Ana içeriğe geç
Sözlük
/
yüksük

yüksük

noun
TR → EN
"yüksük" kelimesinin İngilizcesi: thimble, ferrule, thimble, thimble, thimble. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelthimblenoun
Genelferrule
Genelthimble
Genelthimble
Genelthimble

Görsel

Sisli Vadide Nehir ve Yemyeşil Yamaçları Süsleyen Mor Yüksük Otu Çiçekleri

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)yüksüğü
Yönelme (-e)yüksüğe
Bulunma (-de)yüksükte
Çıkma (-den)yüksükten
Tamlayan (-in)yüksüğün
Çoğul (-ler)yüksükler

Tanım

•dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç
•köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum; kefne, oymak, kalensöve
•Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç
•Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum

Diğer Dillerde

AlmancaAufnahmedose, Becher, Buchse, Dose, Drehgriff, ein Fingerhut voll (eril) /ˈbɛçɐ/
a cylindrical or slightly conical drinking vessel without a stem, typically with no handle, beaker
çekim: çoğul Bechern · tamlayan Bechers
eş: Häferl, Crater
köken: From Middle High German bëcher, from Old High German bëhhâri, from Proto-West Germanic *bikārī. Displaced native Stauf in Early New High German. Cognate with English beaker.
aile: Alubecher, Aluminiumbecher, Anrührbecher, Aschbecher, Aschenbecher, Auslaufbecher, Bereitstellungsbecher, Blütenbecher, Doppelbecher, Drehaschenbecher
Er hat einen Fingerhut gekauft. — Bir yüksük satın aldı.
Fransızcadé, dé à coudre, virole (eril) /de/
die (dice) · diced slice (of meat)
çekim: çoğul dés
eş: dé à coudre
köken: Inherited from Old French dé, of obscure origin: perhaps from a Vulgar Latin *dadu, itself from Latin dātum, or alternatively of Arabic origin; cf أَعْدَاد (ʔaʕdād). Compare Catalan dau; Italian, Portuguese, and Spanish dado.
aile: les dés sont jetés
"Seul un dé à coudre", dit Alice tristement. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
ferrule, tip · shell (of bullet)
çekim: çoğul casquillos
köken: From casco + -illo.
"Sólo un dedal-dijo Alicia con tristeza. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
İtalyancaditale (eril)
thimble · fingerstall · finger fucking, fingering
çekim: çoğul ditali
köken: From Late Latin digitāle, from Latin digitālis. Doublet of digitale. Compare Sicilian jitali.
aile: ditalino
'Solo un ditale,' disse Alice con tristezza. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Rusçaнапёрсток /nɐˈpʲɵrstək/
thimble
çekim: çoğul напёрстки · tamlayan напёрстка
köken: Inherited from Proto-Slavic *napьrstъkъ. By surface analysis, на- (na-) + перст (perst, “finger”) + -ок (-ok).
aile: напёрсточник
Горечавка точечная — ценное лекарственное растение. — Yüksük otu tıpta önemli bir bitkidir.
Arapçaكُسْتِبَان, كُشْتُبَان
'فقط الكشتبان ،' قال أليس من المحزن. 'تسليمه هنا ، وقال دودو. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi. 'Burada teslim' Dodo söyledi.
Farsçaانگشتانه
Azericeoymaq, üskük /ojˈmɑx/
tribe, kin · village · land, area
çekim: çoğul oymaqlar
köken: From Middle Mongol ᠠᠶᠢᠮᠠᠭ (ayimag).
Kazakçaоймақ
thimble
çekim: çoğul оймақтар · tamlayan оймақтың
köken: Inherited from Proto-Turkic *ōymak, from Proto-Turkic *ōy- (“to make a hole, peck, chisel”). Analyzable as ою (oü) + -мақ (-maq)
Özbekçeangishvona
thimble
çekim: çoğul angishvonalar
köken: Borrowed from Classical Persian اَنْگُشْتْوَانَه (anguštwāna). Compare Tajik ангуштвона (anguštvona).
Tatarcaуймак
thimble
köken: From Proto-Turkic *ōj-.
Felemenkçebeslagring, metalen dop, ring, vingerhoed (eril) /rɪŋ/
ring, hollow circular object · ring · beltway, ring road
çekim: çoğul ringen
köken: From Middle Dutch rinc, from Old Dutch rinc, from Proto-West Germanic *hring, from Proto-Germanic *hringaz.
aile: binnen de Ring, bisschopsring, diamantring, naairing, neusring, om door een ringetje te halen, omringen, ringband, ringmap, ringmus
'Alleen een vingerhoed,' zei Alice verdrietig. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Yunancaδακτυλήθρα, δαχτυλήθρα, ροδάντζα (dişil) /ða.xtiˈli.θɾa/
thimble (cup-shaped cap worn on the tip of a finger) · thimble, thimbleful (a small amount of liquid)
çekim: çoğul δαχτυλήθρες · tamlayan δαχτυλήθρας
köken: Inherited from Ancient Greek δακτυλήθρα (daktulḗthra, “thimble; finger sheath”). Compare English dactylethra.
"Μόνο μια δακτυλήθρα", δήλωσε ο Alice δυστυχώς. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Japoncaシンブル, 指ぬき, 指貫 /jɯ̟bʲinɯ̟kʲi/
thimble (a protective cap for the finger)
