Ana içeriğe geç
Sözlük
/
baskı yapma

baskı yapma

"baskı yapma" kelimesinin İngilizcesi: bullying. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbullying

Diğer Dillerde

to harass, torment
çekim: geçmiş drangsalierte · ortaç drangsaliert · şimdiki drangsaliert · ulaç drangsalierend
köken: Drangsal + -ieren
aile: Drangsalierung
Ein Diktator kann nicht ohne Macht leben. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Fransızcaharcèlement (eril) /aʁ.sɛl.mɑ̃/
harassment; bullying
çekim: çoğul harcèlements
köken: From harceler + -ment.
aile: harcèlement sexuel
Elle ne le pressa pas. — O ona baskı yapmadı.
harassment · bullying
çekim: çoğul acosos
eş: acosamiento, aplique, hostigamiento, hostigamiento
köken: Deverbal from acosar.
aile: acoso callejero, acoso escolar, acoso laboral, acoso sexual, antiacoso, ciberacoso
Un dictador no puede vivir sin la fuerza. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
İtalyancabullismo (eril)
bullying
çekim: çoğul bullismi
köken: From bullo + -ismo.
aile: cyberbullismo
Un dittatore non può fare a meno dell'uso della forza. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
لا يستطيع الدكتاتور أن يعيش بدون استخدام القوة — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Azericezorbalıq
Portekizceabuso, assédio, intimidação, vexação (eril) /aˈbu.zu/
abuse
çekim: çoğul abusos
köken: Borrowed from Latin abūsus.
aile: abusar, abusivo, abuso de autoridade
Um ditador não pode viver sem força. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Yunancaνταηλίκι
η συμπεριφορά του νταή
eş: παλικαρισμός, ζοριλίκι
Ένας δικτάτορας δεν μπορεί να ζήσει χωρίς βία. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
「いじめる」の未然形及び連用形。
彼らは人々に 恐れを持って生きることを望んでいたのです — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Korece괴롭힘, 이지메, 핍박 /id͡ʑime̞/
bullying
köken: Borrowed from Japanese 苛(いじ)め (ijime).
독재자는 지배력 없이 살 수 없습니다. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
İsveççemobbning
bullying
çekim: çoğul mobbningar · tamlayan mobbnings
köken: mobba + -ning. Attested since 1969.
En diktator klarar sig inte utan styrka. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
mobbning i skolan
Lehçeznęcanie się
Dyktator nie przetrwa bez siły. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Hintçeदादागिरी (dişil) /d̪ɑː.d̪ɑː.ɡɪ.ɾiː/
bullying · hooliganism, gangsterism
çekim: çoğul दादागिरियाँ
köken: दादा (dādā) + -गिरी (-girī)
Fincekiusaaminen, pakottaminen /ˈkiu̯sɑːminen/
verbal noun of kiusata · harassment
çekim: çoğul kiusaamiset · tamlayan kiusaamisen
köken: kiusata + -minen
aile: koulukiusaaminen, nettikiusaaminen, työpaikkakiusaaminen, verkkokiusaaminen
Çekçešikana, šikanování (dişil) /ˈʃɪkana/
bullying · chicane
çekim: çoğul šikany · tamlayan šikany
eş: šikanování, rozrážeč
köken: Borrowed from German Schikane, from French chicane.
Dancamobning
bullying · victimization · harassment
çekim: çoğul mobninger · tamlayan mobnings
köken: From mobbe + -ning. Cf. also English mobbing.
aile: cybermobning, sexmobning
Vietnamcaăn hiếp, bắt nạt /ʔan˧˧ hiəp̚˧˦/
to bully
köken: ăn + hiếp.
aile: ma cũ ăn hiếp ma mới
Một kẻ độc tài không thể tồn tại nếu không có vũ lực. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Диктатор не може да живее без сила. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Slovakçašikanovanie (nötr) /ʃikanɔvaɲɪ̯e/
bullying
köken: Verbal noun of šikanovať (šikanov(ať) + -anie).
Diktátor nemôže žiť bez sily. — Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
Slovenceustrahovanje
Litvancapatyčios
Letoncaņirgāšanās
İrlandacabulaíocht (dişil)
bullying
çekim: tamlayan bulaíochta
köken: From bulaí + -acht.
İzlandacaeinelti /ˈeiːnɛl̥tɪ/
bullying, mobbing · interception
çekim: tamlayan eineltis
aile: leggja í einelti, eineltiratsjá, jarðstýrt einelti
Arnavutçabullizëm
the act of frightening or terrorizing
çekim: çoğul ահաբեկումներ
köken: ահաբեկել (ahabekel) + -ում (-um)

Örnek Cümleler

Ona baskı yapma.
Don't pressure him.
Bana baskı yapma.
Don't pressure me.
O ona baskı yapmadı.
She didn't press him.
Yoshida, baskı yapma.
Yoshida, don't stress.
Matt ona baskı yapmadı ve Dr.
Matt did not pressure him, and Dr.
Sana baskı yapmak istemiyorum.
I don't wanna press you.
Onu yapmak için bize baskı yapma.
Don't force us to do that.
Onu yapmak için bana baskı yapma.
Don't force me to do that.
Bir açıklama için ona baskı yapmadı.
He didn't press her for an explanation.
Diktatörler baskı yapmadan yaşayamaz.
A dictator cannot live without the force.
O, ona bir açıklama için baskı yapmadı.
She didn't press him for an explanation.
Serigrafi, bir seri baskı yapma şeklidir.
Here is an animation of an exeligmos series.
baskı yapma ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod