kıyaslanamaz
C2 seviye
TR → EN
"kıyaslanamaz" kelimesinin İngilizcesi: disparate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldisparate
Diğer Dillerde
Almancadisparat, ungleich, ungleichartig, verschieden
disparate
çekim: karşılaştırma disparater · üstünlük am disparatesten
köken: From Latin disparātus.
aile: Disparatheit
Sie ist edler denn Perlen; und alles, was du wünschen magst, ist ihr nicht zu vergleichen. — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
Fransızcadisparate /dis.pa.ʁat/
disparate; incongruous
eş: de bric et de broc, hétéroclite, discordant, hétérogène
köken: Borrowed from Latin disparātus, past participle of disparō (“to divide”), from dis- (“apart”) + parō (“to make equal”), from par (“equal”).
Elle est plus précieuse que les perles, Elle a plus de valeur que tous les objets de prix. — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
İspanyolcadiscrepante, dispar, disparejo, heterogéneo, variado /diskɾeˈpante/
discrepant · divergent
köken: Borrowed from Latin discrepantem.
Es más valiosa que las perlas; nada de lo que desees podrá compararse con ella — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
İtalyancadisparato /dis.paˈra.to/
disparate
eş: diverso, differente, disuguale, dissimile, ineguale, irregolare
köken: From Latin disparātus.
aile: disparatamente, disparatezza
Essa è più preziosa delle perle e neppure l'oggetto più caro la uguaglia — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
матем. такой, который не может быть измерен мерою чего-нибудь другого, не имеющий общей меры с чем-нибудь другим
она дороже драгоценных камней; и ничто из желаемого тобою не сравнится с нею. — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
Felemenkçeonsamenhangend
disconnected · garbled, nonsensical
çekim: karşılaştırma onsamenhangender · üstünlük onsamenhangendst
eş: incoherent, gefragmenteerd
zıt: samenhangend, coherent
köken: From on- + samenhangend.
aile: onsamenhangendheid
Zij is meer en beter dan edelstenen, meer waard dan alles waarvan je ooit droomt. — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
Portekizcedisperso
first-person singular present indicative of dispersar
eş: espalhado
Mais preciosa é do que as jóias, e nada do que possas desejar é comparável a ela. — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
Japonca異質な
Ukraynacaвідмінний, різнорідний, розрізнений /ʋʲidʲˈmʲinːei̯/
different, dissimilar, distinct (from: від (vid)) · excellent
köken: From відмі́на (vidmína) + -ний (-nyj). Compare Belarusian адме́нны (admjénny), Polish odmienny.
Fincehajanainen, toisenlainen /ˈhɑjɑnɑi̯nen/
scattered, dispersed, disparate, fragmentary · sporadic (exhibiting random behaviour) · inconsistent, incoherent, heterogeneous
çekim: karşılaştırma hajanaisempi · üstünlük hajanaisin
köken: From haja- + -nainen.
aile: hajanaisesti, hajanaisuus
Se on kalliimpi kuin helmet, eivät mitkään kalleutesi vedä sille vertaa. — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
Çekçenesourodý
Dražší jest než drahé kamení, a všecky nejžádostivější věci tvé nevrovnají se jí. — Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
Dancauensartet, uhomogen
Jakob Bernoulli, schweizisk matematiker. — “James Bernoulli, kıyaslanamaz matematikçi.
Bulgarcaнесравним, несъизмерим
Призраците може дори да не са реално там. — Hatta bu hareketler kıyaslanamaz bile olabilir.
Gürcüceგანსხვავებული /ɡ̊änsχʷäve̞buli/
different (not the same)
çekim: karşılaştırma უფრო განსხვავებული · üstünlük ყველაზე განსხვავებული
zıt: ერთნაირი, მსგავსი
Örnek Cümleler
Sen kıyaslanamazsın.
You are incomparable.
Onun güzelliği kıyaslanamaz.
Her beauty is incomparable.
Bu bakımdan Kosova ile kıyaslanamaz.
As such it cannot be compared to Kosovo.
"Ejder yuvası köpek iniyle kıyaslanamaz "
"Dragon's bed is no match for dog's lair"
Daha değerlidir mücevherden, Dileyeceğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
She is more precious than rubies. None of the things you can desire are to be compared to her.
Gençleri ve yaşlıları dans etmeye götürür, Hiçbir şey o polka ile kıyaslanamaz!
It takes the young and the old to dancing, nothing compares to that polka!
Çünkü bilgelik mücevherden değerlidir, Dilediğin hiçbir şey onunla kıyaslanamaz.
For wisdom is better than rubies. All the things that may be desired can't be compared to it.
‹‹Devekuşunun kanatları sevinçle dalgalanır, Ama leyleğin kanatları ve tüyleriyle kıyaslanamaz.
"The wings of the ostrich wave proudly; but are they the feathers and plumage of love?