それらすべての混みラウンド彼女の一回以上は、ドードーは厳粛に提示しながら — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi. 'Burada teslim' Dodo söyledi.
指ぬきをはめる
Korece골무 /ko̞ɭmu/
thimble (a protective cap for the finger)
'오직 골무'앨리스는 슬프게했다. '여기 넘겨'도도했다. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi. 'Burada teslim' Dodo söyledi.
İsveççefingerborg
a thimble (protective cap for the finger)
çekim: çoğul fingerborgar · tamlayan fingerborgs
köken: finger (“finger”) + borg (“castle”)
aile: fingerborgsblomma
Därtill kommer en lika lång gripsvans. — Yüksük otunun kalıcı bir türü de vardır.
diminutive of chomąto · thimble (metal ring which a cable or rope intended for attaching to other things is looped around as a protection against chafing)
çekim: çoğul chomątka · tamlayan chomątka
köken: Etymology tree Polish chomąto Proto-Slavic *-ъko Old Polish -ko Polish -ko Polish chomątko From chomąto + -ko.
"Tylko naparstek," powiedziała Alice smutno. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Ukraynacaнапе́рсток
Гірчак зміїний теж цінна лікарська рослина. — Yüksük otu tıpta önemli bir bitkidir.
Hintçeअंगुश्ताना, टोप, नोक, शाम (eril) /ʈoːp/
hat, cap · helmet
çekim: çoğul टोपों
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit [Term?] (compare Maharastri Prakrit 𑀝𑁄𑀧𑀺𑀆 (ṭopiā)), from Late Sanskrit टोपिका (ṭopikā), टुप्पिका (ṭuppikā). Cognate with Punjabi ਟੋਪ (ṭop), Nepali टोप (ṭop), Gujarati ટોપ (ṭop), Bengali টুপি (ṭupi), Assamese টুপি (tupi), টুপী (tupi), and Marathi टोप (ṭop).
thimble
çekim: çoğul fingerporit · tamlayan fingerporin
köken: Borrowed from Swedish fingerborg (“thimble”).
aile: fingerporillinen
"Vain sormustin," sanoi Alice valitettavasti. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Çekçenáprstek, objímka, příruba, zpevňující kroužek (eril) /ˈnaːpr̩stɛk/
thimble (cap for the fingers)
çekim: çoğul náprstky · tamlayan náprstku
köken: Inherited from Old Czech náprstek, from Proto-Slavic *napьrstъkъ, a derivative of *pьrstъ (whence Czech prst (“finger”)).
Třezalka tečkovaná je významná léčivá rostlina. — Yüksük otu tıpta önemli bir bitkidir.
Rumencedegetar (nötr)
thimble · foxglove (Digitalis purpurea)
çekim: çoğul degetare · tamlayan degetarului
eş: degețel
köken: From deget + -ar or from Late Latin digitāle, from Latin digitālis. Doublet of digital, which is borrowed from French. Compare Aromanian dzidzitar.
"Doar un degetar", a spus Alice trist. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Macarcafémgyűrű, fémkarika, fémpánt, gyűrű, gyűszű /ˈɟyːryː/
ring, finger ring (object designed to be worn on a finger) · ring (group of atoms linked by bonds) · ring (algebraic structure)
çekim: çoğul gyűrűk
köken: Borrowed from an Oghur language, from Proto-Turkic *yüŕük (“ring”). Compare Chuvash ҫӗрӗ (śĕrĕ), Turkish yüzük (“ring”).
aile: gyűrűcske, gyűrűdzik, gyűrűs, gyűrűtlen, gyűrűz, gyűrűzik, aranygyűrű, benzolgyűrű, embergyűrű, évgyűrű
"Csak egy gyűszű," mondta Alice szomorúan. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
İbraniceאֶצְבָּעוֹן, עִזְקָה
"רק אצבעון," אמרה אליס בעצב. 'תן את זה כאן, "אמר דודו. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi. 'Burada teslim' Dodo söyledi.
Dancafingerbøl, kovs /fenɡərbøl/
thimble
çekim: çoğul fingerbøllene · tamlayan fingerbøls
köken: From finger (“finger”) + bøl (“archaic: house”).
"Kun et fingerbøl," sagde Alice bedrøvet. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Norveççekause
Endonezcebidal
'Hanya bidal, "kata Alice sedih. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
Vietnamcađê /ʔɗe˧˧/
dike
eş: dê
köken: Sino-Vietnamese word from 堤.
aile: đê điều
'Chỉ có một thimble ", Alice thật đáng buồn. — 'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.

Etimoloji

From Ottoman Turkish یوكسوك (yüksük), from Proto-Turkic *yīgsük (“thimble”).

Örnek Cümleler

Yüksük makarna sever misin?
Do you like ditaloni pasta?
'Sadece bir yüksük,' Alice ne yazık ki dedi.
'Only a thimble,' said Alice sadly.
Erasmus Darwin, yüksük otunun övgüsünü almaya çalıştı ve başarısız oldu.
Erasmus Darwin tried to take the credit for foxglove and failed.
Digoksin, yüksük otu bitkisi Digitalis lanata ekstresinden elde edilen bir kardiyak glikozittir.
Digoxin is a purified cardiac glycoside that is extracted from the foxglove plant, Digitalis lanata.
yüksük ile daha fazla örnek cümle →

İlgili / Bileşik Terimler

Geneldigitalis
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod