Ana içeriğe geç
Sözlük
/
bilezik

bilezik

/bi.leˈzic/
noun
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"bilezik" kelimesinin İngilizcesi: bangle, bangle, bracelet, bangle, bracelet. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbanglenoun
Genelbangle
Genelbracelet
Genelbangle
Genelbracelet
Genelbangle
Genelbracelet

Görsel

Koyu turuncu gökyüzü siluetli el bilezik fotoğrafıAltın Kaplama Renkli Taşlı Bilezik ve Süslü Aksesuar DetaylarıAltın Bilezik ve Yüzük Seti: Renkli Taşlarla Lüks Mücevher TasarımıDoğal Manzara Önünde Üst Üste Dizilmiş Kırmızı Taşlı Bilezik Yığını

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)bileziği
Yönelme (-e)bileziğe
Bulunma (-de)bilezikte
Çıkma (-den)bilezikten
Tamlayan (-in)bileziğin
Çoğul (-ler)bilezikler

Tanım

isim: Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka
İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça
Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka
Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç
argo: kelepçe

Atasözü & Deyim

Sanat altın bileziktir

Diğer Dillerde

Almancaarmband (nötr) /ˈarmˌbant/
bracelet; bangle; armlet (piece of jewellery or decoration worn on the arm)
çekim: çoğul Armbänder · tamlayan Armbandes
eş: Bracelet, Brasselett
zıt: Halsband
köken: From Arm + Band.
aile: Armbanduhr
Sie zerbrachen ihre Armreifen.Bileziklerini kırdılar.
FransızcaAnneau, joint circulaire, Bracelet (eril) /bʁa.slɛ/
bracelet
çekim: çoğul bracelets
köken: From Middle French bracelet, from Old French bracelet, diminutive form of bras (“arm”).
aile: bracelet électronique, bracelet-montre, montre-bracelet
Ils cassèrent ses bracelets.Bileziklerini kırdılar.
İspanyolcaajorca, brazalete, carcax, esclava, manilla, pulsera (dişil) /aˈxoɾka/
bracelet
çekim: çoğul ajorcas
eş: aljorca
köken: From Andalusian Arabic الشُّرْكَة (aš-šúrka), from Arabic شِرَاك (širāk).
Le rompieron sus pulserasBileziklerini kırdılar.
İtalyancabraccialetto, braccialetto da schiava, cerchietto (eril) /brat.t͡ʃaˈlet.to/
small bracelet, armlet · wristlet
çekim: çoğul braccialetti
köken: From bracciale + -etto.
Ruppero i suoi braccialetti.Bileziklerini kırdılar.
bracelet, bangle · handcuffs
çekim: çoğul брасле́ты · tamlayan брасле́та
köken: Borrowed from French bracelet.
Они сломали ее браслеты.Bileziklerini kırdılar.
و كسروا خلالخيلها.Bileziklerini kırdılar.
Farsçaالنگو /ʔæ.læŋ.ɡúː/
bangle, bracelet without clasp
çekim: çoğul النگوها
bracelet, bangle
çekim: çoğul bazubəndlər · tamlayan bazubəndin
köken: Borrowed from Persian بازوبند (bâzu-band).
Kazakçaбілезік /bɘleˈzɘk/
bracelet
çekim: çoğul білезіктер · tamlayan білезіктің
köken: From *bilezik (compare Old Turkic bilezük, bilerzük, bilersük (“bracelet”)), from a composition of the Proto-Turkic stems *bilek (“forearm”) + *yüŕük (“ring”). Cognate with Bashkir беләҙек (beləźek), Kyrgyz билерик (bilerik), билезик (bilezik), билездик (bilezdik), Southern Altai билезик (bilezik), билерик (bilerik), Uzbek bilaguzuk, Turkish bilezik (“bracelet”), Yakut биһилэх (bihileq,…
Özbekçebilaguzuk
Tatarcaбеләзек
Felemenkçearmband (eril) /ˈɑrm.bɑnt/
bracelet
çekim: çoğul armbanden
eş: armring, bracelet, polsbandje
köken: Compound of arm + band.
aile: slavenarmband
Ze braken haar armbanden.Bileziklerini kırdılar.
Ze droeg een gouden armband op het feest.
Ik kreeg een armband als verjaardagscadeau.
Het armbandje was versierd met kleine parels.
Portekizcebracelete, pulseira (eril) /bɾa.seˈlɛ.t͡ʃi/
bracelet (a band or chain worn around the wrist as jewelry or an ornament)
çekim: çoğul braceletes
köken: Borrowed from French bracelet.
Última secção: braçadeira verde.Son bölüm: yeşil bilezikler.
bracelet
çekim: çoğul βραχιόλια · tamlayan βραχιολιού
Της έσπασαν τα βραχιόλια της.Bileziklerini kırdılar.
Japoncaバングル, ブレスレット, 腕輪 /bã̠ŋɡɯ̟ɾɯ̟/
bangle
