Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çocuk bakıcısı

çocuk bakıcısı

"çocuk bakıcısı" kelimesinin İngilizcesi: babysitter. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbabysitter

Tanım

•çocuğun günlük bakımını, beslenmesini, fiziksel güvenliğini sağlama ile çocuğun yaşına uygun basit etkinlik malzemelerini hazırlama işlemlerini, eğitim uzmanının veya ailenin gözetim ve denetiminde ve belirli bir süre içerisinde yapma bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişi
•Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kadın

Diğer Dillerde

babysitter
çekim: çoğul Babysittern · tamlayan Babysitters
köken: Unadapted borrowing from English babysitter.
Sie war Babysitter und Programmorganisatorin zugleich.
Fransızcababy sitter
carer; babysitter
çekim: çoğul añas
köken: Borrowed from Basque [Term?].
babysitter
köken: Verb-object compound, composed of bada (“to look after”) + bimbi (“babies”).
I suoi genitori lo lasciarono ad un campo estivo, ma non tornarono più a riprenderselo. — Ailesi onu çocuk bakıcısıyla bırakıp tatile gitmiştir fakat asla geri dönmemiştir.
Azericedayə /ˈda(ː)jæ/
nanny · babysitter · wet nurse
çekim: çoğul dayələr · tamlayan dayənin
Felemenkçebabyoppas, kinderoppas, oppas, wiegewacht (eril) /ˈkɪn.dərˌɔ.pɑs/
babysitter · babysitting, childcare
çekim: çoğul kinderoppassen
eş: babysitter, babysitster
köken: From kinder (“child”, compound form of kind) + oppas (“supervision, babysitter”).
Zijn vrouw greep zijn dochter en verdween en kwam nooit weer terug. — Ailesi onu çocuk bakıcısıyla bırakıp tatile gitmiştir fakat asla geri dönmemiştir.
Portekizcebabá (dişil) /baˈba/
nanny; babysitter (child’s nurse)
çekim: çoğul babás
köken: Child speech.
aile: babá eletrônica
που ασχολείται με τη φύλαξη και τη φροντίδα μικρών παιδιών όταν απουσιάζουν οι γονείς τους από το σπίτι
Japoncaベビーシッター, 子守 /be̞bʲiːɕit̚ta̠ː/
babysitter
köken: From English babysitter.
Korece베이비시터 /pe̞ibiɕ͈itʰʌ̹/
babysitter (baby or child caretaker)
eş: 파출부, 가정부, 보모, 유모
köken: Borrowed from English babysitter.
İsveççebarnvakt
babysitter
çekim: çoğul barnvakter · tamlayan barnvakts
köken: From barn + vakt.
Lehçeniania, opiekunka (dişil) /ˈɲa.ɲa/
nanny (child's nurse)
çekim: çoğul nianie · tamlayan niani
eş: opiekunka
köken: Nursery speech.
aile: niańczyć
Hintçeआया, दाई, बेबीसिटर (dişil) /ɑː.jɑː/
ayah: nurse maid, nurse
çekim: çoğul आयाएँ
köken: Borrowed from Portuguese aia.
Fincelapsenkaitsija, lapsenvahti /ˈlɑpsenˌkɑi̯tsijɑ/
babysitter
çekim: çoğul lapsenkaitsijat · tamlayan lapsenkaitsijan
köken: lapsen (genitive) + kaitsija
Hänen naimaton äitinsä lähti pian synnytyksen jälkeen tiehensä eikä ikinä palannut. — Ailesi onu çocuk bakıcısıyla bırakıp tatile gitmiştir fakat asla geri dönmemiştir.
Çekçedozor u dítěte
Rumencebonă, doică (dişil)
nanny (nursemaid)
çekim: çoğul bone · tamlayan bone
köken: Borrowed from French bonne.
Macarcabébiszitter, dadus, pótmama /ˈbeːbisitːɛr/
babysitter
çekim: çoğul bébiszitterek
köken: From English babysitter, adapting the first element in accordance with Hungarian pronunciation but retaining the double tt in writing, despite the original pronunciation.
Kell nekünk egy új pesztonka. — Yeni bir çocuk bakıcısına ihtiyacımız var.
Latinceinfantaria
A babysitter.
çekim: çoğul babysittere · tamlayan babysitters
köken: Borrowed from English babysitter.
aile: babysitte
Norveççebarnevakt
Endonezcepengasuh, pengasuh anak, pramusiwi /pəˈŋasuh/
caretaker, carer (a person who looks after another person) · fosterer (who is designated to care for and nurture someone) · guardian
çekim: çoğul pengasuh-pengasuh
köken: Affixed peng- + asuh
Баща му е морски биолог, а майка му – домакиня. — Babası bir deniz biyoloğu annesi ise çocuk bakıcısı idi.

Örnek Cümleler

Çocuk bakıcısına kibar ol.
Be nice to the babysitter.
Tom iyi bir çocuk bakıcısı.
Tom is a good babysitter.
Anne bir çocuk bakıcısı arıyor.
The mother is looking for a babysitter.
Bize yeni bir çocuk bakıcısı lâzım.
We need a new babysitter.
Yeni bir çocuk bakıcısına ihtiyacımız var.
We need a new babysitter.
Tom çocukları için bir çocuk bakıcısı tuttu.
Tom got a babysitter for his children.
Mary, gençken çocuk bakıcısı olarak çalışmış.
Mary worked as a babysitter when she was a teenager.
Sana çocuk bakıcısının adını söylemeyi unuttum.
I forgot to tell you the babysitter's name.
Bu kadar kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadım.
I wasn't able to find a babysitter on such short notice.
İyi bir çocuk bakıcısı bulabildiğim için şanslıydım.
I was lucky that I was able to find a good babysitter.
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.
Tom wasn't able to find a babysitter on such short notice.
Çocuk bakıcısı bebeği şarkı söyleyerek uyutmaya çalıştı.
The babysitter tried to sing the baby to sleep.
çocuk bakıcısı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod