parıldama

TR → EN
"parıldama" kelimesinin İngilizcesi: scintillate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelscintillate

Tanım

•Parıldamak işi
•Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki

Diğer Dillerde

to shine
çekim: geçmiş brillierte · ortaç brilliert · şimdiki brilliert · ulaç brillierend
eş: glänzen, hervortun
Quadrat — Güneş parıldaması
Fransızcascintiller /sɛ̃.ti.je/
to sparkle, twinkle
çekim: geçmiş scintillé · ortaç scintillé · şimdiki scintille · ulaç scintillant
köken: Borrowed from Latin scintillāre. Compare étinceler, which may be an inherited doublet through a Vulgar Latin derivative, or an internal formation.
Éclat du Soleil — Güneş parıldaması
İspanyolcadestellar /desteˈʝaɾ/
to sparkle, twinkle
çekim: geçmiş destellé · ortaç destellado · şimdiki destella
eş: titilar, parpadear, centellear
köken: Inherited from Latin dēstillāre (“to distil, trickle”). Compare the borrowed doublet destilar.
aile: destello
Resplandor del Sol — Güneş parıldaması
Arapçaتَأَلَّقَ, تَلَأْلَأَ
مربع — Güneş parıldaması
Felemenkçeglinsteren, schitteren /ˈɣlɪn.stə.rə(n)/
to glisten, shimmer
çekim: geçmiş glinsterden · ortaç geglinsterd · şimdiki glinstert · ulaç glinsterend
köken: From Middle Dutch glinsteren, byform of glisteren. Further etymology uncertain. Compare English glister.
aile: glinstering
Zonnegloed — Güneş parıldaması
βγάζω σπίθες
Αντηλιά — Güneş parıldaması
Çekçejiskřit, třpytit se /ˈjɪskr̝̊ɪt/
to sparkle, scintillate
çekim: geçmiş jiskřila · ortaç jiskřila · şimdiki jiskří
köken: Inherited from Proto-Slavic *jьskriti.
aile: jiskřívat, zajiskřit
Čtverec — Güneş parıldaması
Macarcafényt lövell, szikrázik, sziporkázik /ˈsikraːzik/
to sparkle, to coruscate
çekim: geçmiş szikráztak
köken: szikra + -zik
Négyzet — Güneş parıldaması
Latincescintillō
Bulgarcaблещукам, искря /blɛʃˈtukɐm/
to gleam unsteadily, to glimmer, to flicker, to twinkle, to scintillate · to exist or manifest in a meagre, scanty state
çekim: geçmiş none · ortaç блещу́кал · şimdiki блещу́ка · ulaç блещу́кащ
köken: By surface analysis, блещя́ (bleštjá, “to gleam”) + -укам (-ukam, expressive verbal suffix).
Квадрат — Güneş parıldaması
блещука бледа светлина
блещука още малка надежда
Katalancacentellejar, escintil·lar
İrlandacaaibhligh, drithligh
scintillate
çekim: geçmiş aibhlithe · ortaç aibhlithe · şimdiki aibhlíonn sé
Esperantoflagreti, flagri, trembrili /ˈflaɡri/
to flicker · to flare, flare up
çekim: geçmiş flagris · ortaç flagrinta · ulaç flagranta
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *bʰel-der. Proto-Italic *flagrosder.? Latin flagrōbor. Esperanto flagri Borrowed from Latin flagrō.
aile: flagro

Örnek Cümleler

Güneş parıldaması
Sun Glare
Onlar birazcık açılmaya, parıldamaya başladılar.
They'd just begun to light up a little bit, open up a little bit.
Diğer bir neden ise bu inanılmaz yatağın parıldaması.
The other reason is this amazing bush glows.
Gezegenleri belirlemek kolay, çünkü yıldızlar gibi parıldamazlar.
Planets are easy to identify because they don't twinkle like stars do.
Geriye bakmaya başlarsın, bütün bu işin tamamı parıldamaya başlar;
You start to look back, you know, that old job seem suddenly very sparkling,
Düşük seviyeler bir parıldama sayacı kullanılarak sayı/dakika şeklinde rapor edilebilir.
Low levels may be reported in counts per minute using a scintillation counter.
Düşük seviyeler bir parıldama sayacı kullanılarak sayı/dakika şeklinde rapor edilebilir.
Low levels may be reported in counts per minute using a scintillation counter.
Szilárd daha sonra olayı şu şekilde betimledi: “Anahtarı döndürdük ve parıldamaları gördük.
Szilard later described the event: "We turned the switch and saw the flashes.
parıldama ile daha fazla örnek cümle →