maaşlı
adj
C2 seviye
TR → EN
"maaşlı" kelimesinin İngilizcesi: salaried, salary, stipendiary, salaried, salaried. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelsalariedadj
Genelsalary
Genelstipendiary
Genelsalaried
Genelsalaried
Tanım
•aylıklı
•Görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay para alan (kimse)
Diğer Dillerde
content, fraction (amount or percentage of some material in a mass) · content (that which is inside, contained)
çekim: çoğul Gehalte · tamlayan Gehalts
eş: Anteil, Konzentration, Aussage, Bedeutung, Gedankenreichtum, Hintersinn
köken: From Middle High German gehalt, deverbal from gehalten (“to keep still, retain, preserve, imprison”), itself from halten (“to hold”). The earliest attested sense of the noun is “custody, prison”. In some southern dialects it also means “room, container, closet”. The modern sense develops in the 15th century, at first in the context of coins and metal alloys.
aile: Alkoholgehalt, Eiweißgehalt, Fettgehalt, Gehaltsangabe, gehaltvoll, Goldgehalt, Kaloriengehalt, Sauerstoffgehalt, Silbergehalt
Er hatte eine sehr schlecht bezahlte Arbeitsstelle. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Fransızcasalaire (eril) /sa.lɛʁ/
salary, wage
çekim: çoğul salaires
eş: paie, rétribution
köken: Inherited from Old French salaire, from Latin salārium, probably a semi-learned borrowing. Cf. also the inherited Old French salier, saler (and modern salière).
aile: à travail égal, salaire égal, salaire de misère, salaire minimum, tout travail mérite salaire
Il avait un travail à bas salaire. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
to salary; to put on the payroll
çekim: geçmiş salarié · ortaç salariado · şimdiki salaria
köken: From salario + -ar.
Tenía un trabajo bastante mal pago. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
İtalyancastipendio (eril) /stiˈpɛn.djo/
salary, pay, earnings, stipend
çekim: çoğul stipendi
eş: paga, retribuzione, salario, compenso, rimunerazione, mensile
köken: Borrowed from Latin stīpendium (“military pay, stipend”).
Aveva un lavoro con un salario piuttosto basso. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Rusçaжа́лование, за́работная пла́та, зарпла́та, окла́д
У него была довольно низкооплачиваемая работа. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Arapçaأَجْر, أُجْرَة, رَاتِب, مُرَتَّب, مَعَاش
لديه وظيفة براتب قليل جداً — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Azericeaylıq, donluq, əmək haqqı, maaş /ɑjˈɫɯχ/
monthly
çekim: karşılaştırma daha aylıq · üstünlük ən aylıq
köken: Morphologically ay + -lıq.
monthly
çekim: çoğul айлықтар · tamlayan айлықтың
köken: ай (ai) + -лық (-lyq).
Özbekçeish haqi, maosh, moyana, oylik
Tatarcaайлык, хезмәт хакы
wage, pay, reward
çekim: çoğul lonen
eş: arbeidsloon, bezoldiging, gage, honorarium, salaris, traktement
köken: From Middle Dutch loon, from Old Dutch lōn, from Proto-West Germanic *laun.
aile: arbeidsloon, belonen, hongerloon, jaarloon, jeugdloon, leefloon, loon-prijsspiraal, loondienst, loonheffing, loonkosten
Hij had een behoorlijk laag betaalde baan. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Portekizcesalário (eril) /saˈla.ɾi.u/
salary (fixed amount of money paid on monthly or annual basis) · wage · ellipsis of salário mínimo
çekim: çoğul salários
eş: ordenado
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *sḗh₂l Proto-Italic *sāls Latin sal Proto-Indo-European *-yósder. Proto-Italic *-āzijos Latin -ārius Latin salārius Latin salāriumlbor. Old Galician-Portuguese salário Portuguese salário Inherited from Old Galician-Portuguese salário, a learned borrowing from Latin salārium, from salārius, from sal (“salt”) + -ārius. Piecewise doublet of saleiro.
aile: assalariar, salário mínimo
Tinha um emprego com um salário bastante baixo. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Yunancaέμμισθος, μισθός, μισθωτός
που αμείβεται με μισθό
eş: μισθοδοτούμενος
Είχε μια χαμηλόμισθη απασχόληση. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
salary (fixed amount of money paid on monthly or annual basis)
köken: From English salary.
妻と子を養っていました — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Korece월급의
그는 임금이 꽤 낮은 직업에 종사하고 있었습니다. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
İsveççeavlönad, lön, månadslön
past participle of avlöna
aile: högavlönad, lågavlönad, oavlönad
En del av de frivilliga får ekonomisk kompensation medan andra arbetar helt gratis. — Personelinin bir kısmı gönüllü olarak, bir kısmı ise maaşlı olarak çalışır.
