un kibri kendi başını yedi.
Tom's arrogance led to his own undoing.
Ben onun küstahlığına dayanamam.
I can't stand his arrogance.
Onun küstahlığı beni kızdırıyor.
Her arrogance infuriates me.
Yeryüzünde kabara kabara yürüme.
And walk not on the earth with conceit and arrogance.
Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma.
And walk not on the earth with conceit and arrogance.