dolambaç

TR → EN
"dolambaç" kelimesinin İngilizcesi: winding. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelwinding

Görsel

Gece Şehir Işıkları ve Dolambaçlı Yolların Uzun Pozlama ManzarasıSisli Dağların Arasından Geçen Dolambaçlı Otoyolun Gün Doğumu Havadan GörünümüYeşil Tepeler Arasından Geçen Dolambaçlı Yol ve Uzakta Uzanan Dağlar

Tanım

•başlık
•dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı
•iç kulak
•Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı
•Kulağın işitme sinirlerinin bulunduğu bölümü
•Üst giysilerinin yakalarına takılı başı korumaya yarayan parça

Diğer Dillerde

present participle of biegen
Es ist also eine unkomplizierte Maschine. — Dolambaçsız bir makine.
Fransızcasinueux, tortueux /si.nɥø/
sinuous, winding, meandering, serpentine · tortuous
köken: Learned borrowing from Latin sinuōsus.
aile: sinueusement
C'est donc une machine sans fioritures. — Dolambaçsız bir makine.
İtalyancaavvolgimento (eril) /av.vol.d͡ʒiˈmen.to/
winding (electrical)
çekim: çoğul avvolgimenti
eş: arrotolamento, avviluppamento, rotolo, viluppo, giro, aggiramento
köken: From avvolgere + -mento.
Dunque non è una macchina complessa. — Dolambaçsız bir makine.
Rusçaизвилина, поворот, лабиринт (eril) /ɫəbʲɪˈrʲint/
labyrinth, maze
çekim: çoğul лабири́нты · tamlayan лабири́нта
köken: From Ancient Greek λαβύρινθος (labúrinthos).
Итак, это простой аппарат. — Dolambaçsız bir makine.
Карлик поднял палец и спросил: «Построю лабиринт, в котором смогу затеряться с тем, кто захочет меня найти, — кто это сказал и о чём?»
Farsçaپیچاپیچ /peː.t͡ʃaː.ˈpeːt͡ʃ/
convoluted, complicated, spiral, mazelike · meandrous, tortuous, winding
spool; bobbin · coil
çekim: çoğul bobinas
eş: carretel
köken: Borrowed from French bobine.
aile: bobinar
Trata-se de uma máquina fácil de compreender. — Dolambaçsız bir makine.
Japonca曲がりくねっている
単純というとゾッとしますので — Dolambaçsız bir makine.
Fincehengästyttävä, käämi, käämintä, käämitys, käänne, kääntäminen tuuleen /ˈheŋːæstytːæʋæ/
that makes one get out of breath · breathtaking
çekim: karşılaştırma hengästyttävämpi · üstünlük hengästyttävin
aile: hengästyttävästi, hengästyttävyys
joiden polut ovat mutkaiset ja jotka joutuvat väärään teillänsä. - — Yolları dolambaçlı, Yaşayışları çarpıktır.
Macarcakanyargós /ˈkɒɲɒrɡoːʃ/
winding, twisting, zigzag, meandering
çekim: karşılaştırma kanyargósabb · üstünlük legkanyargósabb
köken: kanyarog (“to wind, meander”) + -ós (adjective-forming suffix)
aile: kanyargósan, kanyargósság
Ez egy nagyon hasznos gép. — Dolambaçsız bir makine.
Egy kanyargós ösvény vezetett a házhoz.
Latincesinuōsus, tortilis, tortus
twisted, coiled
köken: From tortus, from torqueō.
Norveççeomdreining, svingete, vikling
som går på krokete stier og følger vrange veier. — Yolları dolambaçlı, Yaşayışları çarpıktır.
Endonezcebelitan /bəˈlitan/
complications, intricacy. · kink, twist. · connection, relationship.
çekim: çoğul belitan-belitan
köken: Affixation of belit + -an.
Cara kerjanya dapat dilihat dengan jelas. — Dolambaçsız bir makine.
Bulgarcaвитка, извиващ, лъкатушен, намотка (dişil) /nɐˈmɔtkɐ/
coil, looping · coiling, winding
çekim: çoğul намо́тки
köken: Deverbal from намота́я (namotája, “to coil around”) + -ка (-ka).
Така че, това е една обикновена машина. — Dolambaçsız bir makine.
Tagalogcaliko-liko
Makedoncaду́вање, кри́вулест, мо́тање, на́мотка
Yorubacakọ́lọkọ̀lọ
Oksitancabestòrt, sinuós, tòrt

Örnek Cümleler

O, dolambaçlı konuşmaz.
He doesn't mince words.
Dolambaçsız bir makine.
So it's a straightforward machine.
Dolambaçlı yoldan gitmeliyiz.
We need to make a slight detour.
Yaşam uzun ve dolambaçlı bir yoldur.
Life is a long and winding road.
Ben dolambaçsız anlatımlara inanmam.
I don't believe in straightforward narratives.
Tom dolambaçlı yoldan her şeyi yapar.
Tom does everything in such a roundabout way.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.
I shudder to say simple; it's straightforward.
Yolları dolambaçlı, Yaşayışları çarpıktır.
who are crooked in their ways, and wayward in their paths:
Biraz dolambaçlı gibi dursa da, öyle değildir.
That may seem roundabout, but it's not.
Hedefe ulaşmak için bir dolambaçlı yoldan gidin!
Take a detour to reach the goal!
Yaşlı profesörün dersleri dolambaçlı ve sıkıcıdır.
The old professor's lectures are long-winded and ponderous.
Dar ve dolambaçlı bir yoldan aşağıya doğru yürüdük.
We walked down a narrow and winding path.
dolambaç ile daha fazla örnek cümle →