let alone

EN → TR
"let alone" kelimesinin Türkçesi: bırak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelbırak

Görsel

Hevesi bırak, nefesim bile kursağımda kalıyor artık.Tel rafların üzerinde soğumaya bırakılmış çikolata parçalı muffinlerEkmeği bırakmıyor, bakışına bak.Dev Kırmızı Mantarların Gölgede Bıraktığı Masalsı Orman Evi ve Doğa Manzarası

Tanım

•leave unchanged or undisturbed or refrain from taking
•much less

Atasözü & Deyim

“Bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma)”
“Eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)”
“Misafir on kısmetle gelir; birini yer, dokuzunu (evde) bırakır”
“Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin”

Diğer Dillerde

İspanyolcaademás de, así como, dejar, dejar en paz, menos aún, ni qué hablar de
İtalyancacome anche, così come, figuriamoci, nonché, per non parlare di
Rusçaне говоря́ уже́, тем бо́лее
Arapçaنَاهِيك
Farsçaچه برسه
Felemenkçegezwegen van, laat staan, met rust laten, om maar te zwijgen van
Japoncaどころか, もちろん
Korece커녕
İsveççeän mindre, lämna i fred, och ännu mindre
Çekçenatož
Rumencece să mai vorbim, darămite, nici vorbă
Macarcahát még, még kevésbé, nem is beszélve, nemhogy, végképp
İbraniceלא כֹּל שֶׁכֵּן, עַל אַחַת כַּמָּה וְכַמָּה, קַל וָחֹמֶר
Latincenedum
Dancaend mindre, endnu mindre, endsige
Norveççeenn si
Endonezceapalagi
Bulgarcaка́мо ли
Slovakçaa samozrejme, a už vôbec nie, nehovoriac o
Slovencekaj šele, pustiti pri miru
Ermeniceէլ չասած, ուր մնաց

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Let alone offend her.
Let alone offend her.
Koşmayı bırak, yürüyemiyorum bile.
I can't even walk, let alone run.
Yazmak şöyle dursun, okuyamaz bile.
He can't even read, let alone write.
Bırak bir doları bir sentim bile yok
I don't have a cent, let alone a dollar.
Değil altın versin millete, insanlara.
let alone giving people gold.
Koşmak şöyle dursun, yürüyemiyorum bile.
I can't even walk, let alone run.
O, Fransızcayı bırak İngilizce konuşmaz.
She doesn't speak English, let alone French.
Tabii bir de programlama hataları vardı.
let alone having, you know, software problems.
Sarhoş olamadan tüm şarabınız bitti hemen
I can drink thirty bowls, let alone three.
Fransızcayı bırak konuşmayı okuyamam bile.
I can't read French, let alone speak it.
Koşmak şöyle dursun, neredeyse yürüyemiyor.
She can hardly walk, let alone run.
Almanca şöyle dursun, İngilizce anlamıyorum.
I don't understand English, let alone German.