Sami misilleme yaptı.
Sami retaliated.
O misilleme yapabilir.
He might retaliate.
Misilleme yapmak istiyor.
He wants to retaliate.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.
He did not retaliate.
Ancak Jericho ona sandalye attı ve diskalifiye oldu.
Jericho retaliated by throwing a chair at Mysterio and was disqualified.
Eğer azab edecekseniz, size yapılan azab kadar azab edin.
If you were to retaliate, retaliate to the same degree as the injury done to you.
Fakat yerleşikler kızılderililere saldırmaya devam ettiler.
Settlers retaliated with attacks on Indians.
Nasıl o kadar pasif olabilirsin? Neden misilleme yapmıyorsun?
How can you be so passive? Why don't you retaliate?
Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin.
If you were to retaliate, retaliate to the same degree as the injury done to you.
Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin misliyle ceza verin.
If you were to retaliate, retaliate to the same degree as the injury done to you.
'Yaşasın barışçıl devrim,' çünkü asla şiddetle karşılık vermeyeceğiz.
"Long live a peaceful revolution," because we will never retaliate with violence.
Ceza verecek olursanız, size yapılan muamelenin misliyle cezalandırın.
If you were to retaliate, retaliate to the same degree as the injury done to you.