Lehçepensja, płaca, wynagrodzenie (dişil) /ˈpɛn.sja/
salary, wage, pay · girls' boarding school
çekim: çoğul pensje · tamlayan pensji
eş: uposażenie, pobory, płaca
köken: Etymology tree Latin pēnsiōlbor. Polish pensja Learned borrowing from Latin pēnsiō.
Miał nisko płatną prace. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Ukraynacaжа́лування, запла́та, заробі́тна пла́та
До цього часу я безсумнівно не збирався винайматись. — O andan itibaren, kesinlikle maaşlı olarak çalışmayacaktım.
salary, wages
çekim: çoğul तनख़्वाहें
köken: Borrowed from Classical Persian تنخواه (tanxwāh).
मेरी तनख़्वाह बहुत कम है, मुझे और पैसे की ज़रूरत है।
Fincekiinteä palkka, kuukausipalkka, kuukausipalkkainen, liksa, palkka, vuosipalkka /ˈkuːˌkɑu̯siˌpɑlkːɑ/
monthly salary
çekim: çoğul kuukausipalkat · tamlayan kuukausipalkan
köken: Compound of kuukausi (“month”) + palkka (“salary”).
aile: kuukausipalkkainen, kuukausipalkkalainen
Ja olemassa olevista työpaikoista saa jatkossa vähemmän palkkaa samoista, ilmeisistä syistä. — Şu anda var olan işler... ...bariz nedenlerden ötürü daha düşük maaşlı olabilir.
wage
çekim: çoğul mzdy · tamlayan mzdy
eş: plat, gáže, výplata, příjem, služné
köken: Inherited from Old Czech mzda, from Proto-Slavic *mьzdà.
aile: hodinová mzda, mzdový
Měl dost mizerně placenou práci. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
wage, salary
çekim: çoğul lefi · tamlayan lefi
köken: Borrowed from Greek λεφτά (leftá).
El are o slujbă cu salariu destul de mic. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
wage · hired, rented, for hire
çekim: çoğul bérek
köken: Of debated origin: # From a Turkic language. Compare the Turkish verb form ver. # From a South Slavic language.
aile: bérel, bérenc, béres, bérlemény, bérlet, alapbér, bérgyilkos, bérház, bérpalota, éhbér
Elég alulfizetett állása van. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
İbraniceמשכורת \ מַשְׂכֹּרֶת, שָׂכָר
זה המקרה של מייקל. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Latincemanū̆pretium, salārium
Dancaårsløn, årslønning, løn, månedsløn /ˈlœnˀ/
salary, wage
çekim: tamlayan løns
köken: From Old Norse laun, from Proto-Germanic *launą n, cf. German Lohn.
aile: findeløn, grundløn, ligeløn, lærerløn, løndannelse, lønfastsættelse, lønforhandling, lønforhold, lønforskel, lønindtægt
Han havde et temmelig lavtlønnet job. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Norveççelønn
Endonezcegaji /ˈɡad͡ʒi/
salary (fixed amount of money paid on monthly or annual basis) · wage, an amount of money paid to a worker for a specified quantity of work, usually calculated on an hourly basis and expressed in an amount of money per hour
çekim: çoğul gaji-gaji
köken: From Malay gaji, from Dutch gage, from Middle French gage (Modern French gage), from Old French gage, guage, from Frankish *waddī. * Displaced Dutch salaris (“salary”) by Komisi Bahasa Indonesia as published on Kanpō/Berita Pemerintah No.38 Year III Month 3 (2604) in 1944.
aile: bergaji, gajian, menggaji, penggajian, gaji bersih, gaji bulanan, gaji buta, gaji ketiga belas, gaji kotor, gaji pokok
Dia memiliki pekeraan dengan gaji yang rendah. — Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
Etimoloji
From maaş (“salary”) + -lı.
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom yüksek maaşlıdır.
Tom is well paid.
Yüksek maaşlı bir işim yok.
I don't have a high-paying job.
Az maaşlı işinden mi sıkıldın ?
Are you tired of your low paid job?
"Emekli Sandığı maaşlı 'haham'".
"Emekli Sandığı maaşlı 'haham'".
Bayağı düşük maaşlı bir işi var.
He had a pretty low-wage job.
'Bizim maaşlı personelimiz değil.' dedi.
"I'm not a personal servant."
Bunlar, düşük maaşlı, düşük vasıflı işler.
Because they are low wage, low skill jobs.
Genelde eğitsel maaşlı olarak kullanılabilir.
It is regularly used for educational outreach.
Daha yüksek maaşlı bir işe başvurmayı düşünüyor.
He is thinking about applying for a better-paying job.
Bense, yüksek maaşlı, yüksek vasıflı işler istiyorum.
I want high wage, high skill jobs.
Dönemin devlet hizmetinde en yüksek maaşlı kadındı. [1]
She was the highest-paid woman in government service in her era.[1]
O andan itibaren, kesinlikle maaşlı olarak çalışmayacaktım.
By this point, I was definitely not going to be an employee.