beyan etmek
verb
TR → EN
"beyan etmek" kelimesinin İngilizcesi: enunciate. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelenunciate
Çekim Tablosu
Geniş zamanbeyan edemem
Şimdiki zamanbeyan edebiliyor
Gelecek zamanbeyan edecek
Geçmiş zamanbeyan edemedi
Şartbeyan edemese
Gereklilikbeyan edememeli
Emirbeyan edeme
Tanım
•bildirmek, söylemek, ileri sürmek, anlatmak
Diğer Dillerde
to articulate (to clarify)
çekim: geçmiş artikulierte · ortaç artikuliert · şimdiki artikuliert · ulaç artikulierend
köken: From Latin articulare.
aile: Artikulierung, artikulierend, artikuliert
to enunciate
çekim: geçmiş enuncié · ortaç enunciado · şimdiki enuncia
eş: articular, decir, declarar, comunicar, exponer, expresar
köken: Learned borrowing from Latin ēnūntiāre (“to reveal, to express”).
La Convención afirma tener más de 16,6 millones de miembros en 44.000 iglesias por todo Estados Unidos. — GBT, Amerika Birleşik Devletleri çapında 44,000 kilisede toplam 16.6 milyon üyesi olduğunu beyan etmektedir.
Rusçaотчеканить, отчётливо произноси́ть, провозгласить, проговаривать, чеканить /ɐt͡ɕːɪˈkanʲɪtʲ/
to mint, to coin · to chase, to caulk · to utter distinctly, to punctuate
çekim: geçmiş отчека́нивший · ortaç отчека́нивший
köken: от- (ot-) + чека́нить (čekánitʹ)
Едва ли она, будучи женой молодого человека, отказалась бы от власти, к которой привыкла за двадцать лет. — Bir kız annesi olan Ayşe Düzkan, 1980'li yıllardan itibaren feminist olduğunu beyân etmektedir.
Felemenkçearticuleren /ɑr.ti.kyˈleː.rə(n)/
to articulate, enunciate (speak clearly) · to articulate (attack a note) · to articulate (form a joint or connect by joints)
çekim: geçmiş articuleerden · ortaç gearticuleerd · şimdiki articuleert · ulaç articulerend
köken: Borrowed from Latin articulāre.
to declare, state, give voice to; (literally: "I declare") · to formulate; (literally: "I formulate")
çekim: geçmiş διατύπωσα · ortaç έχοντας διατυπώσει · şimdiki διατυπώνει · ulaç διατυπώνοντας
İsveççeuttala /ˈʉːˌtɑːla/
to pronounce (to sound out a word) · to express (an opinion or the like) · to say (generally)
çekim: geçmiş uttalade · ortaç uttalad · ulaç uttalande
köken: From ut (“out”) + tala (“speak”). Compare Danish udtale, Norwegian uttale and Norwegian Nynorsk uttala.
Hur uttalas det här ordet?
uttala en dom
Lehçewymawiać, wymówić, wypowiadać, wypowiedzieć /vɘˈma.vjat͡ɕ/
to pronounce, to articulate, to say · to terminate, to cancel (e.g. a contract) · to reproach
çekim: geçmiş wymawiano · şimdiki wymawia
eş: artykułować, wypowiadać, wypominać, reg. śl. wyczytać, wypowiadać
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *úd Proto-Balto-Slavic *ū́ Proto-Slavic *vy- Old Polish wy- Proto-Indo-European *mlewH-der. Proto-Slavic *mъ̀lva Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Proto-Slavic *mъlviti Old Polish mówić Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-éh₂ Proto-Indo-European *-yéti Proto-Indo-European *-eh₂yéti…
aile: wymawialny
Jak należy wymawiać to słowo?
to pronounce, enunciate, articulate
çekim: geçmiş ääntänyt · şimdiki ääntäisi · ulaç ääntävä
köken: ääni (“sound”) + -tää
aile: äänne, äännin, äännäntä, äännös, ääntiö, ääntäjä, ääntäminen, ääntämys, ääntö, äännehtiä
Çekçeartikulovat, vyslovovat /ˈartɪkulovat/
to articulate (to pronounce syllables clearly)
çekim: geçmiş artikulovavše · ortaç artikulovala · şimdiki artikuluje
Bulgarcaизговарям, произнасям /izɡoˈvarʲɐm/
to pronounce, to utter, to say (to sound out a word or words)
çekim: geçmiş none · ortaç изгова́рян · şimdiki изгова́ря · ulaç изгова́рящ
İrlandacafuaimnigh /ˈfˠuəmʲnʲə/
to sound (convey an impression by sound) · to pronounce, articulate, enunciate · to resound
çekim: geçmiş fuaimnithe · ortaç fuaimnithe · şimdiki fuaimníonn sé
köken: From Middle Irish *fúaimnigid. By surface analysis, fuaim + -nigh. Cognate with Scottish Gaelic fuaimnich.
aile: aisfhuaimnigh
Makedoncaизго́вори
Etimoloji
Inherited from Ottoman Turkish بیان ایتمك (beyan etmek, “to declare, announce”), from Old Anatolian Turkish بیان ایتمك (beyān ẹtmek, “to declare, to proclaim”). By surface analysis, beyan (“declaration”) + etmek (“to do, to make”).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar.
But those who had lied to God and His Prophet stayed at home doing nothing.
Ve ekliyor: "Bu hiçbir erkek tarafından yönetilmemiş bir kadının aklındakilerini beyan etmektir.
He would say, "Women do this to be with other men and their husbands never found out".
1981 yılındaki nüfus sayımında uyruklarını beyan etmek istemeyenlerin oranı sadece yüzde 0,05'ti.
In the 1981 census, only 0.05% of citizens did not want to declare their nationality.
Bu kadar küçük bir yüzde eklendiğinde üretici harmanı etiket üzerinde beyan etmek zorunda kalmadı.
With such a small percentage added, the producer wasn't obliged to declare the blend on the label.
İlgili Sorular
Üniversite mali yardımı formunda maddi bağışları beyan etmek zorunlu mu?
Boşanma dilekçesinde ayrılık süresini yanlış beyan etmek hangi sorunlara yol açar?
Araç şoförlüğünde sözleşmeli hizmet gelirini beyan etmek için hangi 1099 formu gerekir?
Bir suç anlaşmasında verilen beyanı daha sonra revize etmek mümkün müdür?