dolambaç ile cümle
dolambaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşam uzun ve dolambaçlı bir yoldur.Life is a long and winding road.
O, dolambaçlı konuşmaz.He doesn't mince words.
Dar ve dolambaçlı bir yoldan aşağıya doğru yürüdük.We walked down a narrow and winding path.
Chongqing dolambaçlı sokaklarıyla tepelik bir şehir.Chongqing is a hilly city with winding streets.
Dolambaçlı yoldan gitmeliyiz.We need to make a slight detour.
Tom dolambaçlı yoldan her şeyi yapar.Tom does everything in such a roundabout way.
Yaşlı profesörün dersleri dolambaçlı ve sıkıcıdır.The old professor's lectures are long-winded and ponderous.
Hedefe ulaşmak için bir dolambaçlı yoldan gidin!Take a detour to reach the goal!
İtalya'ya dönüşünde Hadrianus Sicilya'ya dolambaçlı bir gezi yaptı.On his return to Italy, Hadrian made a detour to Sicily.
Güncelleme ile, uygulama trafiğin gecikmesi durumunda bir dolambaçlı yol seçer.With the update, the application chooses a detour in case of a traffic delay.
Kente olan tek demiryolu bağlantısı, dolambaçlı bir ray uzantısıdır.It is the region's only above-ground light rail line that is completely grade separated.
O zamandan bu yana, OneRepublic dolambaçlı bir yolculuk yaptı.By this time Cerebus was doing extremely well.
Yani sokaklar dar ve dolambaçlı, bu da Fransız birliklerinin yolunu kesmelerini kolaylaştırıyor. .And so the streets were narrow, and they were winding, and it was easy to block off French troops.
Ben dolambaçsız anlatımlara inanmam.I don't believe in straightforward narratives.
Dolambaçsız bir makine.So it's a straightforward machine.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.I shudder to say simple; it's straightforward.
Neyse, sanıyorum anlattıklarım dolambaçlı olmaya başladı. -Anyway, I'm probably just being circular in what I'm explaining.
Sonra ortaya çıktı ki polis arabası Venüs'ü kovalıyordu Ve dolambaçlı bir yolda sürüyordu!Later it turned out the cop car was chasing Venus - and he was driving on a curved road!
Biraz dolambaçlı gibi dursa da, öyle değildir.That may seem roundabout, but it's not.
Yolları dolambaçlı, Yaşayışları çarpıktır.who are crooked in their ways, and wayward in their paths:
Suçlunun yolu dolambaçlı, Pak kişinin yaptıklarıysa dosdoğrudur.The way of the guilty is devious, but the conduct of the innocent is upright.
Analistler ise, projenin önünde dolambaçlı bir yol olduğunu düşünüyor.Analysts see a winding road ahead for the project.
Müzakerelerle ilgili umutlar dolambaçlı bir şekilde Türkiye'nin AB üyelik umutlarına bağlanıyor.Prospects for the negotiations are intricately bound up with Turkey's hopes of EU accession.
Ancak röportajlarda, Kirin kendisini dolambaçlı yollardan ifade etti.During the interviews, however, Kirin expressed himself in a convoluted manner.
Dörtnala, dörtnala biri gider Dolambaçlı bir yoldan ya sırt.Ҡurҡyuҙy la belmәy ҡyyyu yөrөnөk, Neither kүrһә lә kүrer was bashtar.
Gereksiz kelimeler ve dolambaçlı cümleler, Çingilizce çevirisinin ayırt edici özellikleridir.Unnecessary words and convoluted sentences are hallmarks of Chinglish translation.
Kente olan tek demiryolu bağlantısı, dolambaçlı bir ray uzantısıdır.La seule usine de rails d'acier du pays a un réseau à voie large.
İtalya'ya dönüşünde Hadrianus Sicilya'ya dolambaçlı bir gezi yaptı.W podróży powrotnej do Itaki przeżył wiele przygód.
İtalya'ya dönüşünde Hadrianus Sicilya'ya dolambaçlı bir gezi yaptı.När han återvänt till Italien gjorde Hadrianus en avstickare till Sicilien.
Yolun dolambaçlı olmasını engeller, trafiği ve zaman kaybını azaltır.Matkan lyhentyminen säästää aikaa ja polttoainetta.
İtalya'ya dönüşünde Hadrianus Sicilya'ya dolambaçlı bir gezi yaptı.Επιστρέφοντας στην Ιταλία, ο Αδριανός έκανε μια στάση στην Σικελία.
Bu dolambaçlı olukları kaynağına kadar geri takip ederek genellikle eski bir volkan bacasına götürür.Ved at følge disse bugtede riller tilbage til deres "udspring" finder man ofte en gammel, vulkansk åbning.
O zamandan bu yana, OneRepublic dolambaçlı bir yolculuk yaptı.Sejak masa itu hingga masa sekarang capoeira melewati sebuah perjalanan yang panjang.
O zamandan bu yana, OneRepublic dolambaçlı bir yolculuk yaptı.Một lần cuối Faber thực hiện một hành trình dài.
Bu dolambaçlı olukları kaynağına kadar geri takip ederek genellikle eski bir volkan bacasına götürür.蛇行するリルを源まで辿ると、しばしば古い噴火口に繋がる。
Yolun dolambaçlı olmasını engeller, trafiği ve zaman kaybını azaltır.ההתנגדות לחסימת כבישים נובעת משיבוש התנועה, מעיכובם של נהגים ובזבוז זמנם בשהיה לא רצויה.
Aslında dolambaçlı bir yoldu.Eigentlich war es ein Umweg:
Aslında dolambaçlı bir yoldu.למעשה, עשינו זאת בעקיפין:
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Até estremeço se disser simples; é fácil de compreender.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Boję się nazwać ją prostą. Jest nieskomplikowana.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Dat wil niet zeggen dat ze simpel is: ze is rechttoe rechtaan, zonder franjes.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Ich möchte nicht sagen "einfach"; sie ist unkompliziert.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Je tremble à l'idée de dire simple ; elle est sans fioriture.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.단순하다고 하는 말에 몸서리가 쳐집니다. 이것은 간단합니다.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Me estremece decir simple; es sencilla.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Merem állítani; hogy ez egy különösen hasznos gép.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Mi-e teamă să spun simplu; este de încredere.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Oserei dire semplice; pragmatica.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Saya segan untuk mengatakan sederhana; namun dapat dilihat dengan jelas.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Tôi không dám nói là đơn giản; nó rõ ràng và dễ hiểu.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Τρέμω να την πω απλή, είναι κατανοητή.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Побиват ме тръпки да кажа проста; не, тя е обикновена.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.Я вздрагиваю от слова незатейливый; он простой в использовании.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.אני רועדת להגיד פשוטה; היא ישירה.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.أخشى ان أقول بسيطة؛ هي واضحة.
Basit deyince irkiliyorum dolambaçsız.複雑化されていないと言います 複雑にしないよう意図されたデザインです
Ben dolambaçsız anlatımlara inanmam. A kararı B sonucuna sebebiyet verir,Não acredito numa vida ou história escrita como "a decisão A levou à consequência B
Ben dolambaçsız anlatımlara inanmam.Ich glaube nicht an unkomplizierte Erzählungen.
Ben dolambaçsız anlatımlara inanmam.Ik geloof niet in rechtlijnige verhalen.
Ben dolambaçsız anlatımlara inanmam.Je ne crois pas aux récits très simples..