köken: Borrowed from English bangle.
彼女の娘、ラニはBileziklerini kırdılar.
Korece팔찌 /pʰa̠ʎt͡ɕ͈i/
bracelet, bangle
eş: 손목걸이, 팔목걸이, 비환, 완천, 팔가락지, 팔쇠
그녀의 팔찌를 부러뜨려버렸죠.Bileziklerini kırdılar.
팔찌를 끼다
Lehçebransoletka (dişil) /bran.zɔˈlɛt.ka/
bracelet, jewelry worn on the wrists or ankles
çekim: çoğul bransoletki · tamlayan bransoletki
köken: Etymology tree Polish bransoleta Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Polish -ka Polish bransoletka From bransoleta (“bracelet”) + -ka (“feminine diminutive suffix”).
Zniszczyli jej bransoletki.Bileziklerini kırdılar.
Всередині були таблички із іменами похованих.Bazı gömütlerde tunç levha bilezikler vardır.
armlet
çekim: çoğul अंगदों
köken: Borrowed from Sanskrit अङ्गद (aṅgada).
wristband · bracelet, strap (strap of a wristwatch or something else kept on the wrist)
çekim: çoğul rannekkeet · tamlayan rannekkeen
köken: ranne + -ke
aile: aktiivisuusranneke, turvaranneke, älyranneke
Minä koristin sinut koruilla, panin rannerenkaat käsiisi ja käädyt kaulaasi,takılarla süsledim. Bileklerine bilezikler, boynuna gerdanlık taktım.
Çekçenákotník, náramek (eril) /ˈnaːramɛk/
bracelet (a band or chain worn around the wrist)
çekim: çoğul náramky · tamlayan náramku
köken: From ná- + rámě + -ek.
aile: náramkový
Poslední část: zelené náramky, všichni je máme.Son bölüm: yeşil bilezikler.
Rumencebrățară, curea (dişil)
bracelet · armlet · bangle
çekim: çoğul brățări
köken: Inherited from Latin brachiāle, bracchiāle (“bracelet, armlet”), ultimately from bracchium (“arm”).
I-au rupt brăţările.Bileziklerini kırdılar.
Macarcakarkötő, karlánc, karszalag /ˈkɒrkøtøː/
bracelet, armlet
çekim: çoğul karkötők
köken: kar + kötő
Eltörték a karpereceit.Bileziklerini kırdılar.
İbraniceצָמִיד
הם שברו את האצעדות שעל ידיה.Bileziklerini kırdılar.
Latincearmilla, viria
bracelet, armlet · metal hoop, ring or ferrule
çekim: çoğul armillae · tamlayan armillae
köken: From Latin armus or arma.
aile: armillātus
Dancaarmbånd
I hver kæbehalvdel findes seks kindtænder.Bileklerinde toplam altı tane bilezik bulunur.
Endonezcegelang /ɡəˈlaŋ/
bracelet · a ring; a band or stripe that encircles something
çekim: çoğul gelang-gelang
köken: From Malay gelang, from Austroasiatic.
aile: bergelang, bergelang-gelang, gegelang, gelang-gelang, menggelang, pergelangan, gelang baja, gelang kana, gelang keroncong, gelang kunci
Sejak saat itu, pabrik tersebut memusatkan kegiatannya pada pembuatan jam tangan..Yapımevi bundan böyle bilezik-saat yapımına odaklanır .
Panda merah memiliki ekor yang bergelang.
Vietnamcavòng tay /vawŋ͡m˨˩ taj˧˧/
to fold one's arms (in front of the chest)
köken: vòng + tay.
Chương cuối cùng: băng tay xanh.Son bölüm: yeşil bilezikler.

Etimoloji

Inherited from Ottoman Turkish بلازك (bilâzik), بیلازیك (bilâzik), possibly from Proto-Turkic *bilek (“wrist”) + *yüŕük (“ring”).

Örnek Cümleler

Bu bilezik çok ucuz.
This bracelet is very inexpensive.
O güzel bir bilezik.
That's a beautiful bracelet.
Bileziklerini kırdılar.
They broke her bangles.
Ona elmas bir bilezik verdi.
He gave her a diamond bracelet.
Son bölüm: yeşil bilezikler.
Last section: green armband.
Gümüş bilezikler takınırlar.
Bracelets of silver will they wear.
O bir makrome bilezik yaptı.
She made a macrame bracelet.
Bu bilezik ondan daha pahalı.
This bracelet is more expensive than that one.
Gümüş bilezikler takınmışlardır.
And they will be adorned with bracelets of silver.
Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir.
And they will be adorned with bracelets of silver.
Tom bileklerine bilezikler takıyor.
Tom is wearing bangles on his wrists.
Tom Mary'ye altın bir bilezik verdi.
Tom gave Mary a gold bracelet.
bilezik ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
altın bilezikboru bileziğiek bileziğikuyu bileziği
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod