decrepit
/dɪˈkɹɛp.ɪt/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"decrepit" kelimesinin Türkçesi: eskimiş, yıpranmış, hemenhemen işlemez hale gelmiş, ihtiyarlıktan zayıflamış, eli ayağı tutmaz.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneleskimiş
Genelyıpranmış
Genelhemenhemen işlemez hale gelmiş
Genelihtiyarlıktan zayıflamış
Geneleli ayağı tutmaz.
Görsel




Tanım
•lacking bodily or muscular strength or vitality
Diğer Dillerde
Fransızcadécati, décrépit
İspanyolcadecrépito, destartalado, ruinoso, venido a menos
İtalyancabarbogio, decrepito, rincoglionito
Rusçaве́тхий, дря́хлый, не́мощный
Arapçaهَرِم
Farsçaفرتوت
Felemenkçeafgedragen, versleten
Japoncaやつれた
İsveççeutsliten
Hintçeजर्जर
Fincekulunut, raihnainen
Latincedēcrepitus
Norveççeutslitt
Bulgarcaвехт, грохнал
Katalancadecrèpit
Galcellegach, musgrell
Afrikancauitgeput
Khmerceទុំ
Etimoloji
From Middle English decrepyt (ante 1439), from Middle French décrépit, from Latin dēcrepitus (“very old”), from crepō (“to creak”).
Örnek Cümleler
Oh, babam biraz kötüleşiyor.
Oh, Dad's getting a bit decrepit.
İhtiyar ve zayıf formuna rağmen Hag Countess aslında çok güçlüdür.
Despite her decrepit form, the Hag Countess was actually very powerful.
Sıcak bir gündü ve duvardaki delik bu eski yıkı duvar üzerindeydi.
So it was a warm day, and the hole in the wall was on that decrepit old building.
Doğarsınız, orta yaşta zirveye çıkar ihtiyarlıkta güçten düşersiniz.
You're born, you peak at midlife and decline into decrepitude.
(Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır.
"How can I have a son, O Lord" he said, "when my wife is barren and I am old and decrepit?"
Holly Black, New Jersey'deki Viktorya tipi yıkık dökük bir evde doğdu.
Holly Black was born in a decrepit Victorian house in New Jersey.
Zekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.
"How can I have a son, O Lord" he said, "when my wife is barren and I am old and decrepit?"
"Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir? Karım kısır, bense alabildiğine yaşlıyım," dedi.
"How can I have a son, O Lord" he said, "when my wife is barren and I am old and decrepit?"
Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.
"How can I have a son, O Lord" he said, "when my wife is barren and I am old and decrepit?"
Bu köhne ve fantastik sarayda sırtında korkunç bir elektirikli kutu... ...öylece duruyordu.
And there he is, with this horrible electrical box on his rump in this fantastic, decrepit